Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 62
“Yıldız Savaşları'nın Bilgisayar Programı üzerine
Bu programda hata bulunmadığını kim garanti edebilir?
106 yaşında bir nine, bir gün ilkokula kaydolması gerektiğini öğreniyor. Ne mi oldu? Bilgisayar yanıldı. Artık radyoda, televizyonda, basında “Bilgisayar yollu bir ifade, geçerli ve neredeyse dokunulmazlık taşıyan bir mazeret haline geldi. Ne de olsa, bir ev bilgisayarına sahip olan herkes, bir programın parazitlerinden arındırılmasının ne kadar meşakkatli bir iş olduğunun bilincindedir. Hem zaten, 106 yaşındaki ninenin ilkokula çağrılması, kadıncağız için yarattığı sorunlar bir yana, eninde sonunda bir hoşluk olarak görülebilir, gülünüp geçilebilir. Ama bir de şunu düşünün: Deniz mili yerine “kadem””' ölçüsü ile programlandığı için, bir füze savunma sistemi hedefini şaşırıyor; stratosferdeki deneme füzesi yerine, İstanbul- Paris seferini yapmakta olan yolcu uçağını lazer bombardımanına tabi tutuyor. Böyle bir kaygı haksız mı? Bilgisayar hataları, yeterli özen gösterildiğinde, daha programlama aşamasında önü alınabilecek parazitlerden ibaret değil midir? Kesinlikle hayır! Tüm programlama çalışmalarının çoğunun yeni gelişmelere değil de bakıma ilişkin programlara ayrıldığı, bilinen ve pek çok araştırma ile desteklenmiş bir veridir. Bu bağlamda, hataların giderilmesi de “bakım”' sayılmaktadır. Şimdi Yıldız Savaşları projesinin, ya da daha ciddi adıyla ““Stratejik Savunma ne olduğunu hatırlayalım. Projenin hedefi, düşman atom füzelerini mümkün olabildiğince erken keşfedip, daha ilk harekete geçiş aşamasında imha etmek. Bunun için de lazer silahlarından yararlanılacak.
SDI (Stratejik Savunma Girişimi): Geleceğin savaş alanına egemen olacak güç ancak Bilgisayardır
Demek ki, geleceğin savaş alanı tümden otomatik bir görünüme kavuşacak, bilgisayarların denetimine tâbi olacak ve insanın etkisinden büyük ölçüde sıyrılacaktır. Birleşik Devletler'in Başkanı bile “Yıldız Savaşları'”- nın başlatılması konusunda karar alma gücüne sahip olamayacaktır. Bu durum, şimdiye kadarki tecrübeler ışığında hatalardan arındırılmış bir yazılımın geliştirilme şansının ne denli az olduğunun bilinmesiyle gerçekten kaygı uyandırıcı olmaktadır.
Bugün için henüz tasarımlanamayacak düzeyde yüksek bir iş kapasitesi
Uçuşa geçen düşman füzelerini yakalamak ve imha etmek görevi bugünkü yüksek verimli bilgisayarların kapasitesini aşan son derece karmaşık özellikler içermektedir. * Yüksek oranda paralel işlem yapılması ve tüm bilgisayarların el atmakla yükümlü oldukları verilerin merkezi olmayan bir tarzda depolanması zorunluğu vardır. * Savunma, dikkatini düşman alana ve özellikle uzun ve kritik bir aşama olan ilk harekete geçiş aşamasına yoğunlaştırmak zorundadır. * İşlem süreçleri epey uzun süren sinyal akışı zamanlarına rağmen (ağın büyüklüğünden ötürü binde bir saniyelik birkaç süre), içinde füzenin durumunu değiştirdiği hıza ayak uydurmak zorundadırlar. İşlemlerin gerçekzamanda (real-time) yapılması gerekiyor. * Sistemden beklenen şeyler büyük ölçüde bilinmemektedir. (Örneğin düşman savunma sisteminin özellikleri). Ve bu beklentiler sürekli değişmektedir. * Savunma sistemi görev yaparken kısmen tahrip edilebilecektir (örneğin, nükleer patlamaların elektronik üzerine yaptığı elektro-manyetik şok etkisiyle). Ama sistem buna rağmen güvenli bir tarzda çalışmak zorundadır. * Tamamlanmış bir sistem hiçbir zaman somut koşullarda sınamaya tabi tutulamaz (meğer ki bir atom savaşı denemesi yapılsın). Oysa böyle bir test büyük yazılım paketlerinin (özellikle “gerçek zaman” işlemli) işlevlerini yerine getirebilmeleri için bugüne kadar vazgeçilmez bir koşul olarak kalmıştır. Bu niteliklere ancak donanım en aşırı talepleri yerine getirecek düzeyde olduğu zaman ulaşılabilir. Ama *““Battle Management (Savaş yönetimi sistemi) yazılım daha da büyük önem taşır. Bu program (kapsamının 10 ila 100 milyon satırdan oluşacağı tahmin edilmektedir) hakkında 1984 yılının Şubat ayında “Fletcher Raporu”'nda bilgi verilmiştir. Bu raporda örneğin ağ'ın düğüm başlarındaki bilgisayarların saniyede 10 milyon ile 1 milyar arasında hesaplama işlemini yapmakla yükümlü oldukları kabul edilmektedir. Çok kısa bir süre içinde önde gelen yazılım uzmanları SDI-yazılım projesinin aşağıda belirtilen şu üç durumdan birinden dolayı başarısızlığa mahküm olduğundan kuşku duymaya başladılar: 1- Sistem, karmaşıklığından ötürü kurulamayacaktır. 2- Sistem, gerçi ortaya çıkarılabilecektir, ama ilk görev anında başarısızlığa uğrayacaktır. 3- Sistem kurulabilecektir, ama hata yapmaya eğilimli yapısı dolayısıyla “savunma olayı''nı durup dururken harekete geçirebilecektir, (kasıtlı olarak çıkarılmayan bir atom savaşı tehlikesi). Hatta son madde SDI projesinin başarı şansının (başarı kelimesini tırnak içine almak gerekirdi) ancak ilk darbeyi vurması halinde sözkonusu olabileceği yolunda mantıksal bir çıkarıma götürüyordu: Bir incelemede ifade edildiği gibi ““SDI ve ilk darbe özdeş ikizler Şimdi David L.Parnas'ın söylediklerine kulak verelim. David Parnas 41 yaşında bir bilgi-işlem profesörü 1985 yılı Haziran ayında Bakanlığı Stratejik Savunma Girişimi Savaş Yönetimi Bilgisayarla Destekleme Komitesi”'ne atanmış. İlk oturumdan sonra da istifa etmiş. Parnas istifa nedenini açıklarken SDI-Savaş Yönetimi-Yazılım projesinin gerçekleşebilirliğine ilişkin mitosun sürdürülmesi için hiçbir gerekçe bulamadığını ifade etmiş ve bu kararında siyasi bir tercihin rol oynamadığını belirtmişti: “SDI-Programını eleştiren başka birçok bilim adamının aksine bugüne dek benim savunma çabalarına ya da Savunma Bakanlığı'nca finanse edilen araştırmalara hiçbir itirazım olmamıştı” diyen Parnas'in SDI'nin hedeflerinin bugünkü sistemlerle elde edilemeyeceğine ve SDI Örgütü'nün paralarının israf edildiğine ilişkin yargısı onun “yazılım konusundaki 20 yılı aşan tecrübesine ve bu süre içinde programların askeri uçaklarda devreye sokulması ile ilgili olarak yapmış olduğu 8 yıldan daha çok süren bir araştırma etkinliğine dayanmaktadır. Parnas'ın düşüncelerini anlamak için onun temellendirmesindeki önemli noktaları en azından tezler halinde bilmek gerekiyor: 1- Yazılım güvenli değildir. Çünkü çok sayıda büyüklük düzenlerinde yazılım donanımdan daha karmaşıktır ve farklı durumlara ilişkin olarak bu denli yüksek bir sayı bilinen tekniklerle ve matematiksel yöntemlerle yazılıma egemen olmanın mümkün olmadığına işaret etmektedir. 2- SDI-Yazılımı, henüz şu anda bilinmeyen örneğin aşırı hızda işlem yapmaya ilişkin talepleri karşılamak zorunda kalacağı için daha da güvenilmez olacaktır. Çünkü şu anda yürütülmekte olan yazılım taleplerin bilinmesine rağmen hatadan arındırılmış değildir. 3- Yazılım, “paralel işlem getirdiği sorunların üstesinden gelemeyen eskimiş yöntemlere göre geliştirilmektedir. Modern yöntemlerin kullanıldığı yerlerde ise yazılımın geliştirilmesi ile başka teknik ürünlerin üretilmesi arasındaki temel farklar gene de ortadan kaldırılamaz.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 63
dir. * Savunma sistemi görev yaparken kısmen tahrip edilebilecektir (örneğin, nükleer patlamaların elektronik üze- rine yaptığı elektro-manyetik şok et- kisiyle). Ama sistem buna rağmen gü- venli bir tarzda çalışmak zorundadır. * Tamamlanmış bir sistem hiçbir za- man somut koşullarda sınamaya tabi tutulamaz (meğer ki bir atom savaşı denemesi yapılsın). Oysa böyle bir test büyük yazılım paketlerinin (özellikle “gerçek zaman” işlemli) işlevlerini ye- rine getirebilmeleri için bugüne kadar vazgeçilmez bir koşul olarak kalmış- tır. Bu niteliklere ancak donanım en aşırı talepleri yerine getirecek düzey- de olduğu zaman ulaşılabilir. Ama *““Battle Management (Savaş yönetimi sistemi) yazılım daha da bü- yük önem taşır. Bu program (kapsa- mının 10 ila 100 milyon satırdan olu- şacağı tahmin edilmektedir) hakkın- da 1984 yılının Şubat ayında “Fletc-
her Raporu”'nda bilgi verilmiştir. Bu raporda örneğin ağ'ın düğüm başla- rındaki bilgisayarların saniyede 10 milyon ile 1 milyar arasında hesapla- ma işlemini yapmakla yükümlü ol- dukları kabul edilmektedir. Çok kısa bir süre içinde önde gelen yazılım uzmanları SDI-yazılım proje- sinin aşağıda belirtilen şu üç durum- dan birinden dolayı başarısızlığa mah- küm olduğundan kuşku duymaya baş- ladılar: 1- Sistem, karmaşıklığından ötürü kurulamayacaktır. 2- Sistem, gerçi ortaya çıkarılabile- cektir, ama ilk görev anında başarı- sızlığa uğrayacaktır. 3- Sistem kurulabilecektir, ama ha- ta yapmaya eğilimli yapısı dolayısıy- la “savunma olayı''nı durup dururken harekete geçirebilecektir, (kasıtlı ola- rak çıkarılmayan bir atom savaşı teh- likesi). Hatta son madde SDI projesinin başarı şansının (başarı kelimesini tır-
nak içine almak gerekirdi) ancak ilk darbeyi vurması halinde sözkonusu olabileceği yolunda mantıksal bir çı- karıma götürüyordu: Bir incelemede ifade edildiği gibi ““SDI ve ilk darbe özdeş ikizler Şimdi David L.Parnas'ın söyledik- lerine kulak verelim. David Parnas 41 yaşında bir bilgi-işlem profesörü 1985 yılı Haziran ayında Bakan- lığı Stratejik Savunma Girişimi Savaş Yönetimi Bilgisayarla Destekleme Ko- mitesi”'ne atanmış. İlk oturumdan sonra da istifa etmiş. Parnas istifa nedenini açıklarken SDI-Savaş Yönetimi-Yazılım projesi- nin gerçekleşebilirliğine ilişkin mito- sun sürdürülmesi için hiçbir gerekçe bulamadığını ifade etmiş ve bu kara- rında siyasi bir tercihin rol oynama- dığını belirtmişti: “SDI-Programını eleştiren başka birçok bilim adamının aksine bugüne dek benim savunma çabalarına ya da Savunma Bakanlığı'nca finanse edilen araştırmalara hiçbir itirazım olmamış- tı” diyen Parnas'in SDI'nin hedefle- rinin bugünkü sistemlerle elde edile- meyeceğine ve SDI Örgütü'nün para- larının israf edildiğine ilişkin yargısı onun “yazılım konu- sundaki 20 yılı aşan tecrübesine ve bu süre içinde programların askeri uçak- larda devreye sokulması ile ilgili ola- rak yapmış olduğu 8 yıldan daha çok süren bir araştırma etkinliğine dayan- maktadır. Parnas'ın düşüncelerini anlamak için onun temellendirmesindeki önem- li noktaları en azından tezler halinde bilmek gerekiyor: 1- Yazılım güvenli değildir. Çünkü çok sayıda büyüklük düzenlerinde ya- zılım donanımdan daha karmaşıktır ve farklı durumlara ilişkin olarak bu denli yüksek bir sayı bilinen teknik- lerle ve matematiksel yöntemlerle ya- zılıma egemen olmanın mümkün ol- madığına işaret etmektedir. 2- SDI-Yazılımı, henüz şu anda bi- linmeyen örneğin aşırı hızda işlem yapmaya ilişkin talepleri karşılamak zorunda kalacağı için daha da güve- nilmez olacaktır. Çünkü şu anda yü- rütülmekte olan yazılım taleplerin bi- linmesine rağmen hatadan arındırılmış değildir. 3- Yazılım, “paralel işlem getir- diği sorunların üstesinden gelemeyen eskimiş yöntemlere göre geliştirilmek-