3 Taş Oyunu
Retro bilgisayarBir Yapay Zeka (Artificial Intelligence) Programı
İnsanlar yüzbinlerce yıl süren bir evrim sonucu nasıl zeki yaratıklar haline gelmişlerdir?
Bu şans neden yalnızca insanoğluna tanınmıştır? Günümüzde altın çağını yaşayan ve en zeki insanın bile saatlerce uğraşarak çözebileceği problemleri, yapabileceği karmaşık hesapları birkaç saniyede hatasız çözen bilgisayarların insan beyninin yerini alabilecek midir?
Bazıları böyle bir soruya, hiçbir bilgisayarın kendisini tasarlayan, programlayan ve geliştiren insandan daha zeki olamayacağını yanıtını veriyorlar. Onlara göre bilgisayar hiçbir zaman bir "bilgi işlem hammalı" olmaktan kurtulamayacak, insana özgü olan "öğrenme", "fikir yürütme", "muhakeme [usavurma]" ve sırasında "duygusal davranma" özelliklerini kazanamayacaktır.
Bu bence temelde hepimizin şuraltına sinmiş bir korkunun sonucudur.
Gün gelip insandan çok daha zeki bir varlığın insan egemenliğine son vereceği korkusunun...
İkinci Dünya Savaşı'nda İngiltere'de radar tesislerinin kurulmasında büyük rol oynayan ve kıtalararası haberleşme için uydu istasyonları kurulma fikrini daha 1945'te tüm detayları ile anlatan ünlü fizikçi ve kurgu-bilim yazarı Arthur Clarke şöyle diyor: "Biyolojik gelişme çok daha hızlı bir olguya yol açmıştır. Teknik gelişme. Açık söyleyeyim: Makine insanın yerini almak üzeredir."
Bir yanda, bir milyon yıl önce iki ayağı üzerinde doğrulayarak işe koyulan ve korkunç uzun bir süre zarfında bugünkü gelişmişliğine erişen insan... Diğer yanda IBM ve Harvard Üniversitesi işbirliği ile ilk bilgisayarın yapıldığı 1944'ten bu yana geçen topu topu 42 sene zarfında kaydedilen akıl almaz gelişme.
Bilgisayar insanın yerini tutamaz derken biraz haksızlık yapmıyor, peşin hükümle davranmıyor muyuz dersiniz?..
3 Taş Oyunu
Sıra geldi oyunumuza.
Peşin söyleyelim bu alışılagelmiş bir oyun değil. Zekânın ana unsurlarından olan "deneme-yanılma yoluyla öğrenme" özelliği olan bir oyun.
3 Taş Oyunu aslında çok basit gözüküyor 9 kareden oluşan bir tabla var. Sırayla siz ve bilgisayar birer taş koyuyorsunuz. Dikey, yatay veya çapraz yönde üç taşı bir sıraya dizen kazanıyor.
Gelelim işin ilginç yanına... Kazandığı veya kaybettiği her oyundan "ders alan" bilgisayar her oyunda biraz daha geliştiriyor. Başlangıçta size durmadan yenilen bilgisayarla bir süre sonra resmen boğuşmaya başlıyorsunuz.
Programın Açıklanması
Program dikkatli bir şekilde yazıp RUN ettiğimizde karşımıza aşağıdaki ekran çıkar:
F1 tuşuna basarsanız bilgisayara karşı oynarsınız. F3 tuşuna basılırsa, bilgisayar programın sonuna eklenmiş olan Random (Rastgele) Sayı jeneratörüne (satır 1340 ile 1400) karşı oynayacak ve siz seyirci olacaksınız.
Programın 1310. satırında bilgisayarın başlangıçtaki hamle dizisi verilmiştir. Bu aslında kazanmayı zorlaştıran kötü bir sıralamadır. Bilgisayar bu sıra ile oynayacak, ancak kare sizin hatanızdan tutulmuş ise bir sonrakine geçecektir. Her kazandığı ve kaybettiği oyunda bu dizi tekrar düzenleyecektir.
Hamlenizi Yapınız
Her oyunun sonunda bilgisayar bir sonraki oyunu hangi diziye göre oynayacağını ekrana yazmaktadır. Programın 530-540. satırları ile yapılan bu işlem görüleceği gibi ilk hamle dizisinden (Satır No. 1310) farklıdır. Bunları yeni oyuna geçmeden bir yere not ederseniz bilgisayarın daha iyi oynamayı nasıl öğrendiğini izleyebilirsiniz. Oyunu kazanmak için başlarda 5 no.lu kareyi tutmak gerektiğini bilgisayar deneme yoluyla bir süre sonra keşfetmektedir.
Printeri olan arkadaşlar için bu kolaylığımız var. Program yüklendikten sonra RUN etmeyin, aşağıdaki satırları ekleyin:
560 ve 570. satırları aşağıdaki şekilde değiştirirseniz oyunun otomatik olarak başlamasını da sağlayabilirsiniz:
Şimdi önce F3'e basarak bilgisayarı Random sayılara karşı oynatmaya başlayınız. Random sayı jeneratörü (Satır no. 1340-1400) oyunu hiç bilmediğine göre, bilgisayar bu çaresiz rakibine karşı devamlı kazanacaktır. Tablo 1'de görüldüğü gibi 40 oyundan sadece başlarda bir oyunda yenilmiş, 37 oyunu ise kazanılmıştır. Printerdeki dizinin başındaki "K" harfi bilgisayarın kazandığını, "Y" yenildiğini, "B" berabere kaldığını göstermektedir.
Oyunu, STOP-RESTORE ile durdurup tekrar başlatınız ve F1 tuşuna basınız. Şimdi bilgisayarla karşı karşıyasınız. Ben 40 kez oynadığımda bilgisayar 18 kere kazandı, 17 kere yenildi, 11 kere berabere kaldık. Fakat sonuçlar tek tek incelendiğinde ilk 10 oyunda 6 kere yenilen bilgisayarın ikinci 10 oyunda 7 kere, üçüncü 10 oyunda 3 kere, dördüncü 10 oyunda ise bir kere yenilmesi, "öğrenme" olayının nasıl ilerlediğini ortaya koydu. Şüphesiz bu önemli ölçüde sizin nasıl oynadığınıza da bağlıdır. Ustaca oynayarak bilgisayarın öğrenmesini zorlaştırabilirsiniz. Mesela sizin hamle diziniz 1,3,5,7,9 olursa devamlı kazanabilirsiniz ve oyun çabuk sıkıcı bir hal almaya başlar. Amacınız öğrenme olayını izlemek olduğuna göre ustalığınızı biraz sonraya saklamanız yerinde olacaktır. Çünkü bir süre sonra yenilmeye başladığınızda "serî oynamak" zorunda zaten kalacaksınız ve 1,3,5,7,9 gibi dizilerin bile bilgisayar tarafından engellendiğini göreceksiniz. Çünkü o artık 5 no.lu karenin değerini öğrenmiş ve ilk veya ikinci hamlesini 5 no.lu kareye yapmaya başlamıştır.
Programın yazılarında fazla bir zorluk çekeceğinizi sanmıyorum, sadece oyun tablasını oluşturan 1020 ila 1190 no.lu satırlara özen göstermek yeterlidir.
Sonuç
Bu oyun, bilgisayarın da deneme-yanılma yoluyla öğrenebildiğini açıkça göstermektedir.
Hiç kuşkusuz bunu düşünerek yapmamaktadır. Yenilince siz üzülebilirsiniz, o üzülmez, çünkü hiçbir duygusu yoktur. Ama şimdilik...
Şu sıralarda hemen hemen her iki üç ayda bir bilgisayar dünyasında şaşırtıcı haberler duyuyoruz. Gelişme gittikçe hızlanıyor. Bu gidişle insan beyninin gücüne erişecek "düşünebilen, konuşan, hatta hisseden" bilgisayarlar, bunları zaten var olan yüksek çalışma süratleriyle birleştirince ortaya ne çıkacaktır dersiniz?