Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 72
Eski dost 64'teki Rastan Saga'nın, Amiga'daki Black Tiger'ın ya da kısaca tüm Arcade oyunların hastaları. İşte sizin için yepyeni, mükemmel bir oyun. Torvak The Warrior...
Torvak The Warrior isimli oyunumuzda Torvak adlı savaşçıyı yönetiyoruz. Torvak'ın amacına ulaşabilmesi için binbir güçlüğe göğüs germesi, sizin ise sıkılıp sinirlenmeden bilgisayarınızın başında uzun saatler oturmanız gerekiyor.
Torvak da diğer oyunlardaki kahraman gibi güçlü, kuvvetli bir savaşçı. Ayrıca ne türlü silahı kullanma kabiliyeti var fakat ne yazık ki oyunun başında kullanabileceği tek silahı baltası. Fakat balta deyip de geçmeyin her ne kadar diğer silahlar kadar işe yaramıyorsa bile ilk başlarda gayet iyi iş görüyor.
Oyun başlarken ekrana bir harita çıkıyor ve o anda Torvak'ın bulunduğu yeri gösteriyor.. Bu her bölümün başında böyle oluyor. İlk bölüm açık arazide geçiyor. Bazen yer altında geçiyor. Oyuna başladıktan sonra sağa doğru ilerlemeye başlıyoruz. İlk gözümüze çarpan şeyin mezar taşı benzeri bir taş olması gerekiyor. Bu taşı baltamızı kullanarak kırmalı ve içinden çıkan nesneyi almalıyız. Bu taşlar oyunda adım başı karşımıza çıkıyor ve onları parçalayınca ortaya çıkan maddeler bize ekstra puan, enerji, hak, kalkan ya da ateş gücü gibi oldukça önemli şeyler kazandırıyorlar. Taşları parçalamakla ortaya çıkan şişe bize ateş gücü veriyor. Sahip olduğumuz ateş gücü, ekranın üstünde, enerji çizginizin altında şişe resmi ile belirtiliyor. Ateş gücünü aktif hale getirmek için ateşi basılı tutmalı ve ekranın üstündeki bir yerde beş ren mavi ışık iyice parlayana kadar beklemelisiniz. Aktif hale gelen bu ateş gücünü kullanmanın iki yolu var. Birincisi ateşi basılı tutarak yüzünüzün dönük olduğu tarafa çok güçlü bir enerji dalgası göndermek. İkincisi ise ateşe basılı tutarken elinizdeki silahla yere vurmak. Genelde bunlardan ikincisi daha yararlı çünkü ilki sadece önünüzdeki engelleri ortadan kaldırırken ikincisi ekrandaki tüm engelleri ortadan kaldırıyor. Ateş gücünü çok gerekli zamanlarda kullanmanızı tavsiye ederim çünkü sayısı sınırlı. Taşları parçalayarak aldığımız kalkan ise bir anda etrafımızı sarıyor ve bizi saldırılara karşı çok olmasa bile bir derecede koruyor. Bu kalkanı ve kalkanın enerjisini ateş gücünün yanında görebilirsiniz. Bunlardan başka bir de vuruş gücü var. Vuruş gücünüz ne kadar fazla olursa o kadar seri vuruşlar yapabilirsiniz. Oyunun başında vuruş gücünüz 1 ama ileride bunu 4’e kadar yükseltip karşınıza çıkan tüm varlıkları seri şekilde öldürebilirsiniz. Vuruş gücünüz de ekranın sol üstünde belirtiliyor. Alabileceğiniz bu üç önemli maddeden başka bir de alındığı zaman enerji veren toplar var. Bunların büyükleri enerjinizi epey arttırırken, küçükleri ise enerjinizin sadece bir kaç kare artmasını sağlıyorlar. Alınca herhangi bir şekilde bize yararı dokunan maddeleri tanıdık. Şimdi bunları kullanarak korunacağımız veya saldıracağımız düşmanlarımızı tanımaya çalışalım.
İlk düşmanlarımız olarak arıları gösterebiliriz. Bunlar ilk bölümlerde üstümüzden geçip gidiyorlar. Yani kasıtlı bir saldırıları yok ama bölümler ilerledikçe arılardan kasıtlı saldırılar bekleyebilirsiniz. Bu arıları her hangi bir silahla tek vuruş yaparak öldürebiliriz. Yılanlar ise yerdeki otların arasından gizli gizli sürünerek yaklaştıkları için dikkat gerektiriyorlar. Bunları da balta dışında herhangi bir silahın tek darbesi ile öldürebilir veya üstlerinden atlayarak yolumuza devam edebiliriz. İlk bölümün hemen başlarında karşımıza çıkan yeşil adamlar ise bize bıçakla saldırıyorlar fakat bunları yenmek çok kolay. İki darbe yolumuzdan çekilmeleri için yeterli oluyor. Yine ilk bölümde karşımıza çıkıp bize ok atan adamlar var. Bunları da iki darbe ile öldürebiliyoruz. Yalnız bunlar sizi gördüklerinde hemen ok atmaya başladıkları için onlara yaklaşırken zıplamak ve ondan sonra saldırmak bazı durumlarda çok yararlı oluyor. İlk bölümde ilerledikçe, birden karşınıza çıkan taş adamlarla da karşılaşıyorsunuz. Bunları da iki darbeyle öldürebiliyorsunuz ama aniden karşınıza çıktıkları için çoğu zaman size çarparak enerjinizin bir bölümünü götürüyorlar. Okçulara ve diğer savaşçılara yerin üstünde ve altında rastlarken taş adamlara genelde yer altında rastlıyoruz. Bunlardan başka yine bölümün ileri safhalarında ortaya çıkan savaşçılar, bitkiler ve yaratıklar var. Bu yeni tür savaşçılar topuz kullanıyorlar ve ancak üç vuruşla yok edilebiliyorlar. Bitkiler ise zararsız görünüyorlar ama yanlarına yaklaşınca sizi ısırıyorlar. Bunları da dikkat ederek tek vuruşla yok edebilirsiniz. Bir de aniden yerden çıkan eller var. Bunlar ise iki vuruşta yok edilebiliyorlar.
İlk bölümde karşımıza çıkan yaratık ve savaşçılar yukarıda bahsettiğimiz kadar. Bölümler ilerledikçe saydığımız bu yaratıklara yenileri eklenerek karşımıza çıkıyorlar. Oyunda ilerlerken çoğu zaman yerdeki bir boşlukla, bir kuyuyla veya küçük göllerle karşılaşıyoruz. Yerdeki bu boşluklara inmek aşağıdaki eşyaları toplamak bakımından gerekli. Aynı şey kuyular içinde geçerli. Buralara indikten sonra, indiğiniz yerden veya biraz daha ileriden kendinize bir çıkış yolu bulup tekrar yeryüzüne çıkıyorsunuz. Çıkış yolları çoğu zaman hareket eden taş parçalarının birinden diğerine geçerek elde ettiğiniz yol veya kuyudan sarkan kovalara binerek yukarı çıkmanız oluyorlar. Göllere girerek yolunuza devam edebilirsiniz ama eğer gölün içindeyken bir savaşçıyla karşılaşırsanız hemen geri dönerek gölün kenarına gidin ve yukarı çıkarak ona vurun. Bu arada içine girince ne kadar enerjiniz olursa olsun hayatınızı kaybettiğiniz sular da var. O nedenle bunlara sakın girmeyin. İlk bölümde silah olarak kılıç, topuz ve balyoz alabiliyorsunuz. Fakat bunlardan balyozu almanızı hiç tavsiye etmem. Bunun nedeni balyozun çok ağır bir silah olması.
THE WARRIOR
Her bölüm kendi içinde üç kademeye ayrılıyor. Birini bitirip de ötekine geçince yanarsanız, en baştan değil de yandığınız kademeden başlıyorsunuz. Üçüncü kademenin sonu aynı zamanda bölümün de sonu oluyor ve burada öteki bölüme geçmek için özel bir yaratıkla dövüşüyorsunuz. O nedenle buraya gelirken ateş gücünüzün hepsini harcamamış olmaya dikkat edin.
İkinci bölüme geçince bataklıklar, lavlarla dolu çukurlar ve ilk bölümdeki yaratıklara göre daha üstün yaratıklarla karşılaşıyorsunuz. Bu bölümde karşılaşacağınız tehlikeli yaratıklar arasında size kılıcıyla saldıran tilkileri, sürünen yaratıkları, vurunca dağılan fakat sonra toplanarak tekrar saldıran adamları, sizi öldürmek için kasti dalışlar yapan kartalları ve bataklıktan fırlayıp üstünüze atlayan küçük yeşil yaratıkları sayabiliriz. Tilkiler, sürünen ve vurunca dağılan yaratıklar için üç vuruş, kartallar ve bataklıktan fırlayan yaratıklar içinse ikişer vuruş yapmalısınız. İkinci bölümün tehlikeli yanları her an düşebileceğiniz lav çukurları ve bataklıklar. O nedenle boşluklardan inerken yavaş hareket edin ve bilmediğiniz çukurlara doğrudan atlamayın. Bu arada bataklıklarda da fazla hareketsiz kalmamaya çalışın yoksa içine gömülebilirsiniz.
Torvak The Warrior her yönüyle çok güzel bir oyun. Grafikler ve müzik birbiriyle mükemmele yakın uyum sağlıyor. Bu arada animasyonlar, oynanabilirlik ve oyunun çok geniş kapsamlı olması, ayrıca kolay kolay sona ermemesi oyunu hit yapmaya yetecek özellikler. Hareketli oyunlardan hoşlanan herkese tavsiye ederim.
CORE/512K 2 DİSK
GRAFİK ............................ .............. : % 75 SES................................... .............. :% 70 ZORLUK ........................... .............. : % 65 GENEL............................... .............. :% 70
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 73
Amiga'nın ilk zamanlarında Millennium adlı bir oyun yapılmıştı. Umulandan fazla kişi bu oyun için günlerce kafa patlatmıştı. Ben de hiç kimseden bu oyun hakkında kötü bir eleştiri almamıştım. Fakat daha sonraları bu türde pek oyun yapılmadı. Yapılanlar ise aynı kaliteyi tutturamadı. Ya çok zor oyunlar oldular ya da çok kolay. Millennium çok iyi bir denge kurmuştu. Daha sonra ortaya Supremacy adlı bir oyunla ilgili söylentiler çıktı. Kimileri bu oyunun CD'ler için yapıldığını söylerken, kimileri de oyunun 2MB'da çalıştığını söylediler. Reklamlarından okuduklarımız da, oyunun Millennium'un pabucunu dama atacağı yolundaydı. Aylar süren iddialı reklam ve beklemeler en sonunda bitti ve Supremacy nihayet çıktı. Zorlu strateji sevenler, bu oyunda aradıklarını bulamadılar. Oyunda, gerek konu, gerekse de yapılabilecek olan şeylerde bir yenilik yoktu. Fakat bilinenler Supremacy'de oldukça iyi kullanılmış. Grafiklere tek bir söz söylenemez. Efektler ise oldukça iyi. Kısaca her şeyi özetlersek, Supremacy sıkılmadan oynanabilecek bir oyun olmakla birlikte, 3, 4 gün geçtikten sonra pek bakılmayacak bir oyun. Oyunda birçok ikon bulunmakta. Bu ikonlar da işi biraz karıştırıyor. Fakat alıştığınız zaman sistemin oldukça kolay olduğunu göreceksiniz. Oyunda 4 adet zorluk derecesi bulunmakta. İlkini çok basit bir strateji ile yenerken, aynı strateji ikincisinde işe yaramıyor. Dördüncüsü ise neredeyse yenilmez bir rakip.
Oyun, uzayda büyük bir sömürgeleşme çağında geçiyor. Amaç basit, en fazla sömürgeye sahip olmak ve düşmanınızı yok etmek. İlk olarak rakibinizi seçiyorsunuz. Oyunda 4 tane rakibiniz vardır.
1-WOTOK: En kolay yenebileceğiniz rakiptir. Zekası yoktur. Fakat nasıl olup da uzay gemilerine sahip olabildiğine, ben de hayret ettim. Fiziksel gücü büyüktür. Bu rakibi seçerseniz, oyunda toplam 8 gezegen olur. Wotok'u yenmek için uygulayacağınız sistem basittir, ana üssüne saldırmak. Bunun için 24 Platoon'u da kullanmak zorundasınız.
2-SMINE: Fiziksel bakımdan zayıf, sinirsel bakımdan güçlü olan bir rakiptir. Oldukça zekidir. Oyunda toplam 16 gezegen vardır. Smine'ı yenmek ilki kadar kolay değildir. Rakibinizin ana üssüne ilkindeki gibi bir saldırı yapamıyorsunuz.
3-KRART: Fiziksel ve sinirsel bakımdan oldukça güçlüdür. Zeka düzeyi yüksektir. Oyunda toplam 32 gezegen vardır. Yenmek imkansız değildir. Fakat ben başaramadım.
4-RORN: En güçlü rakibinizdir. Fiziksel ve sinirsel bakımdan kusursuzdur. Bunun dışında hiçbir özelliği bilinmiyor. Oyunda 32 gezegen vardır. Yenmek imkansız gibi görünse de, yenilebilir. Aksi takdirde programcılar neden yapsın?
Rakibinizi seçtikten sonra oyuna geçiyorsunuz. Karşınıza çıkan ekran, ana oyun ekranıdır. Ekranın sol altında birçok icon var. Bu iconlardan birini seçtiğiniz zaman, ana ekranda bulunan iconların bazıları gene karşınıza çıkacaktır. Bu sebeple oyunda karmaşık, birçok icon olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bu sizi korkutmasın. Ana ekranda bulunan iconların gördüğü işlevler her zaman aynıdır. Bu sebeple oyunda gerçek anlamda kullanacağınız toplam 10 icon vardır.
Ekranın sol altında bulunan bu iconları, üstten başlayarak açıklayalım. İcon açıklamaları, soldan sağa doğru olacaktır.
1-Gezegenler hakkında bilgi: Buradan bir gezegen hakkında gerekli olan tüm bilgileri öğrenebilirsiniz.
Food: Gezegende bulunan yiyecek miktarıdır. Nüfus arttıkça yiyecek miktarında da normal olarak bir azalma olur. Bu miktar 0'a düştüğü zaman insanlar ölmeye başlar. Fakat bunun da bir çaresi vardır. Satın alabileceğiniz tarım sistemleri var. Bu sistemler yiyecek üreterek sorunu halledebilirler.
Mineral: Oyunda bulunan her araç, biraz da olsa çeşitli minerallerle çalışır. Ayrıca mineraller şehirlerin gelişmesinde önemli bir pay sahibidir.
Fuel: Yakıt, sizin gezegenler arasında yapacağınız seyahatlerde kullanılır. Yakıtsız bir gemi hiçbir işe yaramaz. Gerek yakıt, gerekse de mineraller, azaldıkları zaman 'Core Mining Station' yardımıyla gezegenden çıkarılabilinir.
Energy: Enerji olmadan hiçbir aleti ve gemiyi çalıştıramazsınız, daha doğru bir deyişle gezegeni ölüme terk edersiniz. Oyunda size enerji sağlayacak olan en büyük faktör, güneştir. Güneşten gelen enerjiyi, yörüngeye yerleştireceğiniz uydular, kullanılabilir hale getirirler.
Population: Gezegenlerin nüfusudur. Gelişmiş bir gezegende 30000 kişi yaşayabilir. Gezegenlerin nüfusunun artması, hem gelişmeyi, hem de askeri gücünü arttırır. Oyunda sahip olduğunuz ordular ve çeşitli personeller, gezegen halkından seçilir. Nüfusu az olan bir gezegen teknolojik açıdan geri kalmaya mahkumdur.
Pop. Moral: Halkın memnuniyet derecesidir. '+' bu durumda nüfus artar, durum '-' olduğu zaman ise nüfus azalır. Halkın moralini iki faktör bozar. İlki vergiler, ikincisi ise yiyecek sıkıntısıdır
Tax Rate: Halktan alınan verginin oranıdır. Bu oranı nüfus azaldığında azaltabilirsiniz. Bu sayede nüfus artar. Parasal olarak tüm geliriniz vergilerden gelir. Bu sebeple nüfusun kalabalık olduğu gezegenlerde vergi miktarını arttırabilirsiniz. Bu sayede kasanıza daha fazla para girer.
Military Strength: Gezegende bulunan askeri gücünüzdür. Oyunda sadece ana gezegeninizde ordu kurabilirsiniz. Daha sonra bu orduları askeri gemilerle diğer gezegenlere nakil edebilirsiniz. Herhangi bir gezegende bulunan ordu, bir saldırı anında, o gezegeni korur.
Ekranın sol üstünde de iki adet icon vardır. İlki gezegenin adını değiştiriyor. İkincisi ise diğer gezegenlerinizden para nakil etmekte kullanacaksınız.
Ayrıca ekranın sağ tarafında üç adet icon var. Bunlardan;
Solda 'Ships on Orbit': Gezegenin yörüngesinde bulunan gemi ve araçları gösterir.
Ortada 'Ships on Surface of Starbase': Gezegenin yüzeyinde bulunan gemi ve araçları gösterir.
Sağda 'Ships in Docking Bays of Starbase': Gezegenin gemi hangarlarında bulunan gemileri gösterir.
2-Gemi ve sistem alma: Paranızın ve enerjinizin yettiği kadar gemi ve sistem alabilirsiniz. Gerçi bunun da bir sınırı var, fakat bu sınır oyun için yeterli. Birçok gemi ve sistem modeli var ve bunlardan herbirinin farklı görevleri sahip.
B-29 Battle Cruiser: Bunlar askeri gemilerdir. Gezegenler arasında asker nakli yapar. Ordularınızı sadece bu gemilerle nakil edebilirsiniz. Gemiyi almak için; 5250 Kredi, 95 Mineral, 365 Enerjiye sahip olmanız gerekmekte.
Horticultural Station: Gezegenlere yiyecek üreten sistemdir. Her gezegende en az iki adet bulunması gerekir. Bu sistemleri gezegenin yüzeyine yerleştirirsiniz. Fakat yerleştirmeden önce sistemin personelini almanız gerekmekte. Personel bütün sistem ve gemiler için gereklidir. Ardından da sistemi gezegen yüzeyine yerleştirirsiniz.