İNEXESİ

- ÖNERİ Merhaba, Geçen ay başlayan köşemizde bu ay bazı değişiklikler oldu. Neyse, bu ay (belki de bundan sonraki aylarda da) Uçan Balık bölümümüz yok. Ayrıca geçen ay yapacağımızı söylediğimiz gibi, bu aydan itibaren kaset tanıtımı bölümüne başladık. İleride tanıtımların sayısı artabilir. Sinan Erel, Kırıntı köşesinde seçtiği kitapları ile yine sizleri bekliyor, çok güzel kitaplar seçmiş mutlaka okuyun. Bu arada dergice gittiğimiz Guns N'Roses ve Bryan May konserine de değinmeden geçmek istemiyoruz. Önce, bizi saatlerce bekleten organizatöre bir borç biliriz. Hemneyse yine de bir İngiliz beyefendisi tavırlı, mütevazı, fakat mükemmel bir ekiple çok güzel müzikler yapan Bryan May kalplerimizi fethetti. Sonra çıkan Guns N'Roses da muhteşem şovları, şimdiye kadar sadece T.V.'de gördüğümüz zuhurları ve mükemmel müzikleri ile bi.

zi sarhoş etti. Organizasyon ve ses düzenindeki ufak problemler hariç konser muhteşem, mükemmeldi. Evet karşınızda Kırıntı

KIRITI

Evet, artık yazın sıcağını beyninizde hissetmeye başlamışsınızdır. Termometrelerin 20'den aşağı inmediği bu sıcaklarda hem bilgisayar, hem de kitap çekiciliğini kaybetmeye başlamış gibi görünebilir ama siz yine de duygularınıza kolayca teslim olmayın. Sıcağa rağmen kendini okutacak kitaplarım var bu ay.

İSTANBUL GİZEMLERİ Eğer gizem, büyü ve esrarengiz şeyler ilginizi çekiyorsa, bunların üstüne bir bilirkişi derlemesi de ilgi alanınıza girer sanırım. Giovanni Scognamillo'nun yazdığı İSTANBUL GİZEMLERİ aslında herkesin ilgisini çekebilecek nitelikte bir eser. Kitap, İstanbul bazlı olmasına rağmen sadece İstanbul'la sınırlı kalmıyor. İstanbul'un antik çağa giden tarihi ve kendine has özellikleri yüzünden gizemcilerin durak veya merkezlerinden biri olduğu konusundaki tezleri kanıtlarıyla ortaya konmaya çalışıyor. Kitapta antik çağda İstanbul'a kurulan Uğursuzluk Tanrıçası Hekate'nin — İstanbul'un kedi kadınlarına kadar; Rasputin'lerin karabüyücüsü ve medyumu Hanussan'in İstanbul, Tepebaşı'nda yaptığı sihirbazlık gösterilerine kadar bir sürü ilginç olaya değinilmiş. Eğer önyargılı yaklaşmazsanız, rahatlıkla ufkunuzu genişletebilecek bir kitap. Kaçırmayın.

SCOGNAMILLO

ISTANBUL

INEXESİ

ERİŞİLMEZ İMPARATORLUK Asimov'culara müjde. Son romanı ERİŞİLMEZ İMPARATORLUK (FORWARD THE FOUNDATION) çıktı. Bu kitap için hiçbir şey söylemeye gerek yok, aşağıdaki satırlar çok daha fazlasını söylüyor. “Patlatıcı. Silaha bu ad verilmesine rağmen aslında bilinen biçimde bir patlamaya neden olmuyordu. Kurbanın içini buharlaştırıyor ve aslında dışarıdan içeriye doğru bir çökmeye neden oluyordu. Yumuşak, iç çekişini andıran bir ses duyuluyor ve geride sanki patlamış gibi gözüken bir ceset kalıyordu. Hari Seldon bu sesi duymayı beklemiyordu. Onun beklediği ölümdü. O yüzden o çok belirgin yumuşak, iç çekişe benzeyen sesi duyunca şaşırdı. Ağzı bir karış Başını eğerek vücuduna bakarken gözlerini hızlı hızlı kırpıştırdı. Yaşıyordu?"

Hayır dedim.

DELİLER MEZARLIĞI Son kitabımızda Ray Bradbury'ye ait, DELİLER MEZARLIĞI (A GRAVE-YARD FOR LUNATICS). Bilimkurgu severlerin ilgisini çekeceğini sanıyorum. Aşağıdaki satırlarla ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. "İnsanlar iki kere ölemez diye düşündüm. Merdivenin tepesinde duran, gece rüzgarında sallanan şey J. Carburthnot olamazdı. Cesetler çürür. Cesetler yok olur. Baktım: Zaman Yürüyüşü 21 Haziran 1933 Zaman Yürüyüşü 20 Haziran 1930 Zaman Yürüyüşü 4 Temmuz 1930 Maggie'nin kolu havada 1930'da Zaman Yürüyüşü yoktu, dedim. "Tam isabet! Bu çocuk bir uzman!" Bunlar zaman makaraları değil diye ekledim. Bir numara bu. Ne için?" Bu sıcaklarda bu kadar kitap yeter, gelecek sayı görüşmek üzere.

SİNAN EREL

Sinan Erel ve bu ayki Kırıntı'dan sonra sıra kasetlerde:

ACCEPT OBJECTION OVERRULED: İşte Almanların Scorpions'dan

sonra çıkardığı en büyük rock (aslında Accept Heavy Metal grubudur) grubu olarak kabul edilen Accept'in birkaç yıllık sessizliği sona erdi. İşte yepyeni bir albüm. Birkaç yıl önce gruptan ayrılan Udo Dirkschneider'in, UDO isimli kendi grubundan ayrılarak, Accept'e geri dönmesi ile Accept eski sounduna tekrar kavuştu. Gerçi biraz şahsi bir görüş olsa bile bu albüm eski Udo'lu Accept albümlerini biraz da olsa aratıyor. Her şeyden önce gruptan ayrılan gitarist Fischer'in yokluğu bayağı hissediliyor. Grupta artık tek gitarist olduğu ve hem ritm hem de sololar bu gitarist tarafından çalındığı için olsa gerek Accept'in eski zengin ritmleri ve Fischer'in sololarını insan arıyor. Genelde birkaç yıldır özellikle heavy metal yapan grupların azalıp ortaya yeni grupların ve yeni müzik türlerinin çıktığı şu günlerde bu albüm heavy metal severler tarafından alınması gereken bir albüm. Özellikle Accept'in çok kullandığı koro back vokallerle süslenmiş parçalar dinleyene başka bir zevk veriyor. Kaseti dinlemeye başladığımda albümle aynı adı taşıyan ilk parçanın ritmleri ve sözleri beni gerçekten etkiledi, ayrıca albümdeki "Protectors of Terror", "Amamos La Vida", "Sick Dirty and Mean" ve bir enstrümantal olan "Just By My Own" çok güzel parçalar. Açıkçası almaya değecek güzel bir kaset.

İZZY STRADLIN

AND THE JUJU HOUNDS: Bu, Guns'n'Roses'ın eski ritm gitaristi (eski derken, Use Your Illusion'larda yer almıştı, hatta İstanbul konserinde grupla birlikteydi), Izzy Stradlin'in kendi grubu olan Izzy Stradlin and The Ju Ju Hounds ile yaptığı ilk albüm. Guns'n'Roses ile çalışırken de vokal yapan Izzy Stradlin albümde hem gitar çalıyor hem de şarkıları söylüyor. Grubun diğer üyeleri de şöyle:

Izzy Stradlin

> Ashhurst (Bass, back vokal), Charlie

Ju Ju Hounds, "Chalo" Quintana (Bateri, back vokal) ve Rick Richards (Gitar, vurmalılar). Türkiye'de genelde pek dinlenmeyen American South rock türünde, hatta arasıra jazz ritminde hoş müziklerin olduğu güzel bir albüm. Albümdeki parçalar genelde ritmik ve hoş. Eğer Mr. Big, Cinderella gibi grupları seviyorsanız bu albümü de edinseniz iyi edersiniz.

MARTY FRIEDMAN SCENES: Megadeth'te gitarist olarak çalışan Friedman'ın albümü, yapımını ünlü new-age müzisyeni Kitaro'nun üstlendiği değişik bir albüm. Eğer Marty Friedman'dan Megadeth (ya da Cacophony) tarzı bir şeyler bekliyorsanız yanılırsınız çünkü bu gerçek bir new-age albümü. Marty'nin güzel gitar tonları ile süslediği bol ezgili, ara sıra fırlayan distortion gitarları ile tam bir virtüöz albümü. Özellikle Kitaro'dan kaynaklandığını düşündüğüm albümdeki Japon müziği esintileri albümü bayağı farklı kılıyor. Eğer kulağınızı biraz dinlendirmek ve farklı, güzel, melodik müzikler dinlemek isterseniz çok güzel bir albüm, edinin. Zira böyle albümlere pek sık rastlanmıyor (gerçi bu albüm şimdiye kadar dinlediğim birçok virtüöz albümünden epey farklı).

QUIREBOYS BITTER SWEET & TWISTED: İşte Quireboys'un geciken ikinci albümü. Albümün gecikmesinin sebepleri ise şunlar: grup elemanlarının şahsi ve belki bundan daha da önemli olarak Bob Rock'ın Metallica ve kendi grubu olan Rock Heads'in kayıtları yüzünden gruba zaman ayıramaması ve uzun bir zaman kaybından sonra albümü tamamlayabilmek için yeni bir yapımcı (Chris Kimsey) bulmaları. Neyse her şeye rağmen albüm bitirildi ve piyasaya çıktı. Eski albümleri kadar iyi olmasa da albümün çok iyi ve hoş olduğunu söylemek gerekiyor. Özellikle yazdıkları ilk balad olan "King Of New York" ve "Last Time", albümde dikkat çeken parçalardan. Ayrıca 70'lerde Amerika'da hit olan "Brother Louie", "White Trash Blues", "Tramps And Thieves", "Take Me Revenge" dinlenesi ve güzel parçalar. Alınası, güzel bir Rock'n'Roll albümü. Köşemize mektup yazmak isteyenler için adresimiz:

İNEXESİ (veya KIRINTI) ANIGADergisi PK 41-BİSTİ Bahariye / İSTANBUL

YAĞMUR TATAY