AYIN KILLARI PART DUE (2)

ÇEK ver

AYIN KILLARI PART DUE (2)

Soğuk bir Aralık sabahı Celal gülerek dergiye girdi: “Allahım, bu ne mutluluk, sonunda dergiyi aybaşında çıkartabildik! Ne dergiyi ayın başında çıkarabiliyorum diyene.” dedi. Bak yavrucum, ben editörün, zeki, çevik, ahlaklısını ama özellikle zeki olanını severim, hayallerini yıkmak istemem ama dergi dediğin, kapağında yazılı olan ayın başında çıkartılır canım. Mesela üstünde Kasım yazıyorsa, o dergiyi Kasım'ın başında çıkartmak gerekir. Kasım dergisini Aralık'ta çıkarmanın hiç bir anlamı yoktur. Bu iyi bir şey olmamakla beraber, üstüne üstlük kötü bir şeydir. Bunu sana ben mi öğreteceğim? Eşşek kadar editör oldun be yavrum. Göster bakiim pipini! Ya, hepiniz haklısınız, ne diyim, özür diledik. İnşallah yakında bu derginin gecikmesi meselesi bir düzene sokulacak. Yoksa ben ne yaparım? Cin okurumuz (Bkz. Kasım sayısı, bu köşe) işini gücünü bırakıp bana çarşaf gibi mektuplar yazmaya başlar sonra. Cinimizi üzmek istemeyiz, di mi ama? Geçen sayıdaki Ayın Kılları bayağı hoş oldu, insanlar içini falan döküyor, rahatlıyor. Bu ayın kılları daha bir kıl. Kim bilir, belki bir dahaki ay biraz daha yer ayırmak durumunda kalabiliriz bu kıl, tüy konusuna. Hemen bu ayımızın kıllarına geçelim. 1. Bu ayın bir kılı: Ya, sanane kardeşim ya, ne yapıyorsam yapıyorum. Belki 15-20 bar dolaşırım, zıbarana kadar içerim, belki evimde otururum, kestane patlatıp dansöz seyrederim. Herkes birbirine aynı soruyu niye sorup duruyor ya? Hem niye kimse birbirine "kurban bayramında ne yapıyorsun?", "29 Ekim Cumhuriyet Bayramında ne yapıyorsun?" diye sormaz da herkesi yılbaşı bu kadar çok ilgilendirir? Ne o öyle gavur icadı?... 2. Neden otobüslerde ön sıralar hep harp malullerine ait olur? Ne demektir? Kim, harp olduğunu, nasıl ispat edecektir? Savaştan sonra yaralılar hangi merkeze gidip harp malulü belgesi alacaklar? Ya da, adam savaş sırasında mesela eşşekten düşüp kolunu kırsa, sonra harp malulü belgesi verilen kuruluşa gidip 'Ben savaşta yaralandım, bana belgemi verin' diye tuttursa, gerçekten harp malulü olup olmadığı nasıl kanıtlanacak? Adamın savaşa girip girmediğini gözünden anlayan yetkililer var mı? vs. vs. Buna bir çözüm bu-

3. Geçen sayıdaki cin okurun eleştirilerine de tepkiler gelmiş. Böylece cinimiz bu ay da kıllık konusunca hakettiği yeri söke söke almış: Ya, bu cin okur da kimin nesi? Reklamsız basın mı olur be kardeşim. Hem sen bizim adımıza niye konuşuyorsun? Belki bizim canımız dergide Aygaz reklamı görmek istiyor. Ayrıca ben tek zımbalı Amiga dergilerine bayılırım. Hem Levis 7. zımbayı bilmemne sebeplerden dolayı kaldırıyor... Düşün bir, okurun biri Amerika'da bir çölde, ateşin önünde Amiga dergisiyle resim çektirirken 2. zımbanın ateşte ısınması sebebiyle şeyini yakarsa sorumlusu kim olacak? Onun için dergi tek zımbalıyken daha emniyetli... Bu güzel yorum için Cüneyt Savaş'ı öpüyorum... 4. Niye hep ilaçların üstünde 'Çocukların erişemeyeceği yerde saklayınız.' yazar? "Çocukların erişemeyeceği yer” neresidir? Böyle bir garantisi olan yer var mıdır? Normal boyutlarda 6-7 yaşında bir çocuk, yine normal boyutlarda yetişkin bir insanın erişebileceği bir yere, altına bir sandalye koyarak rahatlıkla erişebilir. Peki daha daha yükseklere konulursa, oraya yetişkinler nasıl erişecektir? 5. 'Beş fil bir arabaya nasıl biner' gibi bilmeceler üreten hıyarlar neden daha yararlı işlerle uğraşmamışlar? Zamanları mı çokmuş, yoksa gerizekalı mıymışlar? Bu soruların cevaplarını düşünenler kafalarını daha başka şeyler için çalıştırsalar şimdiye kadar Avrupa Topluluğu'na giremez miydik?

6. Beş fil bir arabaya nasıl biner yaa?... Kıllandım...

7. alar niye hep 'bir memne efendi' diye çağırılır? Amerika'da bu kavram var mıdır? Eğer var olsaydı, isimli bir

MASTER GEORGE olarak mı çağırırlardı?

DERT: TARİH KONU: HARP

8. Liselerde yıllardır okutulan tarih kitaplarını kim yazar? Yazdıkları şeyleri nerden biliyorlardır? Mesela Trablusgarp meydan muharebesini Türklerin kazandığı ne malum? Ya derslerden sonra bütün tarih hocaları toplanıp 'Ulan bu yeni nesil de pek aptal, gene kafaladık kerizleri' diye sabahlara kadar gülüp eğleniyorlarsa? Bunun hesabını verecek kimse var mıdır?

9. Neden "keçi sakal" var da “kedi bıyık" yok?

10. Benim düşünecek daha önemli şeylerim yok mu? Yoksa ben yım? Bu ay beni kılan, kafamı kurcalayan konular bu kadar. Şimdi numarasını hatırlayamadığım sayılardan birinde, bir derginin ayın ortasında değil de başında çıkması gerektiğini açıklamaya çalışmıştım. Fakat derginin başındaki okurlar kardeşler, bunu yanlış anlamış, Kasım dergisi Aralık'ta çıktı. Bu nedenle elime mektup geçmesi için aranızdan bazılarının müneccim sıfatına sahip olmaları gerekiyordu ki, neler yazacağımı önceden bilip de bana mektup yollamış olabilsin. Netekim, elime çok az mektup geçti, sonuç olarak sizin kıllarınız da bir dahaki sayıya. Yazımı burda bitiriyorum. Seromoniye gerek yok... MERT TÜNAY