Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 64
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 65
Bilgisayarların programı, işaretçileri (pointer) ekranla ilgili bilgileri ve diğer verileri saklamak için yaz-oku belleği (YOB/RAM) vardır. Ev bilgisayarının kalbi olan mikro işlemci (CPU) mantıki ve aritmetik işlemlerini akümülatörde yaparken sonuçları bu belleğe yazar ve verileri buradan okur. Mikro işlemci yaz-oku belleğin dışında bellek tanımaz. Belleklerden veri istenmesiyle bu verinin çıkarılması arasında geçen zamana ERİŞİM ZAMANI (Access time) denir. YOB'lar çok hızla çalışır: Bugün piyasaya 100 ns (1 nano saniye (ns) = 1/1.000.000.000 saniye)'den daha kısa süreli erişim zamanları olan YOB'lar vardır. Fakat bu belleklere birkaç ms'de bir veriyi tekrar yazmak lazımdır. Aksi takdirde YOB'ların verileri silinir. Elektrik kesildiğinde verileri silinmeyen YALNIZ YAZILIR BELLEK YYB/ROM'lar, ev bilgisayarlarının açılır açılmaz çalışmasını sağlar. Erişim süreleri birkaç yüz ns civarındadır. Bu bellekler uçucu olmayan belleklerdir. Pahalı olduklarından daha ucuz, fakat daha yavaş olan bellekler kullanılır. Bunlar manyetik belleklerdir. Hızlı olanından yavaşa doğru sıralanırsa manyetik bellekler (sert) disk, disket ve teyptir. Disklerin erişim süreleri çok kısadır. Onun için bir izden diğerine geçme süreleri ve bir izi (track) bulma süreleri verilir. Disket ve teybe gelince: Ev bilgisayarlarında kullanılan disket sürücülerinin erişim zamanları 50 ms kadar kısa olabilir. Teypler disket sürücülerinden daha ucuz ve daha yavaştırlar. Saniyede 800 ile 5000 baud (sembol/s)'luk hızla okuma ve kayıt yaparlar. Şimdiye kadar belleklerin hızı ve ücretinden bahsettik. Şimdiyse diğer özelliklere geçelim. Teypler sıralı olarak erişilen belleklerdir. Dolayısıyla teyplere program dışında yalnızca sıralı veri dosyaları depolanabilir. Disketlerde ise relatif ve rastgele (random) dosyalar da açılabilir (Bunların ne anlama geldiği için “Sıralı Veri Dosyaları” adlı yazımıza bakın).
r
Moni
Arasındaki
Televizyon, bir yerden bir başka yere anında görüntü nakletmeye yarayan bir sistemdir. Ekranda yazı gibi küçük işaretleri göstermek için değil, daha az teferruatlı olan görüntüleri gösterecek şekilde yapılmıştır. Dolayısıyla alınan alıcı ne kadar kaliteli olursa olsun, hiçbir zaman monitörün verdiği görüntü kalitesini veremez. Renkli resim, kırmızı, yeşil ve mavi süzgeçlerden geçirilmiş üç ayrı ekranın bileşiminden meydana gelir. Bu ekranların sinyallerinden parlaklık, ton ve senkronizasyon sinyalleri elde edilir. Bu karmaşık sinyale KOMPOZİT GÖRÜNTÜ SİNYALİ denir.
Renk bilgisi bu sinyallere ayrıca bindirilir ve sinyal bir vericiye modüle edilir. Bu dalga antende küçük bir gerilim teşekkül edecek kadar kuvvetli ise, alıcı, anten girişinden gelen bu sinyali önce kuvvetlendirir, sonra sinyali vericiden antene kadar taşımış olan taşıyıcıyı süzgeçten geçirir. Böylece resimle alâkalı bilgiyi taşıyan sinyali elde etmiş olur. Görüntü bilgisiyle ses ayrılır ve tekrar kuvvetlendirilen sinyaller tüp ve hoparlöre verilir. Kuvvetlendirici katları daima sabit frekansta çalışacak şekilde ayarlanmıştır. Televizyonu değişik alıcılara ayarlamak mümkündür. Normal monitörde yukarıda anlatıldığı gibi meydana getirilen kompozit görüntü (video) sinyali monitöre yollanır, monitörde tekrar renk, parlaklık ve kontrol sinyalleri elde edilir. Buradan anlaşıldığı gibi monitöre giden sinyal, kablo ile gönderileceğinden bir taşıyıcı dalgaya ihtiyacı yoktur. RGB (Red-Green-Blue: Kırmızı-Yeşil-Mavi) monitörlerdeyse, görüntünün daha net olması için kırmızı, yeşil ve mavi sinyaller ayrı olarak gönderilir. Bu monitörler daha keskin bir görüntü verecek şekilde yapılmış pahalı aletlerdir. Sonuç olarak denebilir ki, her gün uzun süre bilgisayar başında olanların monitör kullanmaları daha sağlıklıdır, gözleri daha az yorar.