Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 71
Merhaba sevgili arkadaşlar.. Amiga'nızın başında zevkli dakikalar yaşamak istiyorsanız, işte size bomba gibi bir oyun... CREEPY
Önceki yıllarda ACADEMY isimli ve dönemine göre çok iyi olan bir oyun vardı. Monitörümüzün karşısında o oyun için saatlerimizi geçirirdik. CREEPY de aynı mantıkla yapılmış bir oyun. Ancak gerek grafikleri, gerekse oynanabilinirliğinden dolayı çok daha güzel bir oyun.
Oyun aslında bir zeka oyunu. Labirentlerin arasında sürekli olarak bu tırtıl ile dolaşıyorsunuz. Sizin amacınız labirentlerin yollarına mükemmel bir şekilde serpiştirilmiş daireleri toplamak. Oyun aslında çok kolaymış gibi gözüküyor. Ancak oyuna tam olarak adapte olduğunuzda o kadar kolay olmadığını göreceksiniz.
Çünkü, daireleri yediğinizde tırtılınızın boyu devamlı olarak uzuyor ve sizi labirentin yolları boyunca takip ediyor. Şayet yanlışlıkla ters bir yoldan girerseniz kendi kuyruğunuzun üzerinden geçersiniz ki, bu da sizin için pek iyi olmaz.
Her levelde labirentin şekli değişiyor. Ekranın üst köşelerinde boşluklar mevcut. İleriki bölümlerde bu boşluklar çoğalıyor. Buralardan girdiğinizde başka bir köşeden çıkabiliyorsunuz. Eğer alamadığınız yuvarlak cisimlerden kalmışsa mantıklı yerlerden girip tam önüne çıkabilirsiniz. Yalnız bunu yaparken daha önceden denediğiniz boşluklardan girmenizde yarar var. Aksi taktirde tam kuyruk kısmının üzerine çıkabilirsiniz. Yolların üzerinde sizi bekleyen sürprizler de var. Bunları tadı kaçmasın diye yazmıyorum. Size sadece üçgenin görevini söyleyeyim. Almak istediğiniz cisim üçgenin altında veya üstünde olabilir. Sizin dikkat etmeniz gereken olay üçgenin devamlı taban kısmından geçmek. Aksi halde oraya yakalanıyorsunuz ve haliyle başa dönmek zorunda kalıyorsunuz.
Sizlere oyun hakkında söyleyebileceklerim bu kadar. Bana sadece sizlere sabırlar dilemek kalıyor. Hepinize bol şans....
Nedense robotların bulunduğu oyunlar da, diğer birçok oyunlar gibi sevilir. Ben hala o soğuk teneke sesli hurda yığınlarına alışabilmiş değilim. Neyse, bunun fazla bir önemi yok. Oyunumuzun konusu oldukça ilginç: Yıl 2085, Stalit uydu şirketleri tam 952 tane TV kanalı oluşturmuş. Amaçları ise insanın spora karşı olan arzusunu, robotları karşılıklı yarıştırarak tatmin etmek. Zaten artık her işi robotlar yaptığından bu insanlara daha rahat geliyor. İşte böylece BOTICS denilen yeni bir spor dalı oluşmuş.
Aslında oyun gayet basit, siz bir robotu, bilgisayar da diğerini yönetmekte. Ortada bir top var, zaten genelde kale ve iki oyuncunun karşılıklı olduğu oyunlarda bir de kovalayacakları nesne olur. İçi hava dolu yuvarlak bir cisim zannettiğimiz top ise aslında bir robot. Oyunun başında yürüyerek sahanın ortasına geliyor ve burada top şeklini alıyor. Oyunu biraz zorlaştıran faktör, sahanın derinlik efekti verilerek çizilmiş olması. Sahanın bazı kısımları görülemediğinden reflekslerinize güvenmek zorundasınız. Topun hızını arttırmak için, topa değdiğinizde ateş tuşuna basmanız gerekmekte. Belli bir süre içinde karşı tarafa daha çok gol atan, oyunu kazanıyor ve bir üst kademede, pardon maçta oynamaya hak kazanıyor.
Oyun bana eski bilgisayar oyunlarını hatırlattı. Çoğunuzun bu oyunları bildiğine eminim. Atari gibi firmalar, bilgisayardan önce Tele-Games adı verilen bazı basit oyun makinalarını çıkarttı. Bunlarda tenis, atıcılık, futbol gibi oyunlar bulunmaktaydı. Ekranda kontrol edilen iki çubukla bir arkadaşınızla evde tenis oynamanız mümkündü. İşte Botics oyunu da bu tarz bir tenis oyununa çok benzemekte.
Bence bu oyunun temelindeki olay, çok basit sorulara, çok basit fikirlerin gerektirdiği en az bu sorular ve fikirler kadar basit çözümleri bulabilmek. İyi maçlar...
Herkese merhaba. Severek oynayabileceğiniz bir oyunla tekrar karşınızdayız. Amiga'nızın karşısına geçip de şöyle güzel, zevkli ve biraz da komik bir oyun oynamak istiyorsanız işte size bir şans. LITTLE PUFF...
LITTLE PUFF
Grafik açısından orta şekerli olmasına rağmen, gerek müziği, gerekse ses efektleri yönünden güzel bir oyun. Oyunda siz bir canavarı yönlendiriyorsunuz. Aslında canavar kelimesi pek korkunç oluyor. Sevimli bir dinozor desek herhalde daha iyi olur.
Her neyse... Sizin oyundaki göreviniz dinozorla birlikte dolaşmak ve yeri geldiğinde karnınızı doyurmak ve rakiplerinizle mücadele etmek. Ancak bütün bunları yaparken son derece dikkatli olmanız lazım. Keza sizi bekleyen tehlikeler öyle yerlere gizlenmiş ki bir anlık dalgınlığınız sizi oyunun en başına döndürebilir.
Oyun başladığında siz ilk olarak sağa doğru gidin. İkinci karede yerde duran şişeyi almanız lazım. Aksi halde oyuna tam olarak başlayamazsınız. Çünkü, ilk etapta önünüze çıkan engelleri aşmanız mümkün değil. Yerde bulunan her türlü cismi joystiğinizi aşağı doğru çekerek almanız mümkün. Şişeyi aldıktan sonra sola doğru ilerlemeye başlayın. Önünüze ilk çıkacak olan bir kütük. Onu yok etmek için yanına iyice yaklaşın ve ateş edin. Daha sonra devam ettiğinizde önünüze iki çukur çıkacak. Ya bu çukurlara atlayın ya da zıplayarak devam edin. Çukura girmeniz işinize gelecektir. Çünkü size ileride gerekecek olan silahlar orada. Ayrıca can simidini alırken çok dikkatli olun. Sizi orada bir sürpriz bekliyor. Oyunun genelinde birçok sürpriz var. Bunların neler olduğunu oynarken göreceksiniz. Şayet değişik bir oyun istiyorsanız bu tam size göre demektir. Son olarak size bir ipucu... Yemek yediğinizde bazen ateş edemez hale geliyorsunuz. Hepinize bol şanslar...
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 70
Amiga ilk çıktığından beri birçok uçuş simülasyonu yapıldı. Her biri çok gerçekçi ve kaliteli olan bu tür oyunlara bir yenisi daha eklendi, MIG 29 Fulcrum. Bildiğiniz gibi MIG 29'lar çok üstün özelliklere sahip Sovyet savaş uçakları. Bu uçakların en büyük özelliği ise çok hızlı ve seri olmaları. İşte oyunda da bir MIG 29 kullanarak size verilen görevleri yerine getirmeye çalışıyorsunuz. Genelde MIG 29 diğer simülasyonlardan farklı değil ve herhangi bir yenilik yok. Fakat uçağı klavye veya joystick'le değil mouse'la yönetiyorsunuz. Dış açıdan çeşitli görüntüler bunda da mevcut, kontrol panelinde ve kokpitte de herhangi bir değişiklik ve yenilik yok. Başarmanız gereken birkaç önemli (ve biraz da zor) görev dışında oyun oldukça kolay. Kısacası eğer değişiklik olsun diye bir MIG kullanmak isterseniz deneyebilirsiniz.
Rainbow Arts'ın büyük reklamlarla piyasaya çıkardığı oyun bir hayli ilginç ve acayip.
Amerikan futbolu ülkemizde pek tanınmamasına rağmen, ismi çokça duyulmuş bir spor dalıdır. Oyunda belirli kurallar içerisinde oyuncular birbirlerinin kalelerine gol atmaya ve maçı kazanmaya çalışırlar. M.U.D.S. de bir çeşit Amerikan futbolu, ama çok farklı ve garip bir Amerikan futbolu. Bir kere oyuncular insan değil hayvan ve oyunda kural yok, üstelik kaleler de düz akan bir ırmağın karşısında ve normal olarak topla oynanan bu oyunda top da yok. Yanlardan fırlatılan garip bir yaratık top yerine geçiyor ve sahaya düşer düşmez de kaçmaya çalışıyor, işte siz hem bu topu (!...) yakalayacak, hem rakiplerinizi geçecek, hem de küçük bir ırmağı aşacaksınız. Daha sonra da geri dönüp oyuna katılacaksınız. Üstelik elinizdeki yaratığı (pardon, topu!) ırmağa düşürürseniz işiniz en az iki kat daha zorlaşacak.
Nasıl? Bütün bunlardan sonra M.U.D.S. (Mean, Ugly, Dirty, Sports) size de garip ve ilginç geldi mi? Eğer cevabınız evet ise M.U.D.S.'u almakta gecikmeyin.
Judge Dredd, Amerika ve Avrupa'da çok okunan bir çizgi roman kahramanıdır. Bizde pek fazla tanınmamasına rağmen diğer ülkelerde iyi bir okuyucu kitlesine sahip. Bunu düşünen ileri görüşlü bir firma da bunu bir oyun haline getirdikten sonra iyi bir reklam kampanyasıyla piyasaya sürüyor. Judge Dredd bir tür polis, fakat biraz farklı. Çünkü yakaladığı suçluyu ister hapse atıyor, ister serbest bırakıyor, isterse de hemen öldürüyor. Judge Dredd bir arcade oyunu. Dredd yine gizli bir üsse girip suçlularla savaşarak ilerliyor. Oyun toplam 6 level'dan oluşmuş. Her level'da almamız gereken eşyalar var. Düşmanlarımızsa her level'da değişiyor. Dredd'in uzun yol katetmesi için boşluk tuşuyla motor-bike'ını çağırabilirsiniz. Dredd motoruyla istediği yere çok kısa bir süre içinde ulaşır. Her level bir labirent şeklinde düzenlenmiş ve çıkış bulmak bir hayli zor. Oyun reklamlarındaki kadar iyi çıkmadı ama action'dan ve savaşmaktan hoşlananlar alabilirler. Bol action'lı günler.
Hard Drivin' ilk çıktığında büyük tantanalara sebep olmuştu. Bir kısım eleştirmenler Hard Drivin'i hiç beğenmezken, bir kısmı da çok beğenmişti. Daha sonra ülkemize gelen oyun kontrollerinin garipliği ve oynanabilirliği yüzünden birçok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. Aslında oyun fikir olarak çok güzeldi. Fakat oynanabilirlik o kadar kötüydü ki bazen araba kullanıldığı unutuluyordu. Bunun üzerine Hard Drivin' 2'yi beklemeye başladık ve geçtiğimiz günlerde Hard Drivin' 2 ülkemize geldi. Oyunda gözle görülür bir değişiklik yok. Ancak Track Editor sayesinde yolları kendiniz yapabiliyorsunuz. Kontroller ilkine göre daha iyi, grafikler ise birincisinden daha göz alıcı ve güzel. Üstelik bu Hard Drivin' daha hızlı. En başta vitesleri Auto veya Manual olarak ayarlayabiliyorsunuz. Oyun genel olarak ilkinden daha güzel. Ancak vektör grafikli 3 boyutlu ve daha hızlı bir araba yarışı istiyorsanız Indy 500'ü alın.
HARD DRIVING 2