Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 27
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 26
MIDI (Musical Instruments Digital Interface) sequencer'lar bugün artık çeşitli tarzlardaki müzik türlerinin yaratımı için kullanılmaktadır. Klavyenizde melodi çaldığınızda bilgisayarınız bunu hatırlayabilmekte, tekrar çalabilmektedir. Çalınan melodi ise daha önce gördüğümüz "Track" olarak hafızasına alınır. Siz birçok track yaratabilir ve hepsini bir arada ya da ayrı ayrı kanallardan profesyonel kayıt cihazlarına gönderebilirsiniz. Şimdi MIDI ile çalışmanın avantajlarına göz atalım.
1. Hiçbir jenerasyon kaybınız olmaz. Nedir jenerasyon kaybı? Analog cihazlardan yapılan her aktarım kayıt kalitesini düşürür. Aktarım bir yana, aynı bant çalındıkça bile her seferinde ses kalitesinden kaybeder. Dijitalde ise gerek çalınan, gerek aktarılan sayılar olduğundan jenerasyon kaybı olmaz. 2. MIDI ile yapılacak kayıtlarda çok kanallı (ve çok pahalı) kayıt cihazları bir tercihtir. Kesinlikle şart değildir. 3. Bestenizin kompozisyonunu yaparken tekrar tekrar başa almaktan doğacak zaman kaybı ortadan kalkar. Parça içinde belirlediğiniz noktaya bilgisayarınızın ulaşması, gerekli düğmeye bastığınız an ile aynıdır. Bu özellik çok önemli gibi gözükmese de işin içine girdiğinizde ne kadar büyük bir avantaj olduğunu anlayacaksınız. Tabii siz işin içinde iseniz diyebileceğim bir şey yok. Sanırım aynı fikirdeyizdir. Bir bestenin yaratımı sırasında ya yanlışları düzeltmek ya da yaratıma eklemeler yapmak için söz konusu mezur ya da mezurlara tekrar tekrar dönmek gerekir. Örnek olarak onuncu mezurdan, on dördüncü mezura kadar olan yere bir melodi yazacaksınız, altyapıyı ise duymanız gerekiyor. Öyle ise on ile on dördüncü mezurlara "cue" verirsiniz ve her belirttiğinizde şarkının yalnız belirlenmiş dört mezuru çalar ve dilediğiniz denemeyi yapabilirsiniz. Örneğin Joe Satriani, Guitar Player dergisindeki bir röportajda, MIDI kullanmasına gerekçe olarak hiçbir gruptan şarkının bir bölümünü yüz kere tekrarlamalarını isteyemeyeceğini söylemişti. Oysa bilgisayarınız, siz çatlayana kadar yapabilir. (Ekmek ve su da istemiyor!.)
4. Çok pahalı analog kayıt cihazları bile, on-yirmi kere daha önce belirlediğiniz "0" noktasına döndüğünde hata yapar. Bir bakarsınız ki sayaçta "0000" yazıyor ama belirtilen yere tam karşılık gelmiyor. MIDI'de ise hiçbir kayma söz konusu olmaz. 5. Yazdığınız Track'i edit etme imkanınız dijital müzikte en küçük birime kadar iner. Yani tek bir 64'lük notayı bile kolayca değiştirebilirsiniz. Analog sistemler ise........Unutun! 6. Analog bir stüdyoya göre MIDI kayıt stüdyoları çok daha ucuzdur. Bant masrafları, ısıdan doğan bozukluklar, kafa problemleri, hatta cihaz mekaniği yağı masrafı bile ortadan kalkar. 7. Bestenizin melodisini piyano ile çaldınız. Peki ya keman ile aynı melodi çalınsa daha güzel olur muydu? Bu deneme tek düğme ile gerçekleşir ve tekrar çalmaya, kaydetmeye gerek olmaz. Bu özelliklere daha pek çok maddeler eklenebilir. Ama belki de en önemli nokta şu ki: 70'lerden sonra kullanılan müzik teknolojisi MIDI'dir. Çok daha ucuza gerçekleştirilebilir, geliştirilebilir. Zaten yakın bir tarihte analog kayıt stüdyoları (Buna home-studio denen ev stüdyoları dahil) tarih olacaktır.
MIDI'NİN TEMELLERİ Birçok müzisyen MIDI'nin yalnız klavyeler arasında bir bağdan öte bir şey olmadığını zanneder. Oysa MIDI klavyeleri birbirlerine bağlayan bir uzatma kablosundan öte müziğin tüm yapı taşlarını iletebilen bir dildir. Bu dil herhangi bir notanın "Pitch"ini, "Duration"unu, hangi şarkının çalındığını, şarkının hangi mezurunun o an çalındığını ve benzeri tüm bilgileri kapsayan bir dildir. (Yukarıdaki terimlere yabancı olanlar Amiga Dergisi'nin geçmiş sayılarına bir göz atmalı, eski sayılarına sahip olmayanlar ise kafalarını taşa vurmalıdır...) MIDI'yi anlamak için en basit yöntem, kovboy filmlerinden tanıdığımız kendi kendine çalan piyanoyu incelemek olabilir. Bu piyano tek track'lık (devamlı track diyorum, ne olduğunu bilmiyorsanız bir önceki parantezi tekrar okuyun.) bir MIDI kayıt stüdyosuna karşılık gelir. Söz konusu antika piyano içinde bilgilerin bulunduğu rulo kağıdın okunması esasına dayanır. Bestenin dataları rulo kağıda delinerek işlenmiştir ve mekanizma delikleri algılayarak tuşları harekete geçirir. Bu kağıdın belli bir koordinatına rastlayan delik, La tuşunu harekete geçirir. Diğer koordinatlar ise diğer tuşları çalıştırabildiğinden piyano kendi kendine çalar. Parça ise rulo kağıda işlenmiş yani "save" edilmiştir. Bu piyanodan Türkiye'de Bursa Uludağ'da Hotel Datça'da vardır. Siz başka bir tane daha biliyorsanız daha önce de bana yazmadığınız gibi bana yazmayın (!). Bu piyano ile bilgisayar temelde aynıdır. Birinde bilgi kağıda, diğerinde makinanın hafızasına yazılır. Bilgisayarın hafızasındaki bilgiyi edit etmek, silmek son derece kolaydır. Bu eylem kağıtta ise biraz zordur (İsterseniz deneyin). MIDI ise çok daha fazla datayı, notaların dinamiklerini ve diğer elemanları yazmayı, kullanmayı ve saklamayı yapabilir. Son olarak MIDI değişik dataları 16 MIDI kanalından çeşitli enstrümanlara yollayabilir. Yani 16 antika piyanonun yapabileceği işi tek başına yerine getirir. Standart MIDI kullanımında bir enstrüman diğerine bağlanır. Biri efendi, diğeri köle pozisyonunda olur. Efendi; yani master konumundaki enstrümanı, köle konumundaki enstrümana ne çalacağını söyler. Bu konu daha önceki MIDI yazılarında da grafiklerle detaylı olarak incelenmişti. Bilgisayarın master görevini üstlendiği bu standart konfigürasyon için bir Commodore C64 bile yeterli olabilir. Oysa çoğumuzun Amiga'sı var. Henüz dijital müziğe başlamadıysanız durduğunuz kabahat.
BELEN ÜNAL