Amiga Dünyası sayı 7, sayfa 45
Sayfanın metni

Sayfa 45

AYIN KONUKLARI: OSMAN BABAOĞLU İLE KÜÇÜK BİR AMİGA SOHBETİ

Merhaba, sevgili okuyucular... Bu ay sizler için Teleteknik A.Ş.'nin eski Genel Müdürü olan ve şu anda da yönetim kurulu üyeliğine devam eden Osman Babaoğlu ile görüştük.

Görüşmemizin ana konusu, Amiga'nın geçmişi, bugünü ve geleceği idi.

Osman Bey ile Ulus'taki bürosunda yaptığımız görüşmenin bandını sizlere aynen aktarıyoruz.

* Sayın Osman Babaoğlu, size sormak istediğim ilk soru, tabii AMIGA. Size göre AMIGA nasıl bir bilgisayardır? Bu konudaki şahsi fikirlerinizi öğrenebilir miyiz?

AMIGA'nın, özellikle AMIGA 500'ün en büyük özelliği, gerek 68000 mikro işlemcisi ve gerekse grafik, ses, animasyon özellikleri ile gelişmiş bilgisayar teknolojisini ev bilgisayarlarına sokmuş olması. Bu teknoloji, kullanıcıya geniş bir kullanım alanı yaratıyor. Tüm bu özellikleri sağlayan bir bilgisayar olarak oldukça ucuz olması sayesinde tutuldu. Gerçi AMIGA'nın oturması oldukça zor oldu, yaklaşık 2 yıl bocalama devresi geçirdi. Ancak bu normaldi. Çünkü yeni bir işletim sisteminin oturması, her zaman uzun sürer. Her şeyden önce, yazılım şirketleri önce bilgisayarın oturmasını bekliyorlar. Ancak ondan sonra o bilgisayar için yazılımlar üretiyorlar. Bu da başlarda bilgisayarın satışını güçleştiriyor. AMIGA'da ise yazılım şirketleri daha erken davrandı. AMIGA'nın üstün özelliklerini görüp, tutacağını tahmin eden yazılımcılar erkenden bu makine için programlar üretmeye başladılar.

Şu anda bu kritik noktaları atlatmış durumda. Dünya çapında toplam yıllık 1.000.000'un üzerinde üretimi yapılıyor. Bu da bilgisayar üretiminde oldukça yüksek bir ortalama demektir.

* Osman Bey, siz yaklaşık 5 yıl Teleteknik'te görev yaptınız. Bunun 3 yılı çeşitli konularda sorumlu kişi olarak geçti, son iki yılda da Teleteknik'te en yetkili kişi olarak görev yaptınız. Sizce şu anda Teleteknik ne durumda?

Teleteknik kurulduğunda ev bilgisayarları piyasasına yönelik ilk ciddi çalışan şirket oldu. Commodore 64'ü pazarladı ve destekledi. Gerek Türkçe kitap, gerekse program yönünden oldukça başarılı sayılabilecek gelişmeler kaydetti ve bu çalışmaların sonucunda 100.000'in üzerinde C-64 pazarladı. Bu, Türkiye çapında ev bilgisayarları konusunda oldukça iyi bir rakamdır.

64'ten sonra AMIGA geldi. Dış pazarda oldukça ucuz sayılabilecek bir cihaz olan AMIGA, ne yazık ki Türkiye şartlarında biraz pahalı kaldı. Bu yüzden bu bilgisayarı farklı desteklemek gerekliydi. Maalesef bu yapılamadı, halen dışarıdan gelen programlarla kullanıcı bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu konuda bırakın Türkçe programı, yabancı dilde kullanım kılavuzu bulabilmek başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Örneğin şu ana kadar AMIGA eğitim konusuna eğilebilmiş değil. Aslında bu konuda çalışmalar yapılsa, bu makinenin grafik özellikleriyle gerçekleştirilmiş bir kimya dersi ya da coğrafya dersi düşünebiliyor musunuz? Ne kadar güzel olurdu.

* Osman Bey bu konuda size bir bilgi vermek istiyoruz. Commodore Center yeni hazırlattığı bir eğitim setini piyasaya çıkardı. Bu tabii ki hepimizi sevindirdi.

Bunu ben şu anda sizden sevinerek öğreniyorum. Çünkü dediğim gibi bu makine özellikle görsel yönden çok başarılı bir makine, dolayısıyla eğitim konusunda çok başarılı olabilir. Bunun Türkiye'de fark edilmiş olduğunu büyük bir mutlulukla sizden duyuyorum. Aslında Teleteknik'in de şimdiye kadar bu konuda bir çalışma yapmamış olması beni üzüyor. Ancak şu günlerde, gündemde eğitimde bilgisayarı kapsayan ve okullara bilgisayar sokmayı hedefleyen ihalenin sonuçlanması da bilgisayarlı eğitim konusunda çalışmalar yapılmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla Teleteknik de bu tip çalışmalar yapacaktır sanıyorum.

* Biliyorsunuz gündemde olan bir konu da, bilgisayar programlarında telif hakkı yasası. Bu konuda okurlarımıza neler söyleyebilirsiniz?

Telif kanunu Türkiye'de 3 senedir tartışılıyor. Tabii bu konunun gelişmesi piyasadaki bilgisayar sayısıyla, dolayısıyla program müşteri kitlesinin belli bir orana ulaşmasıyla da bağlantılı. 2 yıl önce PC'lerde kullanılan LOTUS, Dbase gibi programlarda bile %100'e varan oranlarda kopya kullanılıyordu. Fakat PC'lerde LOTUS gibi bazı büyük yazılım firmalarının, Türkiye'deki potansiyelin arttığını görmesi ve Türkiye'deki bazı firmalara distribütörlük vererek konuyu kontrol altına alması, bu konuyu biraz canlandırdı. Bu distribütör firmalar konunun üzerine gittiler ve hızlandırmaya çalıştılar.

Şimdi bu talep gündemde, tahmin ediyorum yakın bir zamanda sonuçlanır. Ben bu konuyu, video olayına benzetiyorum. Başlarda video kaset piyasası da tamamen kopya idi. Fakat Türkiye'deki talep artınca belirli düzenlemelerle bu konu kontrol altına alındı. Bu da video piyasasına öncelikle bir kalite getirdi ve daha temiz kayıtlı kasetler çoğaldı.

Bunlara ek olarak bilgisayar sektöründe yerli yazılım firmalarını da gündeme getirecek. Video'da böyle bir yan etki yok. Şimdiye kadar böyle bir çalışma pek olmadı, çünkü yazılım konusu aslında oldukça yatırım gerektiren bir konu. Ama yatırım yapıp kopya ile çoğaltılacağını bilmek de, yatırımcıları bu konudan uzaklaştırıyor. Telif kanunu yürürlüğe girdikten sonra, bu konuda gelişmeler olacaktır. Bu bakımdan ben telif kanununun yazılım konusunda yeni kararnameler çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Zaten çıktıktan sonra da, bunun Türkiye'deki yazılımlara yaptığı etkileri göreceğiz.

Burada da iki konuya ayırmak lazım. Özellikle ev bilgisayarları için oyun konusu ve bir de oyun dışında kalan programlar var. Aslında oyun dışı programlar kopyalanınca, Türkçe açıklaması ya da problem çıktığı zaman başvurulacak bir yer olmayacağı için kopya satışı oldukça zor. Ancak oyun programları, genellikle açıklamaya gerek duyulmadan kendi kendimize çözebileceğiniz programlar. Bu sebeple bana göre yapılması gereken şey, yurt dışındaki oyun imal eden firmalarla görüşülerek bu konuda Türkiye'de talep olduğunun, ancak Avrupa fiyatları ile satılmasını sağlamanın gerekli olduğunu söylemek. Ben bunu birkaç firma ile görüştüm, aslında bu konuya sıcak bakıyorlar. Çünkü Türkiye, şu anda onlar için sıfır satış anlamına geliyor. Bu yüzden, bu tür tekliflere anlayışla bakıyorlar. Bu sayede aynı kasetlerde olduğu gibi, Türkiye'de daha ucuz fiyatla satış yapmak mümkün olacaktır. Kaset piyasasında bugün Almanya'da 20 Mark'a satılan kasetin aynısı, Türkiye'de gayet kanuni olarak 6600-7000 TL gibi rakamlara satılabiliyor. Aynı uygulama oyun programları için de rahatlıkla yapılabilir.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.