Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 51
Geçenlerde odama aynı böyle bir robotun geldiğini düşündüm. Benimle konuştu, espriler yaptı; inanın çok çok hoştu. Hani robot olduğunu bilmesem neredeyse... Belki de dedim kendi kendime etrafımda gerçekten böyle robotlar var, ben fark edemiyorum. Derken, odama hemşire girdi, elinde her gün yemek zorunda olduğum iğne kutusuyla. Aman Tanrım, gözlerinde mekanik bir pırıltı var bu kadının. Evet, bu bir robot olmalı. Ama korkmamalıyım, neydi, tamam Üç Robotik Kuralı, bunlar bana bir zarar veremez, aksine hep iyiliğim için çalışıp bana yardım ederler. Burası robotların yönettiği bir yer demek. Peki beni neden buraya getirdiler durup dururken. Nasıl geldiğimi hatırlamıyorum zaten. Gözlerimi açtığımda bu odada yataktaydım. Daha önceden olanları da şu an tam anımsayamıyorum. Tamam canım beni o bilgisayarlardan korumak için getirmiş olmalılar. Onları anımsıyorum evet, nasıl da parçaladım hepsini. Şimdi ise bütün gerçeği anladım. Keşke baştan söyleseydiler bana robot olduklarını, bilseydim inanın daha rahat ederdim. Artık o doktorun da robot olduğunu biliyorum ya, sorduğu sorular garibime gitmiyor. Tabii canım adamın vardır elbet bir bildiği, robotlar da saçmalamazlar ya. Oldukça da yakışıklı. Esmer, mavi gözlü, uzun boylu, bakışları insanı delip geçiyor hani. Ara sıra gözlerinde yakaladığım o bakış da olmasa bizlerden hiçbir farkı yok. Sıcaklığını buradan bile hissedebiliyorum. Şimdiye kadar kimse hatta eski kocam bile beni onun etkilediği kadar etkilememişti. Eskiden sıkıldığım ziyaretlerini şimdi iple çekiyorum. Yine böyle odama geldiği bir gün ona ne kadar yakışıklı olduğunu söyledim. Kızardı, bunlar son derece gelişmiş olmalı... Her halde pozitronik beyinlerine yeni bir utanma devresi eklediler. Kendi kendilerini programlayabiliyorlar demek. Neyse ne diyordum, doktora öyle söyledim, ardından da kendisinden çok hoşlandığımı. Bana doktor ile hasta arasında böyle şeylerin olmayacağını söylemez mi. Ona robot olduğunu bildiğimi söyleyecektim neredeyse. Artık bütün günlerim gecelerim onu düşünmekle geçiyor. Bir insan bir robota kolaylıkla aşık olabilir. Bunda utanılacak bir şey yok. Hem sonra belki ben de bir robotum ama kendimi insan sanmak üzere programlandım. Bunu anlamanın tek yolu ise bir yerlerimi kesmek ve devrelerim olup olmadığını görmek. Burada ise bunu yapabileceğim keskin bir şey yok. Ama belki yatağın yaylarından biri bu işi görebilir. Evet bunu denemeliyim.
Yayı gece çıkardım ve kolumu kesmeye çalıştım. Eh biraz kör tabii, ne olsa bu iş için yapılmamış. Kolumu kanırtırken odaya hemşire girdi ve beni yakaladı. Sonra da doktor bana intihar mı etmek istediğimi sordu. Gerçeği anlatamayacağım için “evet” dedim. Beni elektro-şok'a sokmak istediler ama pozitronik beynim zarar görebilir diye girmemek için direndim. Sonra üzerime acayip bir gömlek giydirdiler. Kolları böyle arkadan bağlanıyor. Uyandığımda sevgili robotum yanı başımdaydı. Ne düşünceli, onu sevdiğimi de anlamış olmalı. Sonunda ona bütün her şeyi anlattım ve onunla evlenip minik robotlar imal etmek istediğimi söyledim. Birden odadan fırladı ve yanında üç kişiyle geri döndü. Her halde aşkımızı bütün herkese anlatmak istemiş olmalı. Sonra bana o acayip gömleği yeniden giydirdiler, neden bilmiyorum.
Devin KUZU pancalıevi? an sılannan? gat teleteknik a5 tesvikiye z bize UV ve commodore?
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 50
oldukça sakin geçiyor burada. Arada sırada odama gelen doktorun saçma sapan soruları da olmasa hiç çıkmak istemeyeceğim. Yok küçükken mutsuz muymuşum, yok babam annemi döver miymiş, neden soruyor bunları bana anlamıyorum. Yani şimdi annemin babamın ne ilgisi var. Son zamanlarda bol bol roman okuyorum. En çok da Isaac Asimov'un yazdıklarını. Orada hiç bilgisayar filan yok. En çok robotlar hoşuma gidiyor. İnsandan farksız olanlarına hele, bayılıyorum. Dış görünüşlerinden robot olduklarını anlamak olanaksız, soğuk da değiller, çünkü vücut ısıları ayarlanmış durumda. Hem bu robotlar insana zarar veremiyorlar. Üç Robotik Kuralı diye bir şey var çünkü. İnsanlığın yararına çalışmak ve gerekirse kendi ölümleri pahasına korumak zorundalar. Pozitronik beyinleri böyle programlanmış.