Amiga Dünyası sayı 18, sayfa 30
Sayfanın metni

Sayfa 30

Levent Kırca Samsun doğumlu, kendi deyimiyle babasının ölümüyle bir tarafının tamamen gittiğini söylüyor. Öğretmen çocuğu... Annesinin olmasından dolayı torpilli olduğunu, yalnız bu torpilin sınıf geçmede değil de dayak yememesinde işe yaradığını söylüyor.

Medeniyete geçişini ortaokulda Ankara'ya gelişlerine bağlıyor... Annesini saygıyla anıyor... Onun ileri görüşü ve desteğiyle bugünkü Levent Kırca'nın doğduğunu söylüyor.

Ankara'da ilk televizyon kuruluşunda Levent Kırca'nın emeği hiç de yabana atılır gibi değil. Halk, Levent Kırca’yı televizyon için yaptıklarından dolayı yıllar sonra baş tacı yaparak takdir etmiş.

Bugünün iyi oyuncusu, başarılı tiyatrocusu, işini iyi bilen yönetmeni ve montajcısı olmuş. Karşımızda çok çalışmayı bir yaşam biçimi olarak gören Levent Kırca vardı. Üretmek ve yaratmak için çalışıyor. Hem de hiç durmadan, dinlenmeden. Henüz 41 yaşında olmasına karşılık boynundaki rahatsızlık bazen ümitsizliğe düşürüyor kendisini... Kendisini 10 sene daha verimli görüyor ve diyor ki, "Şu yöneticilerin yüzünden zavallı olmuş televizyon, beni 3 senedir yasakladı. Halkımdan uzak tutuyor. Halka karşı sanatı ve mizahı yasaklamakla çok ayıp ediyorlar. Bu TRT, ben ölsem hemen haberlere koyup benim hakkımda iyi şeyler söyler. Böyle röportaj hiç yapmadım. Amiga Dünyası dergisine vasiyet ediyorum. Beni TRT'de yasaklayanların ölümümden sonra çıkıp benim hakkımda konuşmalarını istemiyorum. Ben müsaade etmiyorum. Siz de müsaade etmeyin. Böyle bir hakları yok."

Şimdiye kadar yaptığı tüm oyunlar yasaklanmış. 1979 yılında Hodri Meydan Kültür Merkezi'ni ilk kuran kişi. Şimdi Hürriyet gazetesinden satın aldıkları Yenikapı gösteri merkezindeler. Levent Kırca'nın en büyük kazancı bugün sokağa çıktığında trafiğin durması ve halkın yoğun sevgisi. Ama herkese ulaşmak istiyor. Filmler çekmek, yeni gençler yetiştirmek ve bütün şehirlerde oynamak en büyük dileği. Hürriyet gazetesinin desteğiyle "Seneği Düşünüldü" gerçekleşmiş. Adidas firması da spor ayakkabıları ve eşofmanları ile bize destek veriyor, kendilerine çok teşekkür ederiz.

Levent Kırca bizden biri, ailemizden biri, dostluğu, dürüstlüğü ve açıklığıyla... Dileğimiz yaşamındaki tüm yasaklar kalksın... Halkın bu kadar sevdiği bir sanatçıya yardım edebilecek tüm eller uzansın, sanat ve sanatçı adına...

- Üç kelimeyle kendinizi anlatır mısınız? Çalışkan, güler yüzlü, başarılı... -En büyük keyfiniz nedir? Bir şeyler yaratmak ve yarattıklarımı görmek, müthiş haz veriyor bana. Bunun dışında yemek yapmasını ve yemesini çok severim. Hele salata ve köftelerim harika olur.

- Şu günlerde sizi en çok rahatsız eden olay nedir? (Röportajı yaptığımız tarih 10 Ekim 1991)

Bu günlerde beni en çok rahatsız eden olay, seçim propagandalarının adilane olmayışı. Demokrasiden bahsedip daha seçim propagandalarında bile dövüşülmeyen bir ortam seziyorum ve huzursuzlaşıyorum.

- Sizi en çok ne güldürür? Beni en çok yaşamın içinde güncel yaşanan olaylar güldürür. Ismarlama olaylara gülemem. Bizim esprilerimize gülünmesinin sebebi oradan kaynaklanıyor.

- Alaaddin'in sihirli lambası elinize geçiyor; iki dilek hakkınız var, ne dilerdiniz?

Bu Alaaddin'in sihirli lambası hiç elime geçmedi ve geçme ihtimali de çok zor. Bir insanın eline sihirli lambanın geçmesi için o lambanın önce dedesinde, sonra babasında olması gerekir. Bu lamba miras gibidir. Miras yoluyla geçer. Bu lambayı ben görüyorum. Bu lambanın şimdi kimlerin elinde olduğunu da biliyorum. O lambayı ben, en çok hayal edebilirim.

- Hangi burçsunuz? Burcunuzun en büyük özelliği nedir?

Burcum terazi. Burcumun en büyük özelliği yaratıcı olması, dengeli, sanatçı kişiliği de ağırlıkta.

- Tahminen kaç kişiliğe sahipsiniz? Karım benim birkaç kişilikte olduğumu söyler. Benim de olumsuz yanlarım var, Zaman zaman aksileşip suratsızlaşırım. Genellikle bunu evde yaptığım için bu yanım karıma yansıyor.

- 24 saat için ünlü birinin yerine geçeceksiniz, kimin?

Sakıp Sabancı'nın yerinde olmak isterdim. Çünkü onun gibi olup o servetimin bir kısmını sanata ve Türk sinemasına cömertçe harcamak için. Ya da Turgut Özal'ın yerinde olup bir takım sermaye kaynaklarını sanata aktarmak ve televizyonun daha çağdaş çalışmasını sağlamak ve yasakları kaldırmak için. Sakıp Sabancı bir hafta beni yerine koysa nasıl bitiririm paranın tamamını. "Gel Levent otur şuraya dilediğin gibi harca parayı" dese, yarım saatte ne harcarım biliyor musun? Bir kuruşunu kendime harcamam, içinden bir gömlek parası alırsam sırtıma gövdeme yapışsın. Bir sandviç bile yemeyeceğim. Hemen sahneye, sinemaya harcarım. Ama yarım saatte bitiremem onun parasını. Bu hakkı bana 10 dakika bile verse razıyım. Sabancı'nın bu yazıyı okumasını çok isterim.

- Buğulu bir cama yazacağınız ilk şey ne olurdu? Ben camı silerdim, dışarıyı görmek için. Her taraf buğulu, o buğuları silip, netleştirmek isterdim her şeyi-

- Yeni oyununuz "Hangi Yüzle"den söz eder misiniz?

Yeni oyunumuz "Hangi Yüzle" çok güzel. Bir yıldır çalışıyoruz, yaz boz yapıyoruz. Bir tek ben değil, bütün arkadaşlarımla, yazar ve teknik arkadaşlarımın bu işte emeği çok. Sizin aracılığınızla hepsine tek tek teşekkür etmek istiyorum. Hepsi benim öğrencilerim. Kendilerini yetiştirip benimle aynı kıvama geldiler. Oyun isminden belli, bu ülkede birtakım adamlar ortalıkta dolaşıyorlar, birtakım yapılması gereken olaylar var. Açılması gereken perdeler, çekilmesi gereken filmler var. Bunlar yapılamıyor, bu bozukluk böylece gidiyor. Bankalar hala hayali ihracat yapanları kurtarmakla meşgul, işte bu adamlar "Hangi Yüzle" ortadalar, dolaşıyorlar. Oyunun içeriği bu. İyi olması için her şeyimizi ortaya koyduk. İnşallah çok güzel olacak.

- Sizin için bir oyunu yaratmak mı, yaşatmak mı önemli?

Yaratmakla bitmiyor. Yaşatmak için de mücadele vermek gerekiyor. Yaratmak kadar yaşatmak da zor hatta yaşatmak daha zor. Çünkü yaşatmamak üzere bir sistem dünyaya hakim. Kıskandığı için, başarılı olduğu için, doğruyu söylediğin için yaşatmıyor... yaşatmıyor. Bu şartlara rağmen yaşayabiliyorsan çok başarılısın.

- Çevreye yansıyan yarattığınız neşeli imaj ile kendi karakteriniz arasında büyük farklılıklar var mı?

Çok kolay bir adam olduğum söylenemez. Çok titizimdir, çok çalışırım. Genelde oldukça neşeliyimdir.

İşimi eğlenerek yaparım. Çalışırken gırgır ve şamatamız boldur.

- Trajedi oynamayı hiç düşündünüz mü? Trajedi oynadım. Mesela "Gereği Düşünüldü"'de İshak'ın trajedi sahneleri vardır. Trajedi ve komedi hayatın içindedir. Birbirinden ayrılmaz. Ayrılmadığı zaman da başarılı olur. Bunun örneğini de ben gösterdim.

- Karakterinizle ilgili değiştirmeyi düşündüğünüz özellikleriniz var mı?

Genelde değişikliğe çok açığımdır. Çok değişebiliyor muyum bilmiyorum ama, değişim hayatın kendisidir. Değişmeyen insan, bulunduğu yerde kalmış insandır. Değişmek zorundayız. Değişim diyalektiğin esasıdır. Her şey değişiyor. Değişen çağa ayak uydurmalıyız.

- Hangi ünlünün yaşamını sahnelemek isterdiniz? Hepsi çok güzel sahnelenir, büyük malzeme var. Yalnız ünlü derken zengin ünlüleri kastediyorum. Zaten fakir ünlüler hikaye kahramanıdır. Bir insanın kahraman olması için fakir olması lazımdır. Dünyanın hiçbir yerinde zengin kahraman yoktur. Kahramanlar çok önemlidirler ve fakirdirler. Çünkü kahramanın taviz vermemesi için fakir olması gerekir. Sonuçta bütün devlet büyükleri, zenginler hepsi, hepsi sahnelenir.

- Sizce güzel nedir? Ve kimdir? Bence güzel bütün çirkinliklerine rağmen hayatın kendisidir. Hayatta herkesin bir rolü vardır, herkes oynar. Hayat güzeli ve çirkiniyle bir bütündür.

- Bir sabah uyanınca nerede olmak isterdiniz? Hapishanede olmayayım da, her yerde olabilirim. - Bir sevgi olsaydınız hangi yürekte yaşamak isterdiniz?

Çok temiz ve saf oldukları için bir çocuk yüreğinde yaşamak isterdim.

- "Bilgisayar" sözcüğü size ne anımsatıyor? Yaşamınızın hangi alanında kullanabilirsiniz?

Bilgisayar sözcüğü bana Turgut Özal'ın kendisini hatırlatıyor. Kullanabileceğimiz ve ulaşabileceğimiz her yerde bilgisayarı kullanma gereğine inanıyor ve kullanıyorum.

- Kendinize soru sormak isteseniz ne sorardınız? Sen kendini ne zannediyorsun?

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.