Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 10
Olması gereken değer | olanla Miktar | aynı mı | yönlendir | Saptaması Adımları | değer
Ayarlanan Miktar
Şekil 5: Ayarlama Döngüsünün Devre Tablosu.
Gerekli ayarlama işlemleri ve “olan değer”lerin kaydedilmesi User-Port'u üzerinden yürütülmektedir.
Bu söylediklerimizle, C-64'ün ölçme-yöneltme-ayarlama konusunda nasıl görev yaptığına sadece bir örnek vermiş olduk. Siz ise, bilgisayarınızla akvaryumun ısısını ayarlayabilir, çiçekleri sulayabilir ya da kalorifer tertibatınızı ayarlayabilirsiniz. Ama en iyisi, sizin imgelem gücünüzün önüne sınırlar koymayalım. O
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 11
Roger Draper
1960'larda, bugün SRI International adı verilen bir şirketteki araştırmacılar, hareketli bir yapımını diler. Bir televizyon kamerasıyla ve ayrı bir minikompütere radyo linki bağlantısıyla donatılmış olan “Titrek” adlı bir tekerlekli araba, programlanmış komutlara göre hareket ediyordu. Örneğin odanın bir ucundan diğerine gitme komutunu aldığında, kamera robotun o andaki rotasının imgelerini oluşturuyordu. Bu imgeler, basılmış fotoğraflar gibi, ışığın varlığını ya da yokluğunu temsil eden noktalardan oluşuyordu. Noktaların bu düzenlenişi, minikompütere yükleniyor; minikompüter de bunları “dijitalize ediyor” yani bir dizi ardışık 1 ve 0'lara döküyordu. Görsel örüntüleri tanımak üzere yapılmış bir bilgisayar programı yeni diziyi bilgisayarın belleğinde saklı olan diğer dizilerle karşılaştırıyordu. Bilgisayar bir eşleştirme yapabiliyorsa, robotun çevredeki nesnelere kıyasla yerini “anlıyor”du. Bu bilgi daha sonra basit problemleri çözmek üzere tasarımlanmış diğer programlar tarafından kullanılabiliyordu. Başlangıçta Titreğe yalnızca bir odanın içinde kutuları bir yerden bir yere itmesi söyleniyordu. 1971'de robotun daha gelişkin ikinci bir modeli farklı üç nesnenin yanına konuldu: yüksek bir platform, onun üstüne yerleştirilmiş bir kutu ve birkaç metre ötede yer alan bir rampa. Titreğe kutuyu platformun üstünden devirmesi söylendi; ancak robot başlangıçta kutuya ulaşamadı bile. Ancak daha sonra rampayı platformun yanına ittirdikten sonra platformun üstüne tırmandı ve soğukkanlı bir tavırla kutuyu yere attı. Sonuçta, rampanın amacına ulaşmakta kullanılabilecek bir araç olduğunu “farketmişti”. Titrek yavaştı -bloğu ve rampayı tanımlamak için bir saat kadar vakit harcıyordu. Dünyası tümüyle büyü düzgün kutular ve temiz, düzgün varlardan oluşuyordu; bunun dışındaki hiçbir şeyi “aklı almıyor”du. Nesneleri bir ölçüde başarıyla idare edebilen mekanik kollar taşıyan birçok robotun aksine Titrek yalnızca oradan oraya hareket edebiliyordu. Yine de bir anlamda “görebiliyor”, bir anlamda “düşünebiliyor”du. Endüstri robotlarının çoğu her ikisini de yapamazlar. Bunu yapmaları gerekmez de. Fabrikadaki işler eşyaları kaldırmak, taşımak ve yere indirmekten ibarettir. Bu türden hemen hemen her iş robotlar tarafından yapılabilir; ancak birçok durumda insan emeği daha ucuzdur. İnsanların bu avantajdan yararlanmaya daha ne kadar devam edeceklerini bilemeyiz. Ancak bu avantaj ortadan kalktığında en çok kimin etkileneceğini bilebiliyoruz -bazı durumlarda etkilenecek olan Titrek gibi robotların geliştirilmiş modelleri. Toplumumuzdaki kaynakçılar; boyacılar; makinistler ve alet yapımcıları; makine operatörleri; ustabaşılar ve endüstriyel montaj hattında yer alanlar -kısacası endüstriyel işçi sınıfının çoğu- çok uzak olmayan bir gelecekte yolun sonuna gelmiş olacaklar. Eğer bu dönüşümün yerlerinden ettiği kadın ve erkeklere otomatik olarak yeni işler yaratacağını varsayarsak, sonuçta elimizde giderek artan bir kompüter programcıları yığını değil, muhtemelen oldukça genişlemiş bir alt sınıf kalacak. Buhar makinesi, dolap beygiri ve dokuma tezgahının aksine robotlar, yaratılmalarından çok önce tasarlanmışlardı. Bununla birlikte geçmişteki yazar ve mucitlerin kafasında bulunan; bugün “kendi kendine hareket eden otomaton” adını vereceğimiz bir şeydi. Örneğin, Pierre Jaguet-Droz'un “mekanik yazıcısı” (1774), R2D2'nin Yıldız Savaşları'nda ilk ortaya çıkışından beri kamuoyunu ilgilendirmiş olan insansıların bir müjdecisi sayılabilir. İşte Karel Capek'in 1920'de R.U.R. adlı oyununda Çekçe robota (iş) kelimesiyle adlandırdığı şey de, bu tür otomatondu.