Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 73
Microprose ekibi, detaylı oyun sevenlerin her zaman takdir ettiği şirketlerin başında geliyor. Railroad Tycoon da şirketin detaylı program yazma sanatının bir örneği. Tren ve demiryolu, sanayi devrimi sonrasında büyük önem kazanmış ve emperyalist politikaların temel unsuru olmuştur. Yeni kurulan sanayilere hammadde sağlamak, sanayi ürünlerini dağıtıp pazarlayabilmek, bir ülkenin şehirlerini birbirine bağlamak için demiryolu en iyi çözüm olmuştur. Hatta bugünün birçok dev şehri demiryolu sayesinde bu kadar gelişmiş ve ilerlemiştir.
Her neyse, 19'uncu yüzyılda demiryolu sektörüne el atmak için hazırlanmaktayız. 1 milyon dolar başlangıç için elimizde bulunan tek şey.
Amacımız çok basit, para, daha çok para kazanmak. Bize verilen 4 coğrafyadan birine karar verip kolları sıvıyoruz. (Kendimize güvenebildiğimiz zorluk derecesinde tabii ki) İlk iş kendimize bir demiryolu kurmak. Hemen en uygun mesafe için araştırmalarımıza başlıyoruz. Burada önemli olan şehrin adından çok öz kaynakları, diğer şehirlere mesafesi (Raylar para ile döşeniyor) ve genişleme imkanları olması.
Kararımızı verdik ve iki şehri birbirine bağlayacağız. Önce rayları (Shift + Oklar) döşemek gerekecek. O kadar çabuk değil. Trenler iyi tırmanamazlar, dolayısı ile düz yollar isterler (Mümkün olduğu kadar.) Her sorunun (para oldukça) çözümü var; Tüneller, köprüler. Bu kadar da değil her araziden bir geçiş ücreti var. Buna karşılık geçtiğiniz araziler size iş imkanları çıkaracaklardır.
Güçlendikçe demiryolunuzu beslemek için siz de sanayiler kurabileceksiniz.
Rayları döşedik, sıra istasyonlarda; raylar üzerine istediğimiz yere istasyonlarımızı (yine para, yine para) kurabiliriz. İstasyonumuzun boyutu kabaca iş hacmini belirliyor. İstasyon küçük oldu diye üzülmeyin, para oldukça istasyonumuzu donatabiliriz.
Şimdi trenlerden tren beğenelim. Lokomotif seçimini ihtiyaçlarımıza göre belirledik (Neden hep en pahalısını alırız ki?) artık resmen seferlere başlamak üzereyiz. Tren istasyondan çıkıp önümüze geldi, sıra vagonlarda.
Çeşit bolluğuna aldanmayın gideceğiniz istasyon sizden ne bekliyor, bu istasyon size ne sunuyor araştırın (Bu arada sizin lokomotif kaç vagonla, ne kadar eğimi, ne hızla çıkıyor haberiniz var mı?) . Ve ilk seferiniz....
Hayırlı olsun. Bu arada borsada neler oluyor, hisse senetleri ile oynayarak ihtiyacınız olan para kazanılabilir mi acaba, yoksa yerel haberleri izleyerek piyasanın ani ihtiyaçlarına hızlı cevap vererek milyonerlik yolunu mu tutalım? Hele bir de oyunun başında kıran kırana rekabet seçmişseniz geçmiş olsun size.
Railroad Tycoon ticari bir simülasyon sayılabilir. Tıpkı PORTS OF CALL gibi. Hemen sevinmeyin çünkü o oyun gibi çok kişi ile oynanamıyor. Kullanımının da PORTS OF CALL kadar kolay olmadığını söylemeliyim. Çok sayıda seçenek ve bunlara bağlı gelişen olay var. Maalesef oyundan zevk alarak oynamak için yabancı dil bilmek şart. (Yabancı dil derken biraz da ticaret mi eklesek?) Şu anda benim elimdeki versiyon Almanca ama İngilizcesinin de geleceğini sanıyorum.
Oyun çok detaylı ve mantıklı bir yerlere gelebilmek çok zaman ve emek harcatıyor. Dahası oyunu kullanabilmek için çoğu güzel oyunu oynadığınızdan daha fazla zaman harcıyorsunuz. Yine de meraklı birini uzun süre meşgul edecek nitelikte ve belirtmeden geçemeyeceğim, grafikler gerçekten sevimli. Eğer bu tür oyunlar size zevk vermiyorsa (Ve dolu küflenmiş disket koleksiyonu yapmıyorsanız) size daha heyecanlı bir şeyler verelim.
MICRO PROSE 1 Mbyte / Çift Disket
Grafik.................................... : % 90 Ses ....................................... : % 65 Oynanabilirlik........................: % 50 Genel....................................: % 70
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 72
Çok ileri bir tarihte geminizin pilot kabininden düşmanları vurmak ister misiniz? Eğer cevabınız evetse, ENCOUNTER tam size göre demektir. Kısa bir zaman önce ülkemize gelen Amiga Encounter oldukça ilgi çekici bir oyun. Benzerleri daha önce beğenilmişti. Öyle tahmin ediyorum ki, bu oyun da diğerleri gibi oldukça iyi bir yere sahip olacak.
Oyunun konusu yarı uzay, yarı savaş türünde. Şimdi bu da nasıl olur diyeceksiniz. Oyun içinde bazı bölümler uzayda, bazı bölümler de yeryüzünde geçiyor. Tabii ortak nokta hep savaşıyor olmanız. Ekran tamamen pilot kabini olarak tasarlanmış. Bu tür kabinlerin klasik ve karmaşık gösterge tabloları, yerini sade bir dizayna bırakmış. Sadece size oyun boyunca yardımcı olacak olan bir radar ve mermilerin gelişini gösterecek olan bir cihaz konmuş. Sizin oyundaki amacınız, çok seri bir biçimde hareket eden düşman gemilerini vurmak. Geminin içinde olduğunuzdan kendinizi olayların içindeymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Hareket ettiğiniz yol boyunca zeminin kayması ve direklerin tasarımı son derece güzel. Özellikle patlattığınız gemi çok yakınımızdaysa parçaların gölgelerini bile zeminde görebilirsiniz. Oyun boyunca size yardımcı olacağına inandığım ipuçlarına gelince..
Rakip gemileri sürekli radardan izleyin. Radardan gördüğünüz an tam önünüze alın ve ilerleyin. Yalnız ilerlerken devamlı etrafı kontrol etmeniz gerekiyor. Bir anda belirebilen mermi geminizi patlatabilir. Böyle bir durumda kaldığınızda, hemen geri geri gidin ve yeteri kadar uzaklaştığınızda yönünüzü değiştirin. Düşman gemisi çok uzaktaysa, seri atışlarla yok etmeye çalışın. Attığınız mermiler direklere isabet edip yön değiştirebiliyor. Aynı şey rakip mermiler için de geçerli. Buna da dikkat etmeniz lazım. Azdan başlayıp çoğalan bir ses duydunuz mu, üzerinize gelen füzeden kurtulmanız çok zor. Ancak çok hızlı hareket ederek kurtulabilirsiniz. Arasıra beyaz karelere rastlayacaksınız. Gemiler bunların arkalarından çıkıyorlar. O yüzden buralara geldiğinizde FIRE'a basmaya hazır olun. Bilgisayarınızın size sınır tanıdığı gemi sayısını tamamladıktan sonra, başka bir boyuta geçeceksiniz. Uzayda kısa bir yolculuk yaptıktan sonra kendinizi daha zor bir bölümde bulmanız mümkün. Yalnız uzayda gök taşlarından sakınmanız gerekiyor. Aksi halde bir anda kendinizi oyunun başında bulabilirsiniz.
ENCOUNTER, farklılık isteyenler için değişik olabilir. Oyunun konusunun belli bir düzeyde olması belki sizi biraz sıkabilir. Ancak görüntülerin oldukça kaliteli olması, bizi bu oyunu size tavsiye etmeye zorluyor. Hepinize mutlu bir ay dileğiyle..
ASTEROIDS
Eski zamanlarda, yaklaşık on iki sene önce herkesin ya da babalarınızın deliler gibi oynadığı oyunu görüp biraz gülmek ister misiniz? Çığlıklarınızı duyar gibi oluyorum. Ama hemen yazıyı okuyan Hüseyin gibi on iki sene önce bilgisayar mı vardı diye sormayın? Bu oyun on iki sene önceki bir coin-op'ın Amiga'ya çevrilmesi yani konversiyonu; üstüne üstlük oyunu yapan kişi yani 'JPN' benim mektup arkadaşım. Geçen senelerde de FLASHBIER adında bir oyun yaparak adından oldukça söz ettirmişti. JPN bu oyunları yaparak para kazanmayı amaçlamıyor. Bu ve benzeri oyunlar sadece yeni kullanıcılar arasında gezsin ve dağıtılsın diye PUBLIC DOMAIN yapılıyor.
Bu oyunun amacı, etrafınızda haince dönen meteorları vurup o bölgeden kurtulmak. Yalnız, vurduğunuz meteorlar küçülüp, başka meteorlar haline dönüşüyor. Ayrıca arada sırada çıkıp size mermi atan UFO'lar da mevcut. Özellikle küçük UFO'lardan kurtulmak çok zor. Gemimiz 360 derecelik bir dönüş yapabiliyor; ayrıca ateş tuşuna basıp joystick'i geri çekerseniz, gemi başka yere ışınlanıyor. Ama bu yeri siz belirlemiyorsunuz.
Oyundan mükemmel grafikler beklemeyin. Grafikler tek bitplane'lik yani gerçek oyundaki grafiklerin aynısı. Sesler ise orijinal coin-op'tan sampling, komik sesler içeriyor yani. Bence eski günlerin hatırına alınıp saklanacak bir oyun. Mega başarılar.
OCEAN ismini sanırım hepiniz yakından tanıyorsunuz. İlk kez 1983 yılında kurulan bu firma, şimdiye kadar bilgisayar dünyasına birçok hit oyun kazandırdı ve biz de bu oyunları zevkle oynadık. Ocean firmasını diğer firmalardan ayıran 2 özelliği var. Bunlardan biri, yaptığı oyunlarda kaliteyi bilinenden aşağı düşürmemiş olması, diğeri de yaptığı ve yapacağı oyunlar hakkında çok iyi bir reklam kampanyası hazırlaması. Gerçekten de bu firmanın yaptığı oyunları birden fazla yerde yüzlerce defa gördüm. Bu yüzdendir ki, bana göre Avrupa'da son iki yılın en iyi Software House'u Ocean'dır (Psygnosis'e rağmen).
Bu ay yeni bir arcade oyunuyla karşınızdayız ve tabii ki oyunumuz da arcade makinelerinden Amiga'ya başarılı bir şekilde uyarlanmış. Zaten Ocean'ın arcade makinelerinden uyarladığı her oyun başarılı.
Oyunda siz şanssız bir kahramanı yönetiyorsunuz. Bir gün kötü kalpli cadı Bahstar, sizin sevgiliniz olan Miho'yu kaçırıyor. Siz de bunu duyar duymaz onu kurtarmaya çalışıyorsunuz; ama kötü cadı, size kendinden daha kötü olan bir büyü yapıp ufak çirkin bir maymuna döndürüp sevgilinizi alıp kaçıyor. İşte oyunumuz tam burada başlıyor ve tahmin ettiğiniz gibi, siz bir maymunsunuz. Ne yapıp, ne edip o kötü cadıyı bulmak ve sevgilinizi kurtarmak için birbirinden tehlikeli yollara giriyorsunuz. Evet oyunumuzun konusu bu. Siz birçok yolu aşarak sevgilinizi kurtarıyorsunuz. Oyuna run'n jump yani platform oyunu diyebiliriz. Sevgilinizi kurtarana kadar hayatınız oradan buraya sıçramakla ve birbirinden kötü yaratıkları öldürmekle geçiyor. Oyuna ilk olarak Labyrinth of Caves'de başlıyorsunuz. Burası oyunun ilk level'ı olduğu için basit. Sadece yerden ve havadan gelen yaratıklara dikkat edin. İkinci level ise Lake Neptune. Burada da yaratıklara dikkat edin. Oyun toplam 8 level'dan oluşuyor; tabii burada size hepsini açıklamayacağım. Ama oyunun ileriki level'ları biraz zor olduğu için siz bilgisayarcınızdan trainer versiyonunu isteyin.
Oyun, geçen ay açıkladığımız Chuck Rock'a oldukça benziyor. Grafikler ve müzikler oldukça iyi diyebilirim. Özellikle arkadaki background grafikleri çok iyi, ayrıca oyunda parallax scrolling tekniği kullanılmış ve oyunu oldukça şirin bir hale getirmiş. Toki, en az bir Chuck Rock kadar zevkli; ancak hemen şunu söyleyeyim, bu oyunu kendi başıma oynasaydım hiçbir yere gelemezdim. Onun için bana değerli yardımlarını esirgemeyen arkadaşım Emin'e very very thanks!
TO Kİ