Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 31
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 30
Merhaba, Bu ay da sadece Uçan Balık köşesi ile sizlerle birlikteyiz. Gerçi dergide esen değişim rüzgarları sonucunda belki de son kez olacak. Bunu ancak gelecek ayki dergide anlayacaksınız. Bu arada balık kardeş de gitti ya artık “Şurası şöyle, burası böyle” gibi yazılar yazmaya başladı. Sanırım bizleri özen çalışıyor. Neyse canım sayın bayan sizler için uğraşıp yazmış bir zahmet okuyuverin. Görüşmek üzere (belki de) hoşça kalın. Bilgisayar ve yükselen değerlerden öte hayatınızda birazcık da olsa 7. sanata zaman ayırabilmeniz dileğiyle.
WARNER BROS.'DA İLK SEYİR "Demolition Man” filminin galasını seyretmek için bilet gişelerinin önündeki upuzun kuyruğun sonunda sıranın bana gelişini sabırla beklemekteyim. İşte dört katlı, sekiz salon kapasitesine sahip, böyle yerleri ilk gören gözlerimin inanamadığı büyüleyici WB sinemasındayım şimdi. Yürüyen merdivenlerle yürümeden çıktığımız üçüncü katta, sinemanın kantini, patlamış mısır almak için bir kuyruğun daha sonuna geçiyorum. Elimde mi, ağzımda mı, bunun ayrımına varamayacak kadar hızlı yediğim patlamış mısırımla oturuyorum rahat koltuğuma. Artık hazırım 21. yüzyılın dünyasına.
DEMOLITION MAN Yönetmen: Marco Brambilla Oyuncular: Sylvester Stallone, Wesley Snipes, Lori Petty, Meg Dillon.
Yıl 1996, John Spartan (Sylvester Stallone), dönemin gözü pek polislerinden birisi, Simon Phoenix (Wesley Snipes) ise gözü dönmüş bir suçlu. Bu ikisinin çatışmasından dolayı birçok kişi ölür ve her ikisi de suçlu bulunarak -o dönemde ölüm cezası ya da bildiğimiz demir parmaklıklı hapishaneler yok- cezaları süresince özel bir yöntemle dondurulurlar. 2032 yılında Phoenix buzlu hücresinden çıkartılır ve kanlı bir biçimde kaçmanın yolunu bularak etrafa dehşet saçmaya başlar. Dönemin polis teşkilatı onunla baş edemeyeceğini anlayınca Spartan'ı şartlı tahliye ederler. Daha doğrusu şartlı buzları çözülür. Birçok şey değişmiştir 2032 yılında. İnsanlar birbirleriyle temas etmezler, seks yaparken bile. (Bence mahsuru yok. O tarihte ben 70 yaş civarında olacağım zaten -CAN) Küfretmek yasaktır. Arabalar, evler, her bir şey değişmiştir yani. Değişmeyen şey, politik oyunlar ve çaresiz yoksul kesimdir. Komedi filmlerindeki başarısızlıklarının ardından "Cliffhanger" ile eski şöhretine kavuşan Stallone bu filmde de alışık olduğumuz tipte bir karakter çiziyor. En kahraman kahraman, yoksulların dostu, son noktayı koyan. Bu bağlamda sonucunu tahmin edebiliyorsunuz, değil mi? Film çok kabarık bir bütçe ile gerçekleştirilmiş. Kırk yıl sonrasının dünyasını, tipik Amerika standardının kahramanını ve mutlu sonu bünyesinde birleştiren bu film gördüğü yoğun ilgiyle bütçeyi ikiye katlayacak gibi gözüküyor. Man, hiç sıkılmadan izlenebilen kavgalı ve çok kanlı bir film. Aralarında Sting'in de bulunduğu (iğrenç bir parça ile-Ed.) birçok sanatçı da müzikleriyle yapıma katkıda bulunmuşlar. İki yönlü bir sokaktır. Siz bir şey getirirsiniz, seyirci bir şey getirir. Sonuç bu ikisinin karşılaşmasından doğar (Barber Conner). Tek sokaklı bir film Demolition Man. Hoşça vakit geçirmek için. Film tanıtımı bu kadar. Güzel, demek ki şimdi sizlerin belirlediği ilk 10 filmin tanıtımına geçebilirim. 1-JURASSIC PARK (Harika) 2- BRAM STOKER'S DRACULA (Muhteşem efektler.) 3- TERMINATOR II (Bayağı bayağı iyi!) 4- HOT SHOTS II (Bu çok komik!) 5- ALIENS III (Whoapsi) 6- LETHAL WEAPON III (Hiç de fena değil) 7- INDIANA JONES III (Macera?) 8- ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ (Biraz da gözyaşı) 9- HAYVAN MEZARLIĞI II (Arnee ) 10- AMERİKALI (Türk sinemasından) Bu sıralamayı belirlemede katkıda bulunan mektupçu dostlara kucak dolusu teşekkürler. (Sıralamadaki parantez içindeki eklemelerden bazıları MUDER'den alınma. Ayrıca selamlar!) Bu listenin oluşturulmasında çok sevindirici bir sonuç çıktı ki, o da Türk filmlerine -listenin sonlarında da olsa- gösterilen ilgiydi. Bunu fırsat bilerek not etmeden geçemeyeceğim: 25-28 Kasım tarihleri arasında Londra'da Türk film festivali düzenlendi. Türk insanında yaratılmak istenen kötü imajın tersine, sanat adına, 7. sanat kabul edilen sinema adına, bir şeyler gösterebilmek amacıyla yapılan bu festivalde yer alan filmler şunlardı: Zıkkımın Kökü, Dönersen Islık Çal, Gizli Yüz, Gölge Oyunu, Devlerin Ölümü, Camdan Kalp, Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri, Berlin in Berlin, Düş Gezginleri ve İki Kadın. Bu arada bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Avrupa Film Festivali, Fransa, Belçika, Almanya, İspanya, İtalya ve Türkiye'nin katılımıyla 6-19 Aralık tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirilecek. Festivalde 6-11 Aralık tarihleri arası gösterilecek filmleri İtalyan Kültür Merkezi'nde, 13-19 Aralık tarihleri arasında gösterilecek filmleri ise Fransız Kültür Merkezi'nde, saat 15.30 ve 19.00'da izleyebilirsiniz. Festivale Fransa adına katılacak olan Patrick Grandperret'in yönettiği "L'Enfant Lion-Aslan Çocuk" 6, 9-13 Aralık tarihlerinde gösterilecek. Belçika adına katılan, Jean-Jacques Andrien'in yönettiği "Australia - Avustralya"yı ise 7 ve 14 Aralık günlerinde izleyebilirsiniz. Erden Kıral'ın yönettiği ve Cevat Şakir'in hayatından parçalar sunan “Mavi Sürgün" festivale Almanya adına katılıyor. Film 8-15 Aralık'ta gösterilecek. İtalya ise festivale Fiorella Infascelli'nin yönettiği, "Soupe de Poisson-Balık Çorbası" ile katılıyor. Filmin gösterim tarihi 9-16 Aralık arası. 10-17 Aralık tarihleri arasında ise İspanyol yapımı “El Bosque Animado-Yaşayan Orman”ı izleyebilirsiniz. Türkiye adına katılan Memduh Ün'ün yönettiği "Zıkkımın Kökü" ise 11-18 Aralık tarihleri arasında izlenebilir. Bu iş bu kadar. Gelecek ay görüşmek üzere.. Unutmayın, mektuplarınızı bekliyorum! Kucak dolusu (Faxın sonundaki not senin için de geçerli-CAN)
NİLGÜN ÖZDAL PK 148 06660 KÜÇÜKESAT ANKARA