BUMPY
Retro bilgisayarYine sonbahar geldi. Okullar açılıyor, havalar soğuyor, insanların üzerindeki elbiseler kalınlaşıp çoğalıyor. Yakında paltolarla gezmeye, disklerimizi kullanmadan önce ısınmasını beklemeye başlayacağız (disketler 10 derecenin altında çalışmadığı için, kışın benim gibi source diskini yanımda gezdiren birinin "read-write" hatasıyla karşılaşmamak için kullanmadan önce disklerin ısınmasını beklemesi gerekiyor. İşin acı tarafı, bunu çok geç fark etmiş olmam). Kısacası yaz bitiyor. Bunun tek iyi yanı var. Sonbaharda ve özellikle yılbaşına doğru canlanan oyun piyasası. Bu ara gelen oyunların çoğu vasatın üstünde. Bu oyun ise tam çizgide.
Gelelim oyunun hikayesine. Oyundaki kahramanımız, bir top. Evet, plastik bir top. Her bölümde girebileceğimiz birçok oda var. Her odada da toplamamız gereken nesneler. Bunların hepsi toplanınca bir kapı açılıyor ve o odayı tamamlamış olarak oradan ayrılıyoruz. Amaç, bütün odaları tamamlamak. Yalnız biz oyunda tam olarak kahramanın kendisini yönetmiyoruz. Kahramanımız bir top olduğundan platformların üzerinde zıplayıp duruyor. Alması gereken nesneler de, bu platformların üzerinde. Biz joystick'i sağa veya sola çekerek kahramanımızın üstünde bulunduğu platformu o tarafa eğebiliyoruz. Böylece kahramanımız o tarafa zıplıyor. Yine ateşe basıp kahramanımızın üstünde bulunduğu platformu esneterek yukarıya zıplatabiliyoruz. Kısacası platformları kontrol ederek kahramanımızı yönlendiriyoruz. Ölüm, ilk olarak boşluğa düşmekle geliyor. En az bunun kadar ölümcül olan uzun dikenler (bunlar bizi paramparça ediyor) ve dokunduğumuzda ufak bir delik açarak bizi bütün ekranda dört döndüren kısa dikenler de diğer engeller. Tabii oyuna renk katmak için değişik özelliklere sahip platformlar konmuş. İşte bunların bazıları: Kırmızı Platform: Standart, düz platform. Yeşil Platform: Bu platformlar, üzerinde her zıplayışta biraz kısalır, sonra da yok olurlar. Bazıları zaten kısadır ve ilk zıplayışta yok olur. Kısacası oldukça heyecan katan bir platform. Mavi Platform: Bu platformlar buzdandır. Bir yandan bunların üstüne atladığımızda aynı yana doğru kaymaya, yani atlamaya devam eder. Bunun için dikkatli olup iş açmamamız gerekir.
Çizgili platform: Bunlar var gibi gözüküp insanın kafasını karıştırıyorlar. Fakat topumuz yaklaşınca kaybolup kendilerine güvenenlerin iyi niyetlerini suistimal ediyorlar. Sağ ve sol oklu platformlar: Bunlar duvar dikey duran parçalardır. Top bunlara ok ile aynı yönde gelince açılıp geçmesine izin verirler. Aksi takdirde kapalı kalarak topun çarpıp sekmesine sebep olurlar. Yukarı ve Aşağı oklu Platformlar: Bunlar tıpkı diğer platformlar gibidirler. Aşağı oklu platformun üstünde top zıplarken Joystick'i aşağı çekersek, açılarak topun geçmesine izin verir. Aynı şekilde yukarı oklu platforma aşağıdan zıplayıp çarparken joystick'i yukarı çekersek açılarak topu geçirir. Eğik platformlar: Bunlar top çarpınca yanıp söner ve hangi tarafa eğikse topu o tarafa fırlatır. Diğerleri gibi topu zıplatamaz ya da diğer yönlere eğilemezler. Sarı kollar: Bunlar yukarıda bahsettiğim eğik platformlar gibidirler. Yalnız bunda kollar hareket ederek topu çok daha büyük bir hızla fırlatırlar, hatta çoğu zaman kazalara yol açarlar. Evet oyun genel olarak böyle. Bence "Push Over" varken pek fazla şansı yok, ama yine de çok eğlenceli. Tek disk olduğuna göre almamanız için bir sebep yok. Belki kendinizi kaptırıp uzun süre uğraşabilirsiniz. Oyunda potansiyel var, gerisi size kalmış.
Son olarak, piyasaya çıkarak sonbaharı güzelleştiren 3 şeyden bahsetmek istiyorum: Megadeth'in albümü, Sodom'un albümü (bu arada siz bu satırları okurken muhteşem konser -Sodom konseri tabii ki- gerçekleşmiş olacak) ve henüz görmememe rağmen tamamen güvendiğim Lotus. Diğer ikisi beni hayal kırıklığına uğratmadı, umarım bu da uğratmaz.
LORICIEL - 1 DİSKET / 512 KByte