Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 8
Commodore 64'ün en çarpıcı özelliklerinden biri, içinde barındırdığı ses bireşimcisi (synthesizer). Piyasada bulunan birçok bilgisayar, ses ve dolayısıyla müzik konusunda Commodore'a erişebilmiş durümda değil. Birçok programcının ilgisini çeken bu ses birimi (bundan böyle onu SID diye anacağız) üzerine yazılan programlar, onun ne kadar güçlü bir araç olduğunu kanıtladı. Öyle ki, bugün bir sürü profesyonel müzisyen, milyonlarca liraya malolan gelişkin synthesizerların sağladığı onca olanaklara karşın, sahneye çıkarken yanlarından Commodore 64'lerini eksik etmiyorlar. Ama ne yazık ki, Commodore 64, bu harikanın gücünü ortaya koyabilecek güç ve kıvraklıkta bir Basic diline sahip değil. Bu yüzden hem Commodore'un Basic'i, hem de mevcut hazır müzik programları, kullanıcının, SID ve ses olayı hakkındaki temel bilgilere sahip olmasını gerektiriyor. Ama bu kadarcık bir mahzur Commodore'cuları profesyonel birer müzisyen olmaktan niye alakoysun ki! Bu yazı, size hem ses hakkındaki temel akustik bilgileri aktarmak, hem de SID hakkında bir fikir vermek üzere yazıldı. Bundan sonrası artık sizin yaratıcılığınıza kalmış.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 9
Ses ve Özellikleri
Bildiğiniz gibi ses havada (ya da başka bir ortam içerisinde) dalgalar halinde yayılır. Dolayısıyla iki sesi ayırdetmek demek, iki dalgayı birbirinden ayırdetmek demek. Ses dalgalarını ayırdederken başlıca üç değişkene başvururuz. Bunlardan birincisi dalganın genliği (amplitude): Bağırarak konuşan bir adam havada çok yüksek dalgalar yaratacaktır; tersine alçak sesle konuşan bir adam ise alçak dalgalar yaratacaktır. Sesin genliği , desibel (dB) dediğimiz bir birimle ölçülür. Sesleri birbirinden ayırdederken kullandığımız ikinci bir değişken de, sıklık ya da frekanstır. Frekans, iki dalgacığın tepe noktalarının birbirlerine ne kadar bitişik ya da birbirlerinden ne kadar uzak olduklarının ölçüsüdür ve bir birimle ölçülür. Dalgaların tepe noktaları birbirine ne kadar bitişikse, sözkonusu sesin frekansı o kadar yüksektir, yani ses o kadar tizdir. Düşük frekanslı sesler, örneğin bir viyolonselin sesi ise pestir.
Ama seslere asıl şahsiyetlerini kazandıran özellikleri, onları oluşturan dalgaların biçimi, şekli, şemalidir. Bir keman ve bir piyano aynı genlikte ve aynı frekansta birer ses dalgası üretebilirler, ama yine de işittiğimiz sesler birbirlerinden alabildiğine farklı olacaktır. Çünkü ürettikleri dalgaların biçimleri farklıdır. İşte SID'in en keyifli yanlarından biri de, bize ses dalgalarının biçimleriyle oynama, onların şeklini değiştirme imkânı tanımasıdır. Nasıl mı? Bunun için artık SID'- in özelliklerini incelemeye başlamamız gerekiyor.
Ses'in evreleri
SID temelde 29 sicilden (REGIS-TER) oluşan bir yongadır (chip). Bu 29 Register programlanabilen üç tane osilatör içerir. Osilatör elektronik titreşimlerle ses üreten bir aygittir. SID'deki her osilatör dört ayrı şekilde dalga üretebilir: Üçgen (triangle), tırtıllı (sawtooth), kare (sguare) ve gürültü (noise). Demek ki, daha şimdiden elimizde dört farklı karaktere sahip dört dalga şekli var:
Okurlara bir ipucu: Benim deneyimlerimden edindiğim izlenim, kare ve tırtıllı dalgaların en tınlayan sesleri verdiği. Zevkleri - benimki gibi daha geleneksel olan okurlara “üçgen dalga salık verilir: Biraz surdinli de olsa, piyanomsu bir ses veriyor. Bir de gürültü effektler elde edebileceğiniz gibi, ilgilendiğiniz bir parçanın ritmik yapısını daha i iyi bu dalgayla çaldırın.
anlamak istiyorsanız, onu —
GÜRÜLTÜ.
MA AR
ÜÇGEN
TIRTILLI
deyip geçmeyin: Bu dalga şekli ile çok ilginç İzi |
KARE
Ama şekillerden de göreceğiniz gibi bunlar fazlasıyla “düzgün' dalgalar. Oysa müzik aletlerinin ürettiği dalgalar böyle düzgün geometrik şekillerde değillerdir. Her bir dalgacığın varabileceği en üst noktaya varması zaman alır; vardığı bu en üst noktada kalamaz, daha istikrarlı sabit bir seviyeye iner; burada bir süre oyalanır ve daha sonra yavaş yavaş söner. Bu evreleri kısaca Yükselme (ATTACK), İniş (DECAY), İstikrar (SUSTAIN) ve Sönme (RELEASE) evreleri olarak adlandırabiliriz. Her çalgıda bu evrelerin zaman içindeki dağılımı farklı farklıdır. İşte SID'deki osilatörlerin programlanabilir olması bize bu evrelerle oynayarak çeşitli müzik aletlerini taklit etme ve hatta kendimizi küçük bir orkestra gibi hissetmemiz olanaklarını sağlar. Ama programlamadan sıkılan ya da henüz alışmamış olan okurlar hemen hayal kırıklığına kapılmasın: Mevcut hazır programların çoğu size buraya kadar anlattıklarımızdan faydalanma imkânı tanıyor. Örneğin çoğu, kullanıcıya, üç osilatörden (sesten) . her biri için hangi dalga şeklini istediğini sorduktan sonra, ENVELOPE adlı bir menü çerçevesinde, O ila 15 arasında değişen A-D-S-R değerleri vererek dalganın evrelerinin zaman içinde dağılımını manipüle etme imkânı tanır. Dolayısıyla bu programlar, programcı olmasanız da, istediğiniz parçaları istediğiniz aletlerde çalmayı, hatta üç sesli besteler yapmayı mümkün kılacak nitelikte.
Bir de soru: Gerçi üçgen' dalganın 'piyanomsu”' bir ses verdiğini söyledim, ama henüz “ideal” piyano sesini verecek A-D-S-R değerlerini keşfedemedim. Piyasadaki mevcut hazır programlarından herhangi birinde bu sesin nasıl elde edilebileceğini bildirecek bütün okurlara şimdiden teşekkür ederim.
Samet KUMAŞ