Commodore sayı 4, sayfa 20
Sayfanın metni

Sayfa 20

Ali Tuğrul Anıldı

Ege Bilgi İşlem'in kurucusu Cem Musullugil, geçtiğimiz ay İzmir Rotary Kulübü'nün bir toplantısına konuşmacı olarak katıldı ve dinleyicilere işyerleri için bilgisayar seçimi konusunda bilgi verdi. Musullugil'in konuşması, Rotaryenler arasında olağandışı bir ilgi görmedi ama, o gün salonda bulunanların tümü, pek olağan olmayan bir şekilde, konuşmayı baştan sona dikkatle dinledi. Bunda “baş”la “son” arasında çok uzun bir süre geçmemesi, yani Musullugil'in sözü gereksiz yere uzalmaması da önemli rol oynadı.

İşyerinde bilgisayar kullanımına geçişin ilk adımı, her türlü girişimde olduğu gibi, karar vermekle başlıyor. Ancak bu karar karpuz alırken verdiğimiz türden olmuyor, yani danışman firma ile veya bilgisayar bayii ile gireceğiniz ilişki bir tüketici-karpuzcu ilişkisinin çok ötesine uzanıyor. Cem Musullugil bir donanım, yazılım ve danışmanlık kuruluşunun yöneticisi, yani bu ilişkinin odağında bir insan olarak, konuşmasına çok yönlü karar verme sürecini değerlendirerek başladı: “Bilgisayara geçerken, bilgisayara 'evet' ya da deme aşamasındayken, bazı yanlış eğilimler ortaya çıkabilir. 'Nâsıl olsa bunların hepsi aynı, zaten alt tarafı muhasebe, müşteri ve stok kaydetmeyecek miyim?' diye düşünenler olabilir. “Hele önce makineyi bir alalım da' demek, doğru bir düşünce değildir. Karar verebilmek için bir ön çalışma süreci gereklidir. Önce işyerinizin, fabrikanızın, ofisinizin teknik ya da idari iş akışı mekaniğini incelemek, bir model oluşturmak zorundasınız. Bu model bilgisayarlı sisteme en acil ya da en rantabl olarak hangi noktadan oturtulmalıdır, bunu düşünmek zorundasınız. İşyerinizin büyümesi ya da bilgisayar sisteminizin tüm birimlere zaman içinde yaygınlaştırılması durumunda yapılan yatırımın yeni duruma, yani büyümeye ayak uydurup uyduramayacağı da, üzerinizde durulması gereken bir konudur.” Eldeki imkânları ve proje aşamasındaki verileri iyice incelediniz, ya da rakiplerinizin yeni teknolojiyle çalışmaya başladıklarını duyup altta kalmamaya karar verdiniz. Akıl kârı olduğuna inandığınız için de olsa, şan şeref için de olsa, sonuçta bilgisayar alacaksınız, yani bir geçiş sürecinin eşiğindesiniz. Cem Musullugil'e göre bu noktada durup işyerinizin sağlıklı modelini çizmeniz, bilgisayardan ne İstediğinizi tam açıklığa kavuşturmanız gerekiyor. Musullugil, bilgisayarlı iş düzenine geçerken yapılması gereken çalışmaları iki ayrı çerçevede örnekledi: “Diyelim ki, bir firma üretim planlamasını bilgisayarla yapmak istiyor. Firmanın endüstri mühendisi tezgâhların bir birim iş süresini kapsayan zamanlama modeli çıkardı. Bu örnekte makine ile programın hazır olma-:

sına karşın, program için veri beklemek ve makineyi belli bir süre kullanamamak tehlikesi vardır. İkinci bir örnek olarak, aynı bilginin değişik formlara değişik mânâlarda yazıldığı bir işletmeyi örnek alalım. Bilgisayarlı sisteme geçildikten sonra eğer bu bilgi aynı şekilde kullanılmaya, aynı şekilde değerlendirilmeye devarn ederse, hatalı sonuçlar alınması kaçınılmazdır. Sağlıklı çıkarılmamış model yüzünden, bilgisayarın yalnızca depolama özelliğinden yararlanılmış olacaktır... Eğer depoladığınız bilgiler içerde kalıyor ya da bazı işlerin doğru yapılıp yapılmadığını kontrolde kullanılıyorsa, bilgisayardan gerekli verimi alamıyorsunuz demektir. Örneğin basit bir faturalama programı, bilgisayarda kesilen faturanın satılan miktarı stoktan düşmesi, cari hesaplara işlemesi gibi işleri kolayca yapar, bu normaldir. Ama bence önemli olan, yıl sonunda, kesilen faturaları, müşteri ve belli aralıklar bazında firma yöneticisine rapor edebilecek düzeyde bir kullanım gerçekleştirilebilmesidir.” Bilgisayara geçiş süreci boyunca, gerek karar gerekse danışma ve modelleme aşamalarında temel mantık ne olmalı? Cem Musullugil bunu da cevaplıyor: “Sonuç olarak modelden çok şey İsteyin. Çünkü alacağınız makineler, eskiden yapamadığınız birçok şeyi yapmaya yeterlidir.” İşletmenin modeli, sorunların belirlenmesi ve iş akışının denetlenebilmesi açısından basit bir şema oluşturuyorsa, hazır programlar kullanmakta yarar var. İşletmenin gereksinimlerine göre saptanan belli özellikler, program seçiminde, hazır program edinebilme imkânları ile programlama kapasitesi de bilgisayar seçiminde önem verilmesi gereken noktalar. Ancak bu tür değerlendirmelerde bulunmak, Cem Musullugil'in de belirttiği gibi, bir hayli güç: “Eğer bu modeli siz çıkaramayacaksanız iki seçenek var. Ya bir danışman firmaya başvuracaksınız ya da bünyenize bu işten anlayan birisini dahil edeceksiniz. Danışman firma ile görüşürken, onların size vereceği raporları birlikte değerlendirirken, aklınıza takılan her şeyi sorulara dönüştürmelisiniz. Her türlü isteğinizi danışmanınıza bildirmelisiniz... Bu aşamalardan sonra artık sıra donanım ve yazılım seçimine gelmiştir. Yazılım seçimi çok belirleyicidir, çünkü yazılım desteği yetersiz olan, kütüphanesi az olan bir makine tekerleği olmayan bir arabadır, özel benzinle çalışan bir araç gibidir. Eğer isteğinize uygun programlar işletmeniz bünyesinde hazırlanamıyorsa, sizin için yazılım seçimi önce gelmelidir. İyi bir yazılımdan ne beklenir? İsteklerinize tam cevap vermesi, eğitilebilirlik özelliği, güvenilebilirlik özelliği, arkadaşça olup olmadığı, manuellerinin yeterli olup olmadığı ve hızı... Eğer programlarınızı bünyenizde yazdıracaksanız, yazılan program için iyi bir dökümantasyona sahip olup olmadığınız da önem kazanıyor. Çünkü programı yazan kişi bünyenizden ayrıldığı takdirde, işlerinizi toparlamakta bir hayli güçlük çekebilirsiniz.” Donanım seçimine gelince... Gerek işletmenizin modeli, gerekse yazılım desteği çerçevesinde ne istediğinizi aşağı yukarı belirlediniz. Bu aşamada bile “İşte senin istediğin bilgisayar, al kardeşim, güle güle kullan” sözleriyle büronuza taşıyabileceğiniz tek bir ürün seçeneğiyle başbaşa kalmıyorsunuz. Aynı işi yapabilecek değişik markalarda çeşitli modeller var. Bu noktada nasıl davranmanız gerektiğini, yine Musullugil'den dinleyelim: “Her ne kadar makinelerin tanıtım broşürlerinde çok şey yazıyorsa da, bellibaşlı kriterler size sağlıklı karar verebilmenizde yardımcı olacaktır. Hız sizin için önemli mi? Aynı kayıda, aynı anda ulaşacak insan faktörü nedir ve bu durum ne kadarlık zaman aralıkları ile tekrarlanacak? Bu makineyi kaç kişi kullanacak? Makine bozulduğu zaman, sizin için hayati önem taşıyan, yani sisteminizin her durumda mutlaka çalışması gereken kısmı var mı? Önümüzdeki yıllarda ne ölçüde büyüme planları yapiyorsunuz? Eğer modelinizi dikkatlice gözden geçirerek bu soruların tümüne cevap verebilirseniz, makinenizin kategorisi belli olacaktır. Bu kategorileri, mikro bilgisayarlar ve onlarla kurulan yerel işletim ağları, mini bilgisayarlar ve büyük makineler şeklinde belirleyebiliriz. Kategorideki markanın seçimi için de belli kriterler çerçevesinde değerlendirme yapmak durumundasınız. Bellek ve kullanıcı açısından büyüyebilme özelliği ve büyüme aşamalarındaki yaklaşık maliyetler, yedek parça garantisi tamir-bakım, eğitimi, diğer sistemlere bağlanabilme özelliği, işletim sistemi, maliyeti, seçilen programların o makine üzerinde çalışıp çalışmadığı, işletim sistemi ile ilgili olarak makine için yazılmış hazır kütüphanenin büyüklüğü...” Evet, sonunda bilgisayarınızı gönül rahatlığıyla alabilirsiniz. Biraz uğraştınız, biraz zaman kaybettiniz ama istediğiniz bilgisayarın hangisi olduğunu artık biliyorsunuz. Dedik ya, bilgisayar almak karpuz almaya benzemiyor diye. Bu arada sizi de “insan” faktörü açısından uyaralım. Yazılımınızı ve donanımınızı seçmeden önce, danışmanınızı dikkatli seçin, “karpuzcu” mantığında birine düşmeyin. Sonra mal “kelek” çıkabilir.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.