Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 59
Bundan çok uzun zaman önce, padişahlıkla yönetilen bir ülkede Padişah bir gün biricik kızını sarayında yalnız bırakarak uzun bir yolculuğa çıkmış. Bu yolculuk, tacını ele geçirmek isteyen kötü vezir Jattar için biçilmiş kaftanmış. Çünkü padişahın yokluğunda tacı daha rahat bir şekilde ele geçirebilecekmiş. Fakat taç ile arasında son bir engel olarak padişahın güzel kızı prenses varmış. Jattar, prensesin kendisi ile evlenmesini istemiş, çünkü böylece taç ile arasındaki son engel de kalkacak ve ülkenin hükümdarı kendisi olacakmış. Fakat Jattar'ın sorusuna prensesin cevabı kocaman bir hayır olmuş. Buna çok sinirlenen Jattar prensese fikrini değiştirmesi için bir saati olduğunu aksi halde öleceğini söylemiş. Hikaye bu ya, Jattar bu esnada prensesin sevgilisini sarayın altındaki derin zindanlara hapsetmiş. Son saatini yaşayan prensesin artık tek umudu, bu hapsedilen sevgilisiymiş.
Prince of Persia'nın hikayesinin başlangıcı böyle. Hikayenin sonrası ise sizin joystick kabiliyetinize ve sağlam sinirlerinize göre gelişiyor.
Oyunun başlangıcında, prensesin sevgilisi yani siz zindana atılıyorsunuz. İlk önce etrafı tanımak ve yapabileceğiniz hareketlere ısınmak için biraz alıştırma yapın. Etrafta gezin, sağa sola atlayın ve oyuna ısındığınız zaman yazıyı okumaya devam edin.
Oyunda adamınızın yapabileceği çeşitli hareketler var. Koşmayı joystick'i sağa ya da sola çekerek yapıyorsunuz. Eğer koşarken joystick'i yukarı çapraz yaparsanız adamınız koştuğunuz yöne doğru atlayacaktır. Böyle bir atlayış yapmanız için, gerilmeniz gerekecektir. Joystick'i alta çapraz yaparsanız adamınız çömelerek ilerler. Dururken joystick'i yukarı yapmanız adamınızın yukarı zıplamasına, aşağı çekmeniz ise adamınızın eğilmesini sağlar. Yine dururken yukarı çapraz yapmanız, adamınızın o yöne atlamasını sağlayacaktır. Fakat bu atlama koşarkenkinden daha kısa olur. Eğer ateşe basılı olarak joystick'inizi sağa ya da sola iterseniz, adamınız o yöne temkinli bir şekilde yürüyecektir. Herhangi bir şekilde koşarken ya da ilerlerken ateşe basmanız adamınızın durmasına neden olacaktır.
Oyun esnasında her dakika kapalı bir kapı ile karşılaşacaksınız. Bu kapıları açmanın yolu, onları açan mekanizmaları çalıştıran taşlara basmak. İlk bölümlerde bu taşlar kapının yakınında bulunuyorlar ve diğer taşlara göre biraz daha yüksekteler. Eğer aynı ekranda diğerlerinden yüksek ikinci bir taş görürseniz bilin ki bu taş, kapıyı kapatmaya yarıyor. Tabii kapıyı açtıktan sonra bu ikinci taşın üstünden atlamalısınız. Yoksa geri gidip kapıyı açan taşa bir kez daha basmanız gerekir.
Taşlar kapı açmaktan başka işlere de yarıyorlar. Eğer bir ekranda zıplayınca bir taş hareket ediyorsa, hemen taşın altına gidin ve taşı düşürmek için zıplayarak taşa vurun. Aşağı düşen taş ardında bir delik bırakır. Böyle bir delik, çoğu kez sizi bir ekranda takılıp kalmaktan kurtaracak, bazen de içinde güç şurubu olan bir odaya açılarak gücünüzü arttırmanızı sağlayacaktır. Eğer, hareket eden taş yerde ise onu üstünden geçerek aşağı düşürebilirsiniz, fakat bu şekilde açılan bir delikten aşağı inerken dikkatli olmalısınız.
Bir de tüm bölümlerde rastlayacağınız muhafızlar var. Bunlarla dövüşmek için kılıcınızdan yararlanıyorsunuz. Tabii oyunun başında kılıcınız yok, ama bu ebediyen silahsız olacağınız manasına gelmez. Adamınızın kılıcını çıkarmak için bir muhafız görünce fire'a basın. Kılıcınızla saldırı ya da savunma yapabilirsiniz. Saldırmak için ateşe basmanız, savunma içinde ateşe basarken joystick'i yukarı itmeniz yeterli olacaktır. Kılıcı kullanırken hareketlerinize dikkat etmelisiniz, çünkü eğer kılıcı yerine geri koyarsanız karşınızdaki muhafız sizi bir tek darbe ile öldürebilir. Adamınız kılıcı muhafızı gördükten sonra çekiyor ama, bu arada sizin de durmanız lazım. Eğer koşarak muhafıza yaklaşırsanız, sizi yine tek bir kılıç darbesi ile öldürebilir.
İlk bölüme başladığınızda, olabildiğince çabuk kılıcı almalısınız. Bunun için zindana atıldığınız ekrandan aşağıya inerek gidebildiğiniz kadar sola gidin. Tabii bu arada yukarıda da belirttiğim gibi kapılar ve boşluklarla karşılaşacaksınız. Buralardan sıyrılıp en sola ulaştıktan sonra, yerdeki iskeletin yanında duran kılıcı alın. Geldiğiniz yoldan geri dönerek, zindana ilk atıldığınız ekranın sağındaki ekrana ulaşın. Buradaki muhafızla dövüşüp onu yendikten sonra, bir ekran daha gidip büyük kapıya varın. Her bölümün sonunda, diğer bölüme geçmek için böyle bir kapı ile karşılaşacaksınız ve bu kapıların her birini açmak bir evvelkinden daha zor olacak. Neyse bu kapıyı açmak için, ekranın solundaki basamağa çıkın ve tekrar aşağı inerek açılan kapıdan geçin ve birinci bölümü bitirin.
Bundan sonra ikinci bölüme geçmek için bir ara bölüm var. Burada doğru şurubu içerek kapıyı açmalısınız. Doğru şurubun hangisi olduğu ekranda belirtiliyor. Siz de böylece onu içerek ikinci bölüme geçebilirsiniz.
İkinci ve sonraki bölümler genelde birbirlerine benziyorlar. Fakat ya daha karmaşık oluyorlar ya da bazı ufak oyunlarla zamanınızı çalıyorlar. Şimdi sizlere her bölümü tek tek anlatmak yerine, bölümleri oynarken karşılaşacağınız güçlükleri nasıl alt edebileceğinizi söyleyerek yardımcı olmaya çalışacağım.
İkinci bölümde de bol bol atlayıp, muhafızlarla dövüşüyorsunuz. Bölümün genelde zor bir tarafı yok. Yalnız, bölüm sonundaki kapıyı açmak için, kapının sol tarafına gidip yan ekrana geçerek karşıya atlamalısınız. Burada, kapıyı açmaya yarayan taşa basarak gerisin geriye atlayın. Fakat atlarken adamı ateşe basılı olarak adım adım yürü-
PRINCE OF PERSIA
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 58
teselli ettik. Fakat Cevat üzülmesine rağmen inatçı kişiliğinden dolayı ikinci bir maç yapmak istedi. Bu kez ilk golü Cevat atmıştı. Hemen taktiğini değiştirip 5-3-2'ye döndü. Tam maçı galip bitirecekken son saniyelerde yediği golle maç 1-1 berabere sonuçlandı.
Cevat üçüncü maçı yapmak istemedi ve "Sahada oynamak daha kolay kardeş" diyerek joystick'i bıraktı. Fakat eminim orada biz olmasaydık Cevat sabaha kadar uğraşır ve bilgisayarı yenmeden bırakmazdı. Daha sonra dergimizi incelemeye başladı. Bizden kendisi için 1. sayıdan itibaren birer dergi istedi. Bu isteğini memnuniyetle yerine getirdik. Sohbetimize devam ederken de gözü sürekli Amiga'ya takılıyordu. Bize Amiga'nın fiyatlarını ve özelliklerini sordu, anlattık. Yugoslavya'da bir Commodore 64'ü olduğunu ve en kısa zamanda bir AMIGA alacağını söyledi. Sanırız bundan böyle Cevat'ın antrenmanları evde de devam edecek.
Kendisi ve eşiyle yaptığımız sohbet esnasında elektronik cihazlara meraklı olduğunu öğrendik. Çağımızda herkesin bilgisayarı öğrenmesi gerektiğini ve kendisinin de futbolu bıraktıktan sonra Yugoslavya'da kuracağı iş yerinde bilgisayar kullanacağını ifade etti. KICK OFF II'yi nasıl bulduğunu sorduğumuzda, "Gerçeğe çok uygun, ama ayakla oynanabilse çok daha iyi olurdu" dedi.
KICK OFF II son zamanlarda en çok ilgi çeken oyun. Sanırız bu özelliğinden olacak bazı firmalar ödüllü Kick Off turnuvaları düzenliyorlar. Biz de bu konuda bir şeyler yapmak istedik. Toplandık, düşündük. Aklımıza şöyle bir soru geldi: Acaba gerçek bir futbol adamı bu konuda neler hisseder, daha mı rahat bulur acaba, yoksa sahaya çıkıp oynamayı mı tercih eder?
Denemeye karar verdik. Bu iş için bize göre en uygun aday frikik ustası Cevat Prekazi idi. Kendisine bu düşüncemizi bildirdiğimizde, memnuniyetle karşıladı ve bizi akşam çayına evine davet etti. Biz de kendisini Florya'daki evinde ziyaret ettik. Kapıdaki köpeği uzun uğraşlarla atlattıktan sonra eve ulaşabildik. Cevat ve eşi bizi gayet sıcak karşıladı. Bir süre sohbet ettikten sonra kendisine Amiga ile bir maç teklif ettik. O da kabul etti. Sarıldı joystick'e, başladı oynamaya. Bir süre sonra kendisini iyice kaptırmıştı. Kah zıplıyor, kah sinirleniyordu. İlk golünü attığında, heyecanla ayağa fırladı ve GOOOOL diye bağırdı. Sanki attığı golü gerçekten sahada rakip filelere atmış gibiydi. Fakat hepimizin bildiği gibi Kick Off II oldukça zor bir oyundu. Hele ilk kez oynayanların yenilmesi kaçınılmazdı. Cevat da peş peşe yediği gollerle maçı kaybetti. Biz de onu ilk maçta bir gol atmanın bile büyük başarı olduğunu söyleyerek te-