Turrican 3
Retro bilgisayarEminim — aranızdan Amiga'sından önce C64 ile ilgilenenler olmuştur. C64 deyince benim içimi tatlı bir heyecan kaplar. Bilgisayarlarla bu GBAK'lık ufaklık sayesinde tanıştım ve 7 senelik bilgisayar hayatımın en zevkli anlarını C64 ile geçirdim. O zamanlar oyunlar da bir farklıydı. Bir Wizard of War, River Raid veya Aztec Challange'ın verdiği heyecanı bana şimdi hangi oyun verebilir ki? İşte yine o zamanlardan kalma bir oyun daha var. Zamanının dev firması Rainbow Arts tarafından yapılan TURRICAN. Bu oyunun güzelliği bir yana, bir programlama harikası olması hep dikkatimi çekerdi. Yine özellikle C64'te demolarda bile göremediğimiz müthiş efektler bu oyunda vardı. " Aradan uzun yıllar geçti ve ben Amiga'da ilk defa bir Turrican ile tanıştım. Bu sefer hikayenin 3. bölümü. Tabii bu yazıyı daha iyi hazırlayabilmek için eski oyunlara da bir göz attım. Amiga'da ilk Turrican çıkalı sanı-
SHOOT 'EM UP
DİLİ
rim buçuk yıl filan olmuş. Oyunun ana fikri kahramanı büyük bir alandaki platformlarda dolaştırarak öldürebileceği kadar çok yaratığı öldürmek. Bunu da elindeki dönüşebilir kocaman silahıyla yoldan topladığı modüllerle başarmak. Bir sonraki yıl, benzerlerinden çok daha hızlı, kocaman bölüm sonu canavarları olan ve piyasanın en kırıcı shoot'em up'ı olmayı başaran Turrican 2 çıktı. Alman tabanlı geliştiricileri dikkatlerini oyunun üçüncüsünde yoğunlaştırdılar İşte karşınızda Turrican 3 ve United Planets'ın savaş kahramanı eskisinden de güçlü, eskisinden de yetenekli. Yeni oyunun ilk diskini takar takmaz ilk karşılaştığınız şey ikinci bölümden sonra olanların anlatıldığı bir animasyon. The Machine olarak tanınan biomekanik süper kötü canavar bir kez daha kendini toparlıyor ve evrendeki tüm güneş sistemlerini yoketmek üzere sıradan başlıyor. Ancak, United Planets buna göz yumacak değil, tabii ki zırhı en kalabalık savaş kahramanını yar, bu — göreve yolluyor. Ar- © tık evreni kurtarmak sizin ellerinizde (bleh, ne hikaye...). Aman dikkat, bir yanlış hareket ve kötüler evreni yokediyor.
Daha önceden Turrican'ı oynayanlar oyunda fazla değişik birşey bulamayacaklar ve hatta bir çırpıda oyuna adapte olacaklar. Zira, aynı oynanış biçimi, benzer yeni silahlar, aynı senaryo v.b. özellikler eski oyunculara hiç de yabancı gelmeyecek. Tek değişiklik, daha başka ortamlarda daha farklı yaratıklara karşı savaşıyoruz. Grafiklerin güzelliğinden bahsetmeme gerek yok sanırım, zira Turrican'ı bu 8. bölümüne kadar getiren özelliklerinden biri grafiklerinin gerçekciliği ve çekiciliğidir. Bunların yanında, ilk defa Turrican oynayacakların bu oyundan bayağı etkileneceklerinden eminim, zira elinizdeki joystick'i en etkili biçimde kullandığınızı farkedeceksiniz. Önünüze gelen herşeyi yakıp yıktığınız, ilerlemek için devamlı hoplayıp zıpladığınız müthiş bir action oyunu. Yalnız silahların kullanımlarına alışmak zaman alabilir, olsun, yine de en müthiş action oyunu! Biraz oyunun içeriğinden ve oynanışından bahsedelim. Oyunda ilk fark edeceğiniz şey, auto-fire'ınızın kapalı olmasının ne kadar zararlı olduğu. Oyunun ilk saniyelerinden başlayarak her türlü yaratık üzerinize zıplamaya başlıyor. Ancak sizin işiniz o kadar zor değil. Kullanabildiğiniz silahlar öylesine güçlü ki, eğer siz çok acele edip bir an önce bölümleri bitireyim diye oyunu hızlı oynamazsanız kolay kolay hak kaybetmezsiniz. Alabildiğiniz dört ana tipte silah var. Zıplayan ateşler, lazerler, multiateş tabancalar ve füzeli silahlar. Ayrıca bir de oldukça işe yarayan güç kalkanı var. Bu kalkan vücudunuzu gelen ateşlerden koruyor ve enerji kaybını engelliyor. Bütün bu silahların hepsi işinizi görecek derecede güçlü. Zaten gerekli silahları kullanarak tek elinizle küçük bir şehri yoketmek mümkün, onun için pek de endişelenecek bir şey yok gibi. Bu silahları oyunu oynarken yolunuza çıkan büyük kutuları vurarak alıyorsunuz. O kutuların içinden bazen hak, bazen enerji, bazen de silah çıkıyor. Her silahın belirli dereceleri var. Bir silahı aldığınız zaman güçsüz, ancak aynı silahtan bir tane daha alırsanız daha da güçlü olduğunu farkedeceksiniz, kısacası silahlarınızın güçlerini biriktirmeniz gerekiyor. Fakat size en az silahlarınız kadar yardımcı olacak bir mekanik kolunuz var. Bu kol ayrı bir mekanizma tarafından fırlatıliyor, kullanabilmek için ateş tuşuna basılı tutmanız lazım. Daha sonra joystick ile kolunuzu tutunmak istediğiniz yöne doğru çevirmeli ve sonra ateş tuşundan elinizi çekerek mekanik kolu fırlatmalısınız. Böylece zıplayarak çıkamadığınız yerlere çıkabilir, engellerin üzerinden geçebilir ve yukarı platformlara zorlanmadan kendinizi çekebi- TLEN k ERE
BE Sare HE lirsiniz. Silahlarınızın veya mermilerinizin tükenmesi gibi bir durum sözkonusu değil (böyle bir oyunda bir de bu olsaydı pek de hoş olmazdı açıkçası), ancak eğer bir hak kaybederseniz silahınız güçsüzleşiyor. Bunlara rağmen oyunda tükenen bir iki şey var, o da zamanınız. Her bölümü size verilen belirli bir süre içinde bitirmeniz gerekiyor. Eğer bitiremezseniz bir hakkınızı kaybediyorsunuz. Eğer verilen zaman içinde exit'e ulaşırsanız size o bölümde topladığınız elmaslar ve kazandığınız extra haklar gösteriliyor. Tabii eksilen ikinci şey de enerjiniz, aldığınız darbeler kendinizi korkunç derecede güçlü hissetmenizi sağlayan enerjinizin birkısmını alıp götürüyor. Ayrıca elinizdeki versiyonu 426 Trainer'li olanı ise oyunda başınıza hiçbirşey gelmiyor, fakat ot gibi bir oyunu hanginiz oynamak ister bilemem. Oyunda düşmanlarınızla uğraştığınız yetmiyormuş gibi bir de çıkış'ı bulma sorununuz var. Oyun son derece büyük, labirent
ARE a” Dü
Sisi kökü
KA Ri KAİ LI cinsi bir ekranda geçtiği için bu bazen büyük bir sorun olabiliyor. Sanırım oyunun programcıları da bu sorunun farkına varmışlar ki oyunun kritik bölgelerine EXİT yazılı tabelalar koymuşlar. Gerçekten kaybolursanız bu tabelalar sayesinde yine yolunuzu bulabilirsiniz. Oyun giderek zorlaşan beş ayrı bölümden oluşuyor ve her bölüm üç alt alandan meydana geliyor. Bu alanların her biri The Machine'in minik modelleri tarafından istila edilmiş ve tabii bir de biyolojik olarak üretlmiş olan çeşitli yaratıklar da var. Oyunun en zevkli kısımlarından biri, karşınıza sık sık büyük canavarların çıkması. Tabii ki zorlu oluyorlar ama oyuna da büyük heyecan kattıkları bir gerçek.
Turrican, Türk filmleri gibi klasik bir konusu olan, ancak Joystick'i bir kez elinize aldığınızda bıraktırmayacak cinsten bir oyun. Bu oyunun tadını daha önceden tatmış olanlara "Bu oyunu mutlaka alın!" demeyeceğim, çünkü onlar Turrican'ın artık bilgisayar tarihinde klasikleşmiş bir oyun olduğunu bilirler. Daha önceden Turrican oynamayanlar ise ilk olarak bu oyunu, ardından bilgisayarcılarının arşivlerinden Turrican 1 ve 2'yi bulmalılar. Sizi bayağı eğlen-. direcek, gördüğünüz herşeyi patlatıp yok etme zevkini tattıracak güzel grafik ve efektlerle süslenmiş hareketli bir oyun. Tek eksiği Turrican 2'ye göre fazla bir yeniliği olmaması, ama bence bu problem değil. Turrican her zaman almaya değer!
CAN YALÇIN
FACTOR 5 1 MByte 3 Disket Biliboard'da 4 numara