Amiga Dünyası sayı 23, sayfa 56

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 56

Herkese merhaba.. Hemen her ay Arcade oyunlar ülkemize gelen oyunların içinde yüzde olarak büyük oran tutuyor. Bizde olduğu kadar Avrupa'da da oldukça fazla rağbet gören ve Avrupa dergilerde rastladığımız bu süper Arcade'lerin ülkemize ışık hızıyla ulaşması gerçekten çok güzel. Birazdan tanıtmaya çalışacağım oyun da, elimize böylesine kısa bir sürede ulaşan son oyunlardan bir tanesi. Bilgisayar oyunlarıyla salonlarda tanıştığım yıllarda, In The Space diye bir oyun vardı. O oyunu oynayabilmek için derslerimin dışında kalan zamanlarda hemen salona koşardım. Epeyce sıra bekleyip oynamaya başlardım. Çok zevkli bir oyundu. Golden Eagle'ı ilk gördüğümde, aklıma yıllar öncesinin bu oyunu geldi. Bir anda sanki kendimi yine o kalabalık salonlardaymış gibi hissettim. Tabii ki oyunun sadece görünüşü ve biraz da oynanışı benzemekteydi. Golden Eagle'daki hareketlerin süperliği In The Space'de elbette yoktu. Ama oyun yine de bir nostalji yaratmayı başardı.

Golden Eagle'ın ilk olarak Fransızca versiyonu çıktı. Hemen ardından Lorian firması oyunun İngilizcesini piyasaya sürdü. Oyunun konusu tipik Arcade oyunlarındaki gibi. Yine her zamanki gibi araştırmalar yapıp düşmanlarımızla amansız mücadelelere gireceğiz.

Oyunun hemen başında ekranın ya sağına ya da soluna ilerleyerek bu araştırmalara başlıyoruz. Karşımıza çıkan rakipler insan olabildikleri gibi, robotlar da olabilmekte. Bunlardan kurtulmanın en iyi yolu, eğilerek üstümüzden geçmelerine izin vermek. Vurmak da bir çözüm, ama bazıları çok orantısız geldiğinden bu biraz zor oluyor. Karşınıza çıkan eli silahlı rakipler ise size zorlu anlar yaşatacak. Bunları daha görür görmez vurmanız gerekiyor. Silahlarını çekmelerine izin verirseniz, çok geç kalmış olabilirsiniz. Bu da, hiç yoktan bir adamınıza mal olur. İlerlemeye devam ettikçe bazı geçitlere rastlayacak ve bunlardan geçtikçe kısa yüklemelerle başka geçitlere adım atacaksınız. Yine böyle bir geçide girdiğinizde, oyunla ilgili bazı kolaylıklar ekrana gelecek. Buradan bazı önemli haberleri alabildiğiniz gibi, çeşitli kişilerce size yazılmış mektupları da okuyabilirsiniz. Map kısmında ise, haritayı inceleyebilirsiniz. Bu haritayı aklınızda tutmanız gerek; çünkü bazı yollara girdiğinizde şaşırabiliyorsunuz. O yüzden bu tür haritaları çok iyi analiz etmeniz gerekiyor. Yine bu bölümden Game ile oyunu Save edebilir ve istediğiniz an Load'ı seçerek yükleyebilirsiniz. Bazı yerlere gelindiğinde zemin değişik bir hal alır. Böyle anlarda, karşıya geçmek için tavandaki boruyu kullanmak zorunda kalacaksınız.

Golden Eagle'da, olaylar mükemmel bir şekilde tasvir edilmiş. Hareketlerdeki canlılığı umarım gördüğünüzde daha iyi anlayacaksınız. İlk etapta bu hareketler aklınıza Prince Of Persia'yı getirecek. Arcade türü oyunlara merakınız varsa, bu iki disketlik oyunu mutlaka oynayın. Gökmen'den söylemesi. Gelecek aya kadar hepiniz hoşçakalın.

LORICIEL/2 DİSKET/1 MB

SES................................ : %70 GRAFİK......................... • %80 OYNANABİLİRLİK....... : %85 GENEL.......................... : %85

Çöl üzerinde biraz gezintiye ne dersiniz? Amiga'da her türlü kılığa girdiniz. Neden rallici olmayasınız? "Evet, olurum" diyorsanız, Big Run'ı oynamaya başlayabilirsiniz.

Big Run'ı, Double Dragon 3'ten tanıdığımız "STORM" firması yapmış. Oyunda amacınız, Tunis'ten başlayıp, Dakar'a ulaşmak. Oyun altı etaptan oluşuyor:

1- TUNIS-TOZEUR=> START RUN 2- TOZEUR-TUMU 3- TUMU-AGODEZ 4- AGODEZ-BAMACO 5- BAMACO-ST.LOUIS 6- ST.LOUIS-DAKAR=> VICTORY RUN Aslında bu oyunu bitirmek hiç de zor bir şey değil. Oyun oldukça kolay yapılmış.

Oyunda kullandığınız arabada iki vites var. Birincisi low; yavaş gitmek için, ikincisi high; hızlı gitmek için. Oyun sırasında iki tuşun fonksiyonu var. P, oyunu pause etmek; ESC ise oyundan ya da demodan çıkış için kullanılır.

Şimdi de oyunun etapları hakkında biraz bilgi vereyim.

COURSE 1 - TUNIS-TOZEUR: Oyuna ilk önce asfalt bir yolda başlıyor, daha sonra çöle çıkıyorsunuz. Yol üzerinde dikenler bulunuyor. Yol kenarlarında ağaçlar ve dikili uzun ağaçlar var. Yol üzerinde bir süre gittikten sonra karşınıza bir göl çıkıyor. Bu etapta dikkat etmeniz gereken şey, virajlar. Burada virajlardan başka bir şey de yok zaten.

COURSE 2 -- TOZEUR-TUMU: Bu bölümde gene çölde gidiyorsunuz. Yolun üzerinde küçük taşlar bulunuyor. Ayrıca yol üzerinde bulunan tabelalara ve dikili taşlara dikkat etmelisiniz. Tabii, gene virajlar var. Bir süre sonra üzeri kum olan bir köprü üzerine çıkıyorsunuz. Bu köprüden düşmemeye de dikkat etmelisiniz. Köprüyü geçtikten sonra, Checkpoint alıyor ve bir yola giriyorsunuz. Bu yolda giderken, araba arkasında toz-duman bırakıyor. Artık oyun gerçek ralliye benzemeye başladı.

COURSE 3 -- TUMU-AGODEZ: Çöl üzerindeki yolculuğumuz devam ediyor. Burada yol kenarlarında ağaçlar ve evler var. Bu etapta, Checkpoint'ten önce dikkat etmeniz gereken şey, virajlar. Checkpoint'e girdikten sonra ise, karşınızda virajlardan başka, tabelalar var.

COURSE 4 -- AGODEZ-BAMACO: Dördüncü etapta, yol kenarlarında evler, yol üzerinde dikili taşlar var. Bir süre gittikten sonra yol darlaşıyor. Buradaki taşlara dikkat etmelisiniz. Yol bir ara genişlese de, Checkpoint'ten sonra gene daralıyor ve çok keskin virajlarla karşılaşıyorsunuz. Bir müddet gittikten sonra tekrar suya gireceksiniz ve bundan sonra da bu etabı bitire-

COURSE 5 - BAMACO-ST.LOUIS: Oyunun en keskin virajları bu bölümde bulunuyor. Virajlar sizi alıp, yolun dışına atıyorlar. Bu bölümün başından sonuna kadar virajlardan başka hiçbir zorluğu yok. Ama Checkpoint'ten sonraki virajlar çok zor yapılmış. Bu zorlu virajları geçtikten sonra tozu dumana kattığınız bir yola geliyorsunuz. Buradan sonra bir köprü üzerinden geçip, bu etabı da bitiriyorsunuz.

COURSE 6 -- ST.LOUIS-DAKAR: Geldik oyunun en son ve en kısa bölümüne. Son etaptaki yollar çok dar. Bu dar yolda birden karşınıza çıkan virajlar, sizi oldukça zorlayacak. Yolun kenarlarında virajları gösteren tabelalar var. Ama bunların pek yararı olmuyor. Uzun dikili taşlara bu etapta da rastlıyorsunuz. Buradaki yol çok kısa. Bunun için çabuk bitiyor.

Oyunu bitirdikten sonra, her etabın sonunda ayağınıza kapanan kız, bu defa gelip sizi öpüyor. Sonra da kupa törenine katılıyorsunuz. İlk üçe girenler kürsüye çıkıyor. Tabii siz, birincilik kürsüsündesiniz (!). Kupanızı aldıktan sonra, bir yarış geleneği olarak şampanyanızı patlatıyorsunuz.

Big Run vasat bir oyun. Üzerinde fazla uğraşılmadığı belli oluyor. Alsanız da olur, almasanız da.

STORM/2 DİSKET/512 K

GRAFİK.......................... :%75 SES ................................ : %75 OYNANABİLİRLİK......... : %70 GENEL .......................... :%70

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.