Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 55
Üretimlerde uzun menzilli silahların üretimine önem verin. Savaşın sonunda size bir istatistik veriliyor. Bu istatistik tur başına güç kaybını ve kazancını gösteriyor. Savaştaki kabiliyetinizi de böylece grafiksel olarak görmüş oluyorsunuz.
Oyun olarak vakit geçirmesi göz önüne alınırsa iyidir. Ama bundan önce çıkanlarla arasında en ufak bir fark yok. Sadece grafikler. Eskisinde yeşil arazilerde yapılan savaşlar volkanik CHROMOS gezegenine kaydırılmış. Dağlık ve karanlık arazi grafikleriyle sadece oyunun atmosferini değiştirmişler. Hatta oyun History Line'ın o heyecanlı havasını bile yakalayamamış. Strateji yönünden yine zayıf. Topçu birlikleri her zaman önemli rol oynuyor. Blue Byte'a biraz ders vermesi gerekir. Savaşta her ne kadar topçu birlikleri önemli rol oynuyorlarsa da savaş stratejisi toplu olarak sağlanmalıdır. Tek başına savaş kazanan topçu birliği ancak filmlerde olur. İki kişi oynanacaksa ona bir lafım yok. Tabi ki iki kişi de aynı stratejik güçlülükte olmalı. İşte o zaman bir bölüm yaklaşık üç gün falan sürer. Her şeye rağmen bu strateji yokluğunda bu oyunu oynamakta yarar var. Yeni bir şeyler çıkana kadar kolay gelsin. Barış Okan
BLUE BYTE 2 DİSKET 1 Billboard'da 7 Numara
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 54
Strateji severler, daha geçen ay History Line oynayıp bayağı eğlenmiştik. Daha onun tadı damağımızdayken, aynı firmadan, önceki oyundan farklı olarak sadece ileri bir yüzyılda yapmasının mantığını anlamıyorum. Herhalde böylece bizi bu tip oyunlardan bıktırmak istiyorlar. Ama başaramayacaklar. Sadece kendilerini kötüleyip başka firmalara yöneleceğiz o kadar. Strateji-
STANTEBY'lerden vazgeçmek mi? Asla!
Aslında oyunu History Line'ı oynayanlara tekrar anlatmak boşa kürek çekmek olur. Arada bir yolunu bulup History Line oynamayı kaytaranlara anlatsak fena olmaz. Belki birkaç kişiyi kandırıp strateji severler tarafına çekebiliriz. Oyun bu iş için biçilmiş kaftan, çünkü yeni başlayanlar için oldukça eğlenceli ve basit gelebilir. Hele iki kişi oynandığında strateji yönü daha da güçleniyor. Yoksa bilgisayar tam bir geri zekalı gibi oynuyor. Yani rakip olarak hiç zevk veremiyor. Oyun iki disketten oluşuyor ama bir gariplik var. Arada bir üçüncü disketi istiyor. Böyle yaptığında ikinci disketi taktığınızda yoluna devam ediyor. Güzel güzel grafikler çıkarıyor. Fakat bende bundan sonra iki kere kilitlendi. İki kere de kilitlenmeden devam etti. İki kişilik oynarken ise hiç kilitlenmiyor. Garip ama gerçek, Robert Ripley'in hikayelerine benzedi. Oyunun genel görüntüsü şöyle; Oyun, bütün Blue Byte stratejilerinde olduğu gibi bölümlere ayrılmış durumda. Bir sonraki bölüme geçmek için öncelikle rakibimizi o bölümde yenilgiye uğratmamız gerekir. Bunun üzerine bilgisayar bize bir kod veriyor. Kodu kullanarak diğer bölüme geçebiliyoruz. Bu kod beş harfli. History Line'da bu kodları bulmak çok kolaydı. Çünkü günlük yaşamdan alınan kodlardı. Battle Isle 2'de ise biraz daha bilimsel kodlar kullanıldığından uydurarak kod bulma işi biraz zor. Yani bulunmuyor. İlle oynayıp, yenip öyle almak lazım.
Menüler ise basit. Diğer oyunlarla aynı. Niye hiçbir değişiklik yapmamışlar anlamıyorum. Tembellikleri herhalde. START: Oyuna başlama. OPTIONS: Kod ve diğer işlemlerin yeri. İKİ oyuncu, oyun paleti vs. gibi işlemler buradan yapılır. Ayrıca savaş grafiklerinin de buradan kapatıldığı rivayet ediliyor ama ben kapatamadım.
DİSK: Disk işlemleri olduğunu söylemem gereksiz. EXİT: Meşhur çıkışımız. Oyun içi kontrolleri ise hem klavye hem de mouse ile oluyor. Ama mouse kullanımı o kadar iyi değil. Tavsiyem joystick kullanılması. Hem kontrolü rahat hem de iki kişi oynarken mouse'un saçmalamaları yok. Joystick hareketleri oldukça basit. Oyunda iki bölüm var. Birincisi hareket, ikincisi ise saldırı. Bu iki bölümde de joystick'in ateş tuşuna basılıp yukarı, aşağı ve sağa, sola hareketleri ile yapılan işlemleri kolayca anlayabilirsiniz. Anlayamayanlar derginin üçüncü sayısını açıp History Line isimli oyunu okusunlar. Üretim Factory'lerde (fabrika) yapılıyor. İkinci bölümde Factory yok. O yüzden üretim yapacağım diye yırtınmayın. Üzerinde F harfi yazılı binalar Factory, D harfi yazılı olansa Depot (depo). Depolarda sadece tamirat yapabilirsiniz. Üretim ve tamirat için her tur alacağınız enerji puanları o turda yapabileceğiniz üretim ve tamiratı sınırlar. Tabii hiçbir şey yapmayarak bu enerjiyi biriktirebilirsiniz. Böylece ilerisi için yatırım yapmış gibi olursunuz. Savaşlarda yine savaş yapan birliğin savaş yapma sayısı göz önüne alınmış. Birlik her savaşa girdiğinde adının yanında bir yıldız belirir. Altıncı savaşın sonunda birlik hâlâ duruyorsa bu yıldızlar bir haç şeklini alırlar. İşte yenilmez bir birliğiniz oldu. Birliğinizi altıncı savaşın sonuna kadar ayakta tutmak içinse her savaşın sonunda yapabiliyorsanız tamir ettirin. Topçularınızın elit olması daha kolaydır çünkü göğüs göğüse çarpışmaya girmek zorunda değillerdir. Eğer girerlerse sonuç zaten hezimet olur. O yüzden topçularınızı daima cephe gerisinde tutun. Elit olduklarında inanılmaz bir vuruş gücüne sahip olurlar. Yani kısacası savaşı kazanırsınız. Tabii rakibe böyle bir şans tanımamanız gerekir. Moon of Chromos'ta belki en iyi olan şey daha önce düşünülmemiş olan arazi ve silah çeşidine göre tarafların birbirlerine üstünlük göstermeleri. Eskilerinde oynadıysanız hatırlarsınız, bir tank birliği bir piyade birliğine saldırdığında aynı sayıda kayıp verirlerdi. Burada ise tank birliğinin tipine göre düşman piyade birliğine çok ağır kayıplar verdirebiliyorsunuz. Ayrıca aynı tip birlikler karşılaştığında arazi şekline göre kayıplar belirleniyor. Strateji olarak yapabileceğiniz pek fazla değişiklik yok. Klasik Blue Byte taktiği uygulayın. Önce savunmaya çekilin. Savunmanızı genellikle Factory veya Depot'ların yakınında kurun ki tamir işlemleri için fazla yol katetmeyin. Kara kuvvetleriniz düşman saldırı gücünü tutsun. Topçularınız rakip topçular üzerinde elit olsun. Daha sonra düşmanın kara birliklerini yok edin. Ve ana karargâhını ele geçirin. Ya da tüm birliklerini yok edin. Yalnız savaşı ne kadar önce bitirirseniz o kadar fazla puan alırsınız.