Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 27
Grafiklerin üstünlüğü tartışılmaz. Buna rağmen oyun hiç de yavaş değil.
A500 için yapılabileceklerin en iyisini AdventureSoft'un Simon the Sorcerer ile yaptığına inanıyorum hele ki şu günlerde ünlü firmalar yavaş yavaş AGA'ya yönelirken, ha şunu da haber vereyim Amiga'da durgun olan adventure piyasası Simon the Sorcerer'ın buzu bozmasıyla hızlandı, Virgin A500'ler için Beneath a Steel Sky'ı hazırladı (Oyun ünlü çizgi roman kahramanı Judge Dredd'in bir macerası), öte yandan disket değiştirmeye ve bilgisayar başında saçınızı başınızı yolmaya hazırlanın çünkü Sierra King's Quest 6'yı hazırladı, oyunun PC versiyonu inanılmaz güzellikte ama A500 versiyonu malum... (Yorum yok! Bana Sierra demeyin sinirleniyorum). Yahu bana ne Sierra'dan falan arkadaş ben şimdi Simon the Sorcerer oynuyorum, oyun dokuz disket diye sakın caymayın, bu oyun alınmaz da hangi oyun alınır? İnanın verdiğiniz paraya değecek. En yakın zamanda tam çözümde buluşmak üzere.
SELİM SARI 9 Disket 1MByte Billboard'da 2. numara
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 26
at Open Game Consume op Close Use Tell b Remove Case
Bir adventure hastası olarak en son Indiana Jones 4 ile uykusuz geceler geçirdiğimi hatırlıyorum, “ne oyundu ama.. Indy 4'den sonra her nedense Amiga adventure piyasasında tam bir durgunluk yaşandı, bu uzun zaman içerisinde sadece Nippon Safes adı orta kalite bir adventure ile yetinmek zorunda kaldık, iş bu ya oyunun tam çalışanını bulmak bile çok zordu. Tabii bu sırada daha evvelden PC'lerde boy gösteren ve sizin “Ah keşke Amiga'da da çıksa da bizde oynasak!" dediği LucasArts harikası Day Of The Tentacle'ın Amiga'da çıkacağını duyunca hepimiz sevinçten havalara uçmuştuk ama oyun maalesef sırf A1200 sahipleri için. Ama üzülmeyin A500 sahipleri bizim de LucasArts (artık bizi terk eden kalleş firmalar) oyunları ile yarışabilecek güzellikte, en az Monkey Island 2 gibi güzel grafik mükemmel bir adventure oyunumuz var: AdventureSoft sunar. SIMON THE SORCERER... Grafikler PC kalitesi, hız müthiş, hem de inanamayacaksınız belki ama çok az disket değiştiriyor, inanılmaz ama gerçek! (Belki biraz fazla ama ne yapayım elimde değil bu zamanda Amiga'da böyle adventure bir daha zor bulunur.) Oyunun reklamı PC versiyonu ile birlikte geçtiğimiz mayıs ayında piyasaya sürülmüştü, ne yalan söyleyeyim bekliyordum ama bu kadar güzelini de. Konuştuğum tüm adventure oyuncuları yılbaşını disket değiştirerek akşam üzen Eminönü-Bebek seferlerini yapan bir İETT hızında bir adventure karşısında geçirmekten bahsediyorlardı, ama yanıldılar -özellikle Korhan arkadaşımız hala inanamıyor, kafayı yedi çocukcağız gidip bir doktor bulsak! ama Simon The Sorcerer öyle bir geldi ki bir anda tüm Amiga'cıları şaşırttı. Oyunumuz yüklenirken ve başlayana kadar hiç disket değiştirmiyoruz, oyunun baş kahramanı Simon ve sadık köpeğinin kısa bir gösterisinden sonra hikayemiz başlıyor. Evvel zaman içinde Simon adlı genç yaşadığı kasabanın iyi kalpli büyücüsü Calypso tarafından eğitilmektedir, fakat bir gün Simon, Calypso'nun yaşadığı kulübeye gelir ve ustası tarafından bırakılan nottan anlar ki Calypso kötülükler Sordid tarafından tutsak edilmiştir, ustasını kurtarmak için Spellbook adlı kitaptan yararlanmalıdır ama ufak bir sorun vardır, Simon bu kitabı kullanmak için seviyesine gelmek zorundadır. Hikayenin bundan sonrası bize ait, oyun bir ikon adventure ve tam 12 ikon yardımıyla oynanıyor, bu ikonlar sırasıyla: Walk to (yürümek), Consume (yemek), Talk to (konuşmak), Look at (bakmak), Pick up (almak), Remove (çıkarmak), Open (açmak), Close (kapamak), Wear (giymek), Move (hareket ettirmek), Use (kullanmak), Give (vermek), ayrıca oyun boyunca toplanan tüm malzemeleri sağ alttaki pencereden rahatça görebilir ve burada kendinden olan Posicard'ı use ederseniz oyunu save edebilir, save edilmiş bir oyunu load edebilir ve oyunu terk edebilirsiniz (Quit). Map use edilirse karşımıza çıkan harita üzerinde klikleyerek istenilen yere gidilebilir. Oyun başlarken Calypso'nun kulübesindeyiz hemen çalışma masasının çekmecesini açarak içindeki makası alıyoruz, odayı incelediğimizde sağ taraftaki buzdolabı ilgimizi çekiyor ama açılmıyor kapısı sıkışmış, üzerine yapışmış olan mıknatısı aldıktan sonra kulübeden çıkıyoruz, eğer istersek kulübenin arkasına da - burada ise Calypso'nun yaptığı büyünün aksi artıkları var.
Simon the Sorcerer
kapısından sağa ilerlersek demirci Blacksmith'in evinin önüne geliyoruz, Blacksmith demir dövmekle meşgul ve işinin çokluğu nedeniyle bizimle ilgilenmiyor, evinin kapısı ise kilitli. Neyse sağa devam uyanık tüccar Dodgy Geezer'ın mekanına ulaşıyoruz, Geezer kuğuların yüzdüğü bir havuzun önüne tezgahını porselen, antika ve sihirli malzemeler seriyor ama tabii belli bir ücret karşılığı ve ne yazık ki şu an bizim baş veya onun ilgisini çekebilecek bir şeyimiz yok. Geezer'ın tezgah kurduğu meydanda sağlı sollu iki kapı var, soldakinden boş bir evin arkasına çıkıyoruz buradaki merdiveni alıyoruz, Simon ne alırsa şapkasına atıyor tabii koca merdivenin şapkaya girişi de oldukça matrak! Bunun yanındaki koca karavan tekerleğini nedense “Çok büyük!” diyerek almıyor Simon. Devam edersek Hansel ve Gretel masalından hatırlayacağımız şeker çikolatadan oluşan bir evin önüne geliyoruz, ev güzel bir bahçeye sahip ve bu bahçede bir de arı kovanı var, evin kapısı açılmıyor sol kapı bu kadar, gelelim sağdaki kapının meziyetlerine; sağ kapı kasabaya açılıyor kasabaya girer girmez Shop'a giriyoruz burayı iki kafalı bir tüccar çalıştırıyor, iki kafası da sürekli birbirlerine komik atarak ben burayı aynı Monkey Island'daki sirki çalıştıran İtalyan Spaghetti kardeşlere benzettim, çok komikler. Esprilere dikkat derim. Mağazada mısırdan pastaya, saatten pirince kadar her şey var ama bizde zaten para yok ayrıca Shopkeeper bize çoğu şeyin başkası tarafından ayırtıldığını veya özel sipariş olduğunu söylüyor, buradan çıkıp sağa ilerlersek tavernanın önüne geliyoruz, hemen kapıyı açıp içeri giriyoruz, iki odadan oluşuyor. Birinci oda giriş bölümü, giriş bölümünde hemen önümüzdeki masada FRP oyunlarından hatırlayacağımız bir Dwarf oturuyor ama zavallıcık içkiyi biraz fazla kaçırmış ve sızmış -aynen geçen akşam Korhan'ın sızdığı gibi-, anlayacağınız bizimle konuşacak durumda değil, diğer masada ise savaşçı kadın şövalye Nubile Valkyrie ve iki arkadaşı oturuyor, Valkyrie ile konuştuğumuzda önce bizi küçümsüyor. Sonra ona bizim büyücü Sordid'in peşinde olduğumuzu söyleyince onun da Sordid'i yok etmek için buralara geldiğini ve onun şatosunun ormanda bir yerlerde gizlendiğini eğer istersek beraber bir grup oluşturup Sordid'e karşı savaşabileceğimizi ve daha sonra mutlaka görüşmemiz gerektiğini söylüyor, büfede duran barmene de Sordid hakkında veya diğer konular hakkında istediğimizi sorabiliriz, bu odada yapabileceklerimiz bu kadar gelelim diğer odaya, sağdan girebileceğimiz bu odada dört tane Wizard var, evet dört wizard, hatırlayacağımız gibi Calypso'nun kurtarılmasında bize gerekli olan Spellbook'u kullanmak için wizard olmak gerekliydi, ayrıca Calypso'nun notunda bulabileceğimiz dört wizardın bize yardımcı olabileceğini ustamız, bu dördü onlar olsa gerek diyerek yanlarına gidiyoruz, okey oynuyorlar, içki içerek kendi aralarında Calypso hakkında ve okey hakkında konuşurlarken biz yanlarına gidince hemen tavır alıyorlar, onlara wizard olmak istediğimizi ve Calypso'dan geldiğimizi söylüyoruz ama ne çare? Bu dört embesil bir türlü wizard olduklarını kabul etmek istemiyorlar, ancak onlara niye mouse'un pointer'ı ile üzerine gelince WIZARD yazıyor? diye sorunca, zar zor kem küm ederek Wizard olduklarını sonunda kabul ediyorlar (Daha doğrusu kabul etmek zorunda kalıyorlar. kch.. koh..). Ama bizi küçümsüyorlar ve bu ufak yaşta olunamayacağını, wizardlığın tecrübeye dayandığını bize büyüyünce gelmemizi söylüyorlar. Biraz ısrar edince ve işin ne kadar ciddi olduğunu anlatınca ise bize wizard olmak için sihirli asayı (Staff) bulup onlara getirmemizi söylüyorlar, asa altı karış uzunluğunda ve ucunda kristalden bir top var. Evet, ilk işimiz asayı bulup wizard olmak, tavernadan ve... Benden bu kadar, zaten bu bir tam çözüm değil sadece bir tanıtım yazısı ama ben yine de oyunun başında siz adventure oyuncularına biraz yardımcı olmak istedim yardımım dokunabildiyse ne mutlu bana, bu kadar güzel bir adventure oyununu tanıtabildiğim için çok şanslı sayıyorum kendimi çünkü oyun hakikaten çok güzel, grafikler şu ana kadar yapılanların en iyilerinden sanki PC'de 256 renkle oynuyoruz, çizgi film gibi. Gerçi oyunun AGA versiyonu da en kısa zamanda elimize ulaşacak ben esas onu merak ediyorum 32 renkle bu kadar müthiş oluyorsa kimbilir 256 renkle ne kadar mükemmel olacak? Hıza gelince yüklemeler no problem, adamımızın yürümesi desek yine no problem yalnız aynı ekranda birden fazla karakter olunca doğal olarak biraz daha yavaş yürüyor ama ben buna da razıyım. Seslere gelince, oyunu güzel bir melodi eşliğinde oynuyoruz yani güzel, bazen müzikler değişiyor.