Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 74
Herkes cennete gitmek ister. Blob'da öyle. Blob oyun boyunca yukarı bakmaktan boynu ağrıyan oldukça şirin mavi bir damlacık. Aslında küçük mavi bir damlacığın bu gibi sorunları olmaması gerekir ama işte kaderde bir oyun kahramanı olmak da varmış. Eh, ne yapsın Blob, o da kaderini ellerinize terk ederek bütün oyun boyunca oradan oraya sıçrayıp duruyor. Aslında dışarıdan bakılınca oyun pek de zor görünmüyor. Hatta pek çekici bile gelmeyebilir fakat aslında tam 50 bölümlük bir oyun ve her yerde Blob'un düşmanları onun hedefine ulaşamaması için elinden geleni yapıyor. Bir de bol bol boşluğa atlamalar var.
PLATFORM |
GO UP DUDE
Oyun bir çeşit derinlik hissi veren bir sistem üzerine kurulu. Çeşitli yerlerde çeşitli aletler, mesajlar, çeşitli sıçrama yetenekleri veren taşlar ve tuzaklar mevcut. Bazı taşlarda ise hiç sıçranamıyor. Genel hatlarıyla bakılacak olursa 8-bit klasiklerinden Bounder'a oldukça benziyor. Bölümler oldukça garip, ilginç, v.s. Aslında oyunda verilen derinlik hissi ve oyunun genel yapısı "böyle bir oyun nereden akıllarına gelmiş yahu" gibi sorular getiriyor akla. Blob gerçekten uzun zamandan beridir görmediğiniz kadar çekici, eğlenceli ve değişik bir oyun.
Bölüm Atlama Bölümlerin tamamlanması iki ayrı yöntemle yapılabiliyor. Birinci ve kolay olanı, üzerinde EXIT yazan taşa gitmek. Hmm, bu bana biraz fazla normal geldi... Eh, bunu tahmin etmemiştiniz değil mi? İkinci ve zor olanı ise bölümdeki tüm toplanabilir zımbırtıları toplayarak bölümü bitirmeye hak kazanmak. Bu size ilk bölümlerde kolay bir şeymiş gibi gelebilir fakat ilerledikçe (ve sonsuz boşluğa yuvarlanıp Blob kaybettikçe) bunun bu kadar da kolay olmadığını anlayacaksınız. Ayrıca EXIT taşını bulmak da o kadar kolay değil, bu taş bazen görünmüyor ve bir düğme ile ortaya çıkıyor, bazen görünüyor fakat gidilemiyor, çünkü önce oraya giden yola bir köprü açılıyor. Bunun gibi birçok örnek verebilirim, en iyisi oynadıkça kendiniz bulun. Ayrıca, oyun gerçekten iyi joy kontrolü gerektiriyor. Bunu yıllar yılı joystick sallayan birinden duyduğunuz için gerçekten inanmalısınız. Hem oyun o kadar çekici ki, isteseniz de istemeseniz de elinizi alıştırıyorsunuz. Kontrollere gelince, üç boyut sistemi ekran görüntülerine bakarak anlaşılamaz. Siz oyunun üç boyutlu ortamının iki boyuta yansıtılmışını anlayıp alışmaya çalışırken tüm kabaklar Blob'un başına patlıyor. Eh, oyun kahramanı olmak o kadar da kolay değil!
Hooooppaaaa Evvet, artık ana hedefinizi ve kontrol sistemini öğrendiniz (hm hm tabii). Gelelim oradan oraya sıçrarken dikkat etmeniz gereken şeylere; Bastığınız taşlar değişik renklerde ve her rengin ayrı bir anlamı var (bu cinayet filmlerinde katilin uşak olması gibi bir şey olsa gerek). Kırmızı renkli taşlar sizi iyice yukarı zıplatır, böylece normalde zıplayabildiğinizden çok daha yukarılara çıkabilirsiniz. Bunun yanında, mavi taşlar ise bütün sıçrama enerjinizi emerek normalde çıkabildiğinizden çok daha az sıçramanıza yol açarlar. Bir de buzlu taşlar var, bunlar ise biraz daha tehlikeli taşlar. Çünkü bu taşlara bastığınızda Blob üzerindeki yön kontrolleriniz kayboluyor Blob'un kocaman mavi ayakları kaygan buz üzerinde bir oraya bir oraya gitmekten sizin joy'un yönlerine yaptığınız baskıya ve ekrana doğru bağırmalarınıza tepki gösteremiyor, böylece Blob taşın herhangi bir tarafından kayarak kendini boşlukta buluyor. Bu sırada onu kurtarmak ve sağ salim yere bastırmak ise tamamen reflekslerinize kalıyor. Tabii indiğiniz zemin yeterince sağlam değilse çatlamaya başlıyor ve hemen yer değiştirmezseniz kırılıp yok oluyor, eh yine boşluktasınız -kolay gelsin-. Bir de bahsetmem gereken vantilatörler var, bunlar ise bazen yukarı hava veriyor, bazen de aşağı. Yukarı verdiğinde Blob bu hava koridorunun içinde yüzerek olabildiğince yukarı çıkabiliyor. Tabii havayı aşağı verdiğinde neler olduğunu tahmin ediyorsunuzdur, Blob çekilen hava yüzünden hızla yere yapışıyor. Fanlar genellikle bölümlerin gizli yerlerini bulmanıza yardım ediyor fakat çoğunlukla hedefini ayarladığınız bir atlayışı bozmaktan başka bir şeye yaramıyorlar.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 75
Çeşitli yerlerde bastığınızda "klik" sesi çıkaran ve bir şeyler yapan düğmeler var (hmm, oldukça şüpheli). Bunlar ise bölümün bir yerlerindeki gizli taşları ortaya çıkaran mekanizmayı çalıştırıyor böylece gitmeniz gereken yerlere gerekli bağlantı ortaya çıkıyor. Tabii her zaman işler o kadar kolay değil, bazen çok iyi ayarlanmış atlamalar yapmak gerekiyor, bazen o da yeterli gelmiyor ve biraz da şans gerekiyor. Eğer beceremeyip de düşerseniz, çok fazla düştüğünüzde Blob bir yerlerini incitebilir. Bu özellikle kır-
Taşlar tamamen kaybolmadan kendinize sağlam bir zemin bulun.
mızı taşlarda çok yükseğe sıçrayıp başka yerlere düştüğünüzde oluyor. En çok göreceğiniz ölüm şekli olan sonsuzlukta kayboluşta Blob'un yüzü çok komik bir hal alıyor. Ağzını sonuna kadar açarak var gücüyle bağırıyor ama ne fayda, bir joy hareketiyle Blob'un zıpzıp dünyasından ayağını kaydırıyorsunuz. Blob incindiğinde ise giderek ağlamaklı bir hal alıyor, her aksi harekette daha da kötüleşiyor ve sonunda patlayarak yok oluyor (ne acıklı bir ölüm). Oyunda kullanılan grafikler günümüz şirin platform oyunları kategorisinde mükemmel mertebesinde. Platformların yaklaştıkça belirginleşmesi ve uzaklaştıkça kaybolması ise bizim democuları bile hayran bırakacak nitelikte. Ayrıca yüksek bir yerden sonsuz boşluğa düşerken gelip geçen taşlardan birine inmeye çalışıp başaramamak:
ise oldukça panikletici. — "MÜKEMMEL DEĞİŞİK BİR OYUN" demek gerçekten de tam yerinde olur sanırım. Gelecek bölümün bulunduğunuzdan daha da garip olacağını düşünmek insana daha da çok oynama hırsı veriyor. Ancak her yeni bölümde zavallı mavi Blob'un sonsuzlukta kayboluşunu tekrar tekrar izlemek biraz da üzücü, ama sizin gibi bir kahraman tarafından yönetildiği sürece tekrar tekrar deneyeceğinden eminim, başarana kadar. Şirin bir oyunu ve Nebulus gibi çok farklı ve yeni bir bakış açısı olması ona tam anlamıyla bir klasik olma hakkı kazandırıyor.
Çilek Bahçe
GRAFİK
Yukarıya, GENİ
yukarıya zıplayın.