Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 25
Sayın Amiga Dünyası, Öncelikle böyle bir dergi çıkardığınız için, teşekkür ederim. Ben henüz üç aylık bir Amiga kullanıcısı ve Amiga Dünyası okuyucusuyum. İşte sorularım: 1) Workbench yardımıyla Dpaint IV'ün font directory'sine font kopyaladım. Fakat bunu çalıştıramıyorum. Ne yapmalıyım? 2) Extras disketindeki Amiga Basic'i nasıl çalıştırabilirim? 3) Sesleri digitize edip diskete çekebilir miyim? 4) Yanlışlıkla formatlanan dolu bir diskette silinen programı geri çağırabilir miyiz? 5) Amos adlı programı sizden temin edebilir miyim?
ESER GÜVEN
Sayın Güven iltifatlarınıza teşekkürler. Sorularınıza gelince; 1) Fontları, Deluxe Paint fonts directory'sine hatasız olarak kopyaladıysanız, ki bu hem font directory'sinin, hem de uzantılı dosyasının kopyalanması şeklinde olur; kullanamamanız için herhangi bir neden yok. 2) Amiga'nızı Workbench disketi ile açın. Workbench ekranı çıktıktan sonra, Extras disketini takarak önce disketin ikonunu açın. Disket içeriğini gösteren pencereden Amiga Basic ikonunu iki kere klikleyin. Böylece Amiga Basic ekranı açılacaktır. Direkt Extras disketi ile bunu başaramazsınız. Ancak bir takım düzenlemeler yapmanız gerekir ki, bu konuda dergimizin ilk sayılarında yayınlanan
Ma BaDost kurslarından yararlanabilirsiniz.
3) Sesleri, bir Sound Sampler arabirimi kullanarak digitize edebilir ve diskete çekebilirsiniz. Tabii ki, bir Sampler programı yardımıyla. 4) Formatlama sırasında disketteki bütün bilgilerin üzerine 0 yazılacağından böyle bir şey mümkün değildir. 5) Bu programı bizden temin edebilirsiniz.
Sayın Amiga Dünyası Dergisi Yetkilileri, Öncelikle böyle bir dergi çıkardığınız için teşekkür ediyorum. Sorularımı yanıtlarsanız memnun olurum. İşte sorularım; 1) Eye Of The Beholder merdivenden aşağı indikten sonra bütün kapıları bitiriyorum ve burada takılıyorum. Ne yapmalıyım?. 2) Elinizde A-500'ün Türkçe kullanım kılavuzu var mı? Varsa sizden temin edebilir miyim? 3) Amiga'da Commodore oyunlarını bir parça ekleyerek oynayabilir miyim? Hangi parça? 4) Amiga'da kullanabileceğim en iyi virüs öldürücü program hangisi?
Sevgili Okuyucumuz, Bize karşı yönelttiğiniz değerli övgülerinize teşekkür ederiz. Sorularınıza gelince; 1) Bu oyun ile ilgili harita ve tiyolar Amiga Salatası bölümünde yayınlanıyor. Bu bölümü takip ederek sorunuzun yanıtını bulacağınızı umuyoruz. 2) Türkçe kullanım kılavuzu elimizde mevcut. Fiyatı 60 ila 80 bin arasında değişiyor. 3) Bunun için 1541 Disk Drive, bir ara kablo ve bir C-64 Emülatörüne ihtiyacınız olacak. Yukarıdaki mektuplarda sizinle aynı sorunu paylaşan arkadaşların yanıtlarında detaylı açıklamayı bulabilirsiniz. 4) Size bu konuda Master Virus Killer'i tavsiye edebiliriz. Ayrıca SG Virus Killer Disketi de aynı güzellikte.
Sayın Amiga Dünyası Yetkilileri; Benim bazı sorularım ve sorunlarım var; 1) Derginizdeki oyun fotoğrafları iyi çıkmıyor. Düzeltmeniz dileğiyle. 2) Mega-lo-Mania'da AD 194. ve jeti icat ediyorum. Jet için i
OKUR MEKTUPLARI
maden gerekiyor ve benim ikiyüz ton madenim olduğu halde jeti bir türlü kullanamıyorum. İçinde adamım da var. Bu konuda yeterli açıklama yapar mısınız? 3) Ben bir dergi çıkarmak istiyorum. Nelere ihtiyacım var (printer ve programların haricinde). Ayrıca oyun grafiklerini nasıl basabilirim, — fotoğraf — mı çekmeliyim? Bir de renk ayrımı, baskı-cilt vb. nasıl yapacağım? Bu konu hakkında bilgi verin veya bir yazı yayınlayın (iç sayfa). Ayrıca Professional Page ve ProWrite, 1 MB hafızayla dergi çıkaracak kadar iyi kullanılabilir mi? (çok fazla sayfa yapmayı düşünmüyorum).
Kaan Yazıcıoğlu
Sayın Yazıcıoğlu; Sorularınıza gelince; 1) Dergimizdeki oyun fotoğrafları bazen gerçekten güzel çıkmıyor. Bunun teknik olarak pek çok sebebi var tabii. Ama bu konuda çalışmalarımız aralıksız sürüyor, hiç kuşkunuz olmasın. 2) Bu oyun hakkındaki sorunuzun yanıtını Amiga Salatası bölümünde bekleyin. 3) Rahat çalışma ortamı için en azından 20 MB'lık harddisk ve en az 2,5 MB RAM'e ihtiyacınız var. Ayrıca Scanner veya Action Replay gibi resim alınabilecek araçlara. Scanner ya da Action Replay ile resimlerini alamadığınız program ya da oyunlarda normal renk ayrımı yoluna gitmek zorundasınız. Normal renk ayrımı, Cağaloğlu'nda pek çok grafik ajansı ve atölyelerde yapılıyor. Bu işlem için ya ekran fotoğrafı çekmek ya da var olan opaklardan yararlanmak gerekir. Resimlerini alıp bilgisayar grafiği olarak sakladığınız resimler ise, kullanılan masaüstü yayıncılık programında sayfanın istenilen yerlerine yerleştirilerek Amiga'dan renk ayrımı çıkışı olarak alınabilir. Masaüstü yayıncılık programları ile ilgili geniş bir yazı dizisi, dergimizde yayınlanmıştı. Normal renk ayrımı ve baskı-cilt işlemleri ise bizim konumuz içerisine girmiyor. Bu konuda aydınlanabilmeniz için, Cağaloğlu'ndaki matbaacılarla konuşmanızda yarar var. Professional Page ve ProWrite programları aslında 1 MB hafızayla çalışırlar. Ancak özellikle PPage programını tam performans ile ve rahat kullanabilmeniz için RAM'in mümkün olduğunca artırılmasında fayda var.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 24
DOMAIN
PUBLIC
Geçenlerde Amiga World okurken bir makale gözüme çarptı. Bu makalede Amiga World yazarları en kullanışlı ve uygun buldukları yazılımların bir listesini veriyorlardı. Dikkatimi çeken, değerleri yüzlerce dolar olan programların içinde bazı public domain programların da bulunmasıydı. Asıl önemlisi modem programları içinde en iyisinin bir public domain olan JR COMM olmasıydı. Programın yorumunu yapan yazarlar da bu programın public domain programların ne kadar iyi olabileceklerine çok iyi bir örnek olduğunu belirtiyorlardı. Artık bütün dünya public domain programların ne kadar yararlı olduğunu, kullanıcıya para ve zaman açısından ne kadar büyük kazançlar getirdiğinin farkında. Fakat bütün dünyada bu kadar yaygın olan public domain programlar ülkemizde daha yerleşemediler. Bunun bu yazıda da anlatacağım bazı sebepleri var, ama isterseniz ilk önce Public Domain, Shareware gibi kavramlara bir göz atalım. Public Domain, bilgisayarların koskocaman salonlardan ayrılıp masaüstüne ilişiverdikleri zamanlarda başlamış bir olay. Public Domain programlar, profesyonel programlar almaya bütçesi yetmeyen kullanıcılar ve sesini duyurmak isteyen programcılar için bire bir. Bir programcı, hobi olarak veya kendi sisteminde eksik gördüğü bir açığı tamamlamak amacıyla bir program yazar. Programı kullanmaya başladıktan sonra, bu programın diğer insanlara da yararlı olabileceğini düşünür; fakat program pek büyük bir iş yapacak gibi değildir veya ticari bir değeri yoktur. Bunun üzerine programcı birçok şehirde bulunan Public Domain kütüphanelerine başvurur. Programın bu kütüphaneye dahil edilmesi karşılığında programcıya pek fazla sayılmayacak bir miktar ücret ödenir. Bundan sonrası Public Domain kütüphanesinin işidir. Program, kütüphane listesinde başına içeriği hakkında küçük bir not düşülerek yerini alır. Bu listeler genellikle BBS (Modem servislerinde) ve yerel dükkanlarda bulunur. Bu listeden bir program almak isteyen kullanıcı, disket ve çekim masrafı olarak oldukça makul bir ücret ödeyerek kolaylıkla istediği programa sahip olur. Bu, programın daha profesyonelce yazılmış olanına vereceği yanında
Kıvılcım Hindistan çok düşük bir miktardır ve kullanıcı bunun karşılığını fazlasıyla alır. Yalnız aldığı bu programı kendisi satış amacıyla bir program yaparken kullanırsa; “Ben bu programın yapımında xxx programını kullandım' diye bir not düşmek zorundadır. Ve eğer isterse, programcıdan yine küçük bir ücret karşılığında programın daha yeni bir versiyonu ve extra bir iki küçük program temin edebilir. Diyelim ki, programcı yaptığı programın bir PD'den daha değerli olduğuna inanıyor, fakat yine de ticari olarak satma imkanı bulamıyor. O zaman, yine PD kütüphanelerine başvurup programını ShareWare olarak vermek istediğini belirtir. Bu disketleri de aynen PD gibi satın alabilirler, fakat bu tür programlarda genellikle bir not vardır; *Eğer bu programı kullanmaya değer bulduysanız lütfen bana $10 yollayın ki, bu programın daha iyi versiyonlarını yapabileyim.'. PowerPacker, DirOpus gibi programlar ilk başta ShareWare olarak başlayıp, geliştikçe ticari program haline gelen programlardan sadece ikisi. Kolaylıkla anlaşılacağı gibi, bunlar üzerlerinde daha fazla emek harcanan ve profesyonelliğe daha yakın programlar ve istedikleri ücreti kat kat fazlasıyla hak ediyorlar. Kolaylıkla anlaşılacağı gibi, bütün bu olayın amacı para kazanmaktan çok piyasanın daha canlı, daha aktif olmasını sağlamak. Fakat tabii ki, arada sırada bunu kötüye kullananlar da çıkıyor, fakat bunlar piyasada çok az bir süre tutunabiliyorlar; zira hemen foyaları ortaya çıkıyor ve dışlanıyorlar. Daha önce de bahsettiğim gibi, etrafta birçok PD kütüphaneleri var. Bunlardan en ünlüsü tartışmasız Fred Fish. Fish disketleri adıyla da piyasada dolaşan bu PD kütüphanesi, iyi dökümanları ve genişliği ile piyasanın bir numarası. Ayrıca Amiga dünyasına PD kavramını getiren olmanın avantajını çok iyi kullanıyorlar. Yaklaşık 700 disket kaplayan bu dev kütüphane, Aquarium adındaki efsanevi index programıyla ve geçenlerde çıkarttığı ilk 500 disketi kaplayan CD'si ile oldukça popüler. Diğer büyük firma ise DevWare. Her ne kadar Fish disketleri kadar popüler olmasa da, hemen her yabancı dergide görebileceğiniz uzun her kullanıcıya hitap eden bir kütüphane,
Bilmem farkına vardınız mı, ama yukarıdaki tanımlamaya göre Türkiye'deki oyunlar da FreeWare kategorisine giriyorlar. Zira ülkemizde oyun kopyalanması karşılığında programcının eline tek kuruş para geçmiyor. Tamamen ticari olan bu oyun programları bile bedava kopyalanırken Utility'lerin telif haklarından söz etmek komik kaçar. Ama bizim uyanık piyasanın gönlü, bütün bu emeklerin boşa gitmesine razı olamamış olacak ki, utility disketlerini oyun disketlerinin beş-altı katına satıyorlar. Sanki bu disketlerin kopyalanması çok daha zormuş gibi. Bu işte ülkemizdeki çarpık program anlayışının bir ürünü. Nedense bizim insanlarımız hiçbir programın para ödenecek kadar iyi olabileceğini kabul edemiyorlar. Yurtdışında (özellikle Amerika'da) Public Domain programları oldukça fazla tutulmakta. Bunu, public domain disketlerin fiyatlarının ucuz olmasına rağmen, piyasadaki paylarının neredeyse diğer ticari programlarla eşit olmasından anlayabiliyoruz. Bunun en büyük sebebi de, PD yazan kişilerin bu işi amatör bir ruhla fakat profesyonel bir ciddiyetle yapmaları. Matthew Dillon, Nico Francois gibi programcıların yaptığı programlar piyasada ticari programlardan kat kat daha fazla dağılıyor. Örnek olarak Cshell, PowerPacker, FileMaster ve DirOPUS gibi programları verebilirim. Bütün bu programlar, hem programcısını tanınan biri yapıyor, hem de kullanıcıları kopya programlar almak yerine yasal programlar alıp programcılığın gelişmesine katkıda bulunmaya yöneltiyor. Eğer programcılığın ülkemizde de diğer ülkelerde olduğu gibi gelişmesini istiyorsak, bir an önce kopyalamaya hayır demeliyiz. Bu olay zaten şöyle veya böyle kanunlar tarafından konulacak fakat bunu daha önce biz başlatırsak, çok daha kazançlı çıkarız. Peki kopya programlar piyasadan kalkınca n'olacak? Bu kadar yıldır program kopyalamaya alışmış olan ülkemizdeki tüketici kitlesi ne yapacak? İşte bu aşamada, devreye PD'ler giriyor. Ülkemizde PD sektörünün gelişmesiyle hem insanlar kopya programlardan uzaklaşacak, hem de birçok kişi bu yolla programcılığa başlayacak. Ayrıca şu anda telif hakkı olmamasından dolayı program yazmayı düşünmeyen birçok kişi de, bu sayede aktif hale gelecek. Ve bütün bu hareketliliğin sonunda eminim ki, orijinal program fiyatları oldukça makul bir düzeye inecek. Zira şu an için Türkiye software şirketleri için ölü bir pazar, hiçbir software şirketi Türkiye'deki 60.000 Amiga'lık pazardan tek bir kuruş alamıyor. Telif hakkının çıkmasından ve iyi PD'lerin ortaya yayılmasından sonra, eminim bu firmalar da pazardan paylarını kapmak için belli kolaylıklar, indirimler yapacaklardır. Bilgisayarınızı seviyorsanız PD'e evet, kopyalamaya hayır!