Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 83
Dragon's Lair ve Space Ace'in yaratıcıları olan Readysoft'un en son harikası, Wrath of the Demon. Grafik kalitesi bakımından, yukarıda saydığım iki oyunu aratmayan, bir çizgi film havasında olan bir oyun. Konu gene klasik. Kötü olan iyi prensesi kaçırmış. Siz de iyi bir aşık olarak prensesi kurtaracak, hem kralın, hem de prensesin gözüne gireceksiniz. Tabii bunu başarmak için koskoca bir şatoyu araştırmak, bir yığın yaratıkla ve öldürücü tuzakla uğraşmak zorundasınız. Oyunda toplam 550 ekran, 1200 animasyon, 100'den fazla yaratık, 100'den fazla renk ve 15 adet level var. Bunun yanında yönettiğiniz adamın toplam 20 adet yapabileceği değişik hareket mevcut. Kısacası, oynanabilirliği firmanın yaptığı diğer oyunlara nazaran daha kolay, bunun yanında araştırılacak yer daha fazla. Arcade türü oyunlardan hoşlananların kaçırmaması gereken bir oyun.
Simülasyonların piri Microprose firması tarafından bundan yaklaşık olarak 6 ay önce yapılan, fakat ne yazık ki ancak bu ay Amiga'ya uyarlanan, bir tank simülasyonu. M1 Tank Platoon. Atmosfer, gerçeğe oldukça yakın, grafikler bir simülasyon için oldukça iyi, efektler ise biraz zayıf kaçmış. Oyun bir simülasyon olarak oldukça zor, fakat isteyen oyunu bir simülasyon olarak değil de bir strateji+taktik oyunu olarak oynayabilir. Bu sefer de oyun bir strateji olarak zayıf kalmış. Ayrıca başka bir durum da, oyunda 3. dünya savaşını bile seçseniz toplam 6 görev olması. Bu da oldukça az. Stratejik haritada tanklara istediğiniz şekilde kumanda ediyorsunuz, isterseniz de inisiyatifi tank komutanlarına bırakıp, savaşı onların yönetmesine izin veriyorsunuz. Ayrıca her senaryoda size yardımcı olacak birimler var. Bu birimler ya sizin vereceğiniz düşman hatlarını bombalayan helikopterler, ya da T-80'lere roket atan A10-Thunderbolt'lar. İster tanklarınızı (4 adet tank), tek tek yönetir, isterseniz de onları tek bir komutla toplu hareket ettirebilirsiniz. Kısacası iyi, fakat beklenen kadar iyi bir oyun değil, M1 Tank Platoon.
'Licence to Kill'den sonra 'The Spy Who Loved Me' çıktı. Filmi daha eskiydi, ama oyunu daha yeni ve daha güzel. Tabii ilk bölümleri görünce biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, fakat ileriki bölümler oldukça güzel ve kaliteli yapılmış. İlk bölümde arabanızla ilerleyerek yoldaki 'R' harflerini toplayacaksınız. Tabii bu arada yayaları ezmemeye özen göstermenizi tavsiye ederim. Ekranın sağ tarafındaki sütunda haritanız var. Yolun yarısına geldiğinizde, bir barakadan geçip deniz motoruna dönüşerek nehre düşüyorsunuz. Suda giderken yine aynı harfleri toplayın ve insanları ezmemeye dikkat edin. Bu arada hem yolda, hem de suda ateş ederek sizi yoldan çıkarmaya çalışan araçlarla karşılaşacaksınız, dikkatli olun. İlk bölümü bitirdikten sonra kendinizi yeniden yolda bulacaksınız. Ama bu kez biraz ilerleyince, önünüze bir TIR çıkacak. Bu TIR'ın arkasından içeri girince arabanız için alabileceğiniz zırh, çeşitli ekstra silahlar ve en önemlisi üçüncü bölüme geçmenizi sağlayacak olan sub capacity alacaksınız. Aklımdayken TIR'dan herhangi bir şey alırken yoldan topladığınız 'R'leri kullanacaksınız. İlerde karşınıza çıkacak olan helikopteri de TIR'dan alacağınız roketlerle kolayca yok edebilirsiniz. Yalnız bu bölümü bitirebilmeniz için sadece sub capacity almanız yetmez. Haritadan yolun sonuna yaklaştığınızı anlayınca ilk sapaktan tam hız sola girin. Böylece rampadan hızla fırlayarak suya dalacaksınız. İşte artık üçüncü bölüme geçtiniz. Burada aracınızla sualtında bir denizaltı gibi ilerliyorsunuz. Bundan sonra oyunun bütün oynanış tarzı değişecek ve karşınıza mükemmel grafikli arcade sahneler çıkacak. Bundan sonrası size kalmış. Fakat sizi iki konuda uyarmalıyım. Oyun iki disketlik ve bazı versiyonları ikinci kademenin sonunda bozuluyor, ona göre dikkatli olun. Oyunun ilk iki level'indeki scrolling oldukça kötü olmasına rağmen sonraki bölümler hem grafik, hem de animasyon olarak mükemmel hazırlanmış. Sağlam çift disketlik versiyonunu bulursanız kaçırmayın.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 82
Denizaltı, uçak, gemi, tank derken en sonunda bir ejderhanın da simülasyonunu yaptılar. SSI firması tarafından yapılan 'Dragon Strike' tam anlamıyla bir FRP. Fakat bu oyunda bir grubu değil de bir ejderhanın sürücüsünü yönetiyorsunuz. Başarıyla bitirdiğiniz her görevden sonra, bazı değerli eşyalar alıyor, HP'niz (hit points) yükseliyor, daha güçlü ejderhalarla uçuyorsunuz. Bazı görevlerde, tek olarak değil de, bir grupla uçuyor, dolayısıyla, hava savaşları da toplu bir savaş halini alıyor.
Oyunda toplam 30'a yakın görev var ve oyunu bitirdiğinizde yeni görevlerle oyunu tekrardan oynayabiliyorsunuz. Bu da oyuna ayrı bir hava katmış. Oyun efsanevi Krynn'da geçiyor. Kötüler bir yolunu bulup, cehennemden, Krynn'a bir geçit açmışlar ve bu sayede, cehennemden kötülük ordularını Krynn'a sokuyorlar. Siz de şerefli bir Knight of the Sword olarak buna engel olmaya ve kötülüğü yenmeye çalışıyorsunuz. Alınması gereken sürükleyici, oynanması zor olmayan, hoş bir oyun.
İlk olarak CD-ROM için yapılan, ardından da Amiga'ya uyarlanan bir oyun, Mean Streets. Konusu 21. yüzyılda, bir dedektifin başından geçenler. Oyun tam bir icon adventure. Bunun yanında, oyuna değişik bir hava katması açısından, arcade ve simülasyon bölümleri de mevcut. Şehirden şehre ya da bölgeden bölgeye havada
MEAN STREETS
Uçabilen bir araçla seyahat ediyorsunuz. Oyunda siz adı Tex Murphy olan bir sivil dedektifsiniz. Büronuzda can sıkıcı ve monoton olan günlerden bir günü geçirirken, birden kapınızda çok güzel bir bayan beliriyor ve sizden çok yüksek bir meblağ karşılığı babasını araştırmanızı istiyor, tabii siz de bu teklifi reddetmiyor ve hemen işe koyuluyorsunuz. İşinizde size yardımcı olacak bir de sekreteriniz var. Bunun dışında, oyunda tamamen yalnızsınız. Hiç ummadığınız bir şekilde, kendinizi bir anda uluslararası bir olayın içinde buluyorsunuz. Artık tek amacınız hayatta kalabilmek. Gerek grafik, gerekse konu bakımından mutlaka alınması gereken bir oyun.
Electronic Arts tarafından yapılan, oldukça güzel ve bir o kadar da zor bir oyun, Immortal. Oyunda siz, anlamadığı bir şekilde kendini bir anda ölümcül bir şatoda, esirleri kurtarmaya çalışan bir büyücüyü canlandırıyorsunuz. Oyuna şatonun bir odasında, eski hocanızın bir mesajıyla başlıyorsunuz. Fakat ufak bir sorun var, hocanız olduğunu iddia eden adamı hiç tanımıyorsunuz. Gene de bu çağrıya uyuyor ve bu adamı kurtarmak için kolları sıvıyorsunuz. Adamı kurtardığınızda, işin sadece bununla bitmediğini öğreniyorsunuz. Şatoda kurtarılmayı bekleyen birçok esir bulunmakta ve siz de onların tek umudusunuz. 3-Boyutlu odalarda, klasik bir araştırma ve bulduğunu toplama oyunu olan Immortal'da ayrıca karşınıza istemediğiniz kadar Troll, Goblin, Ogre vs. mahluklar çıkmakta. Bunun yanında, sizi yolunuzdan alıkoyacak olan birçok öldürücü tuzak bulunmakta. Kısacası eski ve klasik bir konuya, yeni bir bakış açısı getirilmiş. Grafikler güzel fakat, oynanabilirliği oldukça zor.
THE IMMORTAL
Günümüzde Irak'la savaş çıktı, çıkacak derken, oldukça güncel bir konuyu ele alan, Final Conflict, çıktı. Siz oyunda oldukça geniş bir menüden, bir devlet seçiyor ve bu devleti yönetirken gerekli olan bütün fonksiyonları da, gene oldukça kapsamlı olan bir menüden kontrol ediyorsunuz. Amacınız yönettiğiniz bu devleti, teknolojik ve endüstriyel alanlarda, uluslararası platformda etkin bir güç haline getirmek. Zaman içinde, ekonomik gücün yanında askeri bir güç de kazanarak, sizden daha ufak olan ülkeleri kontrol altına alacak, kimi zaman da bu sömürge yarışında başka ülkelerle savaşmak zorunda kalacaksınız. Amacınızı gerçekleştirmek için bazen öldürücü ajanlar kullanacak, darbeler yaptıracak, hükümetlerin yönetimlerini değiştireceksiniz. Diplomasi, sizin en büyük silahınız olacak. İstediklerinizi, savaşmadan, diplomatik yolla halletmeye çalışacak, son çare olarak savaşacaksınız. Savaşlar günümüz teknolojisine uygun olarak, konvansiyonel değil nükleer, bunu hiçbir zaman unutmayın. Kısacası, iyi hazırlanmış ve basite indirgenmiş bir 'Balance of Power' oyunu.