Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 30
eden New Jersey albümünü ve albümün "iyi rock ama pek ağlak" şarkılarını herhalde hatırlarsınız. Sonunda da Keep The Faith çıktı
işte. Bu arada grubun elemanlarını da bir sayalım. Grup beş kişiden oluşuyor: Jon Bon Jovi (gitarist/vokalist), Richie Sambora (gitarist), David Bryan (klavye), Alec John Such (basçı), Tico Torres (bateri ve vurmalı çalgılar). Bon Jovi'nin bugüne kadar çıkan beş albümü ise şunlar: 1984 Bon Jovi, 1985 7800 Fahrenheit, 1986 Slippery When Wet (en çok satan albümleri)
1988 New Jersey, 1992 Keep The Faith
Valla bana sorarsanız bu konsere gitmek çok da şart değil. Ama orada olup doğum günümü kutlayan çığlıklar atarsanız çok hoşuma gider. Çünkü benim orada olmam gerekiyor (Özel bir mesele, John'la aramda bir şey olduğundan değil). Hem bakarsınız tur otobüsleri falan devrilir de Ritchie Sambora falan ölür, sonra "buraya kadar gelmişlerdi keşke bir görseydim" diye üzülürsünüz. Neyse konsere gidecek olanlara şimdiden iyi eğlenceler diliyorum. YAZARIN DEV KIYAĞI: Biletlere 250 bin bayılmak yerine Migros'tan bir koli kutu Coca-Cola alın o zaman 140 bine falan geliyor galiba. Bu arada Almanların ünlü rock grubu Scorpions'un da İzmir'e gelmesi kesinleşti. Konser 16 Eylül'de İzmir Alsancak Stadyumu'nda yapılacak. Bu konserin de sponsorluğunu Coca Cola yapıyor. İstanbul'da konser vereceği bildirilen bir başka ünlü ise Billy Idol. Billy Idol da Eylül ayının sonuna doğru İstanbul'da olacak(mış).
BON JOVI
B ON JOV
BU KONSER KAÇAR MI ABİ? Vallahi aslında kaçadabilir!. Niye kaçmasın ki. Her şeyden önce "Bon Jovi Türkiye'ye geliyor" cümlesi beni hiç heyecanlandırmıyor. Doğum günümde konser vermeleri bile beni tavlamaya yetmedi. Ya "Metallica ve Guns 'N Roses bile geldikten sonra Bon Jovi gelse ne yazar" diye düşünüyorum, ya da bu adamlar bana fazlaca "iyi çocuklarmış" gibi geliyor. Ama şu ya da bu şekilde, "Keep The Faith" turu çerçevesinde 13 Eylül gecesi İstanbul İnönü Stadı'nda Bon Jovi konseri var. Bon Jovi'yi televizyonda boyuna çıkan Keep The Faith ve Bed Of Roses (bütün zamanların en garip video klibi) ile tanıyanlar pek bilmezler ama bu adamlar taa 1985'te 'Runaway' ile meşhur olma şansını yakalamışlardı. 7800 Fahrenheit albümlerindeki 'Part Of The Night' adlı parçayı 45'lik olarak çıkartmışlar ve 1 hafta listelere konuk olmayı başarmışlardı (68. sırada olsa da). Halbuki o zamana kadar ürettikleri en iyi ve baba parça olan 'Runaway'i 45'lik olarak piyasaya çıkarmaya paraları yetmemişti. Kimsecikler bu "abuk" topluluğa para bağlamak istemediği için dağılmaktan zor kurtulmuşlardı. O nedenle iyi topluluk olduklarını millete kanıtlayacak besteleri yapmaları bir yıl sürdü. Ağustos 1986'da Slippery When Wet albümünü çıkardılar ve işte bu albümle büyük patlamayı gerçekleştirdiler. 'You Give Love A Bad Name' albümün yükselişini sağlayan motor parça görevi yaptı, diğer parçalar da onu takip etti. 'Livin' On A Prayer', 'Wanted Dead Or Alive' (bence tam Harley Davidson & Marlboro Man'e soundtrack olarak hazırlanmış bir şarkı) ve 'Never Say Goodbye' derken Billboard'un altını üstüne getirdiler. (Bon Jovi'yi meşhur eden başka bir şey ise son derece canlı ve fanları azdırıcı güzellikteki sahne şovları olmuştur.) Bu albümü takip
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.