PHANTOMS |
Altı yıl boyunca uzayda dolaştıktan sonra hak ettiğiniz tatili yapmak için dünyaya dönünce hiç de beklemediğiniz bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Kendi dünyalarını saçma sapan bir nükleer savaş sonucu kaybeden ECO PHANTOMS hayatlarına devam edebilmek için dünyamızı işgal ediyorlar ve kaynaklarımızı kurutan üç büyük ünite kuruyorlar. Sizin göreviniz bu üniteleri yok etmek ve kurtarabildiğiniz kadar insan kurtarmak. Atmosferik grafikleri ve ilginç ikon sistemiyle ECO PHANTOMS siz bu satırları okurken ülkemize gelmiş olacak.
ış SI Durmadan kaçırılmış prensesleri kurtarmaktan veya istila edilmiş
| dünyaları kurtarmaktan bıktıysanız rahatlayabilirsiniz çünkü bu kez gerçekten ilginç konulu bir oyun hazırlanıyor. 1893 yılında Chicago |
Fuar'ında gerçekten ilginç bir deney planlanmaktadır. İnsanlar ilk kez uzaya bir kapsül gönderecek bir aracın planlarını yapmaktadırlar. Bu araç yaklaşık olarak dev bir topu andırmaktadır. Tam aracın kapsülü ziyaretçiler tarafından gezilmekteyken oyunun kötü karakteri Rasputin topu ateşler, hem de kendi de içindeyken. Böylece bilim adamları, politikacılar (onlar hak ediyor gerçi), iş adamları ve diğer garip meslek gruplarına ait ilginç bir grup Mars'a doğru ilginç bir yolculuğa çıkarlar. Oraya varınca ilk panikten sonra etrafı incelemeye ve kaybolmuş Mars uygarlığını araştırmaya başlarlar. Gruptaki dahiler sayesinde dünyaya mesaj göndermeyi başarırlar. Araştırmaları sırasında Marslıların icat ettikleri ilginç bir araç bulurlar. Bu alet sayesinde insanlar uyanıkken istedikleri bir 'rüya dünyasına' girebiliyor ve aletten çıktıktan sonra olayların tümünü hatırlayabiliyor. Bu aletin bulunmasından sonra grupta delirmeler ve ölümler olduğuna dair haberler gelmeye başlar. Ve sonunda haberler tamamen durur. Şimdi sizin göreviniz Mars'a giderek oradaki insanlara ne olduğunu bulmak. Oyunu hazırlayan Origin firması son zamanlarda çıkardığı üstün kaliteli oyunlarla dikkat çekiyor. Bunun da en az diğerleri kadar iyi olacağı söyleniyor. PC için hazırlanan oyun çok yakında Amiga'ya uyarlanacak.
| : Bu oyun arcadelerde çıktığından beri yarış oyunu sevenlerin dilinden düşmüyor. SUPER MONACO GP, Formula 1 yarışlarının en ünlüsünü konu alıyor | | ve bu tehlikeli sporun bütün heyecanını ekranlarınıza getiriyor. Oyunda becerinize göre otomatik, 4 | veya 7 vitesli arabalardan birini seçiyorsunuz. Tüneller, ölümcül virajlar ve Formula 1 yarışlarının ünlü isimlerinin sürdüğü arabalarla dolu pistlerde anormal hızlarda yarışıyorsunuz. Lotus kadar eğlenceli olacağa benzeyen oyun hem Amiga'da hem de C64'te yaklaşık aynı zamanda (Mart sonu) hazır
FERRE olacak.
Yeryüzünde ejderhalar devrinin kapandığı zamandan geriye sadece Bahamoot kalmıştır. Son ejder Bahamoot, genç Kral Kayus'u da alarak yola çıkar. Amacı o sırada yeryüzünü yönetmekte olan zalim Kral Zambaguos'u tahttan indirmektir. İşte şimdi okumakta olduğunuz oyunun konusu böyle.
Oyunumuz sağa doğru kayan shoot'em up'lardan biri. Ama diğerleriyle kıyaslandığında üstün gelecek birçok yönü var. En önemli şeylerden biri de çok orijinal değişiklere sahip olması. Bu oyunda benim ilgimi çeken ilk şey bir ejderhayı ve onun sırtındaki savaşçıyı yönetiyor ol-
mak. Ejderhanız Bahamoot'u joystick'inizle hareket ettirdikçe kuyruğu değişik şekillerde oynuyor. Ekranda Bahamoot oldukça değişik şekillerde gösterilmiş. Kuyruğuyla size gelen düşmanları ve kurşunları önleyebildiği gibi savurarak onları yok edebilirsiniz. Tabii bunları ona sizin yaptırmanız gerekiyor. Esas zarar görmemesi gereken Bahamoot değil, Kayus yani sizsiniz. Başta Kayus yalnızca okla ateş edebiliyor. Bahamoot kuyruğunu kullanmak zorunda. Fakat daha sonraları ele geçireceğiniz silahlar sayesinde ejderhanız ağzından ateş püskürtebiliyor ve Kayus da hedefi kendiliğinden bulan füzeler kullanabiliyor. Ayrıca her zaman mevcut olan bir silahınız var. Bu silahı kullanabilmeniz için ateş düğmesine biraz basılı tutun ve sonra bırakın. Bunu yaparsanız Bahamoot ağzından ateş edecektir. Ne kadar güçlü ateş edebileceği ise ateşi basılı tutmanızla ayarlanabiliyor. Anlatmak istediğim son bir özellik ise Kayus'un ejderin sırtından inip kendisi gidebilmesi. Fakat o zaman ekran duruyor. Bu yüzden yapmamanız daha iyi. Ejderin sırtından inmek için, yürüyebileceğiniz düz bir alana gelip joystick'i aşağı çekin ve ateşe basın. Tekrar ejderin üstüne çıkmak için ise joystick'i aşağı çekerek Bahamoot'u yanınıza çağırın, sonra da ateşe basın. Oyunun ilk bölümünde küçük yaratıklarla uğraşırken karşınıza küçük bir yaratık çıkacak. Bu böceğe benzer yaratığın vücudundaki yıldıza benzer şeyleri vurunca etkisiz hale geliyor. Daha sonra devam ederek yolunuza devam ettiğinizde büyük bir uzay aracı göreceksiniz. Bunu vurduğunuzda üstü ayrılacak ve bir yaratık çıkacak. Onu öldürdüğünüzde uzay aracı da bir yaratığa dönüşerek size saldıracak. Onu vücudunun alt kısmındaki gözünden vurarak öldürebilirsiniz. İkinci bölümde deniz altına benzer bir yerde ilerliyorsunuz. Çevrenizde yosunların arasından çıkan ufak yaratıklar göreceksiniz. Onları kendinize dert etmeden bölümün sonuna gelmeyi başarırsanız çok büyük bir robotla karşılaşacaksınız. Bu uzun yaratığın gözlerini vurarak ondan kurtulabilirsiniz. Üçüncü bölümde ardı ardına üç-beş dev yaratıkla uğraşmanız gerekecek. Burayı geçmek içinse çok ama çok büyük bir ejderle savaşmalısınız. Onun ağzının içinden vurun. Dördüncü bölüm sizi zorlayabilir, çünkü dar geçitler arasında geçerken saldırıya uğruyorsunuz. Bu bölümde büyük pirana balıklarıyla da baş etmeniz gerekecek. Bölüm sonunda dev bir yengeç sizi bekliyor. Ona karşı Bahamoot'un kuyruğuyla kendinizi koruyup ağzını vurun. Beşinci bölüm bayağı zor. Ekranın her tarafına büyük dikenli bitkiler yayılmış. Son bölüme geçmek içinse büyük bir beyin ve ardından büyük bir kurukafayla mücadele etmelisiniz. Son bölümde o kadar dar geçitler var ki ilerlemek için Kayus'u kullanmanız gerekecek. Bu bölümü de tamamladığınız zaman zalim Kral Zambaguos'u yok etmiş olursunuz. Bunu gören ejderha tanrısı Animos Bahamoot'u alıp bir yıldıza çeviriyor. Siz de kral oluyorsunuz. İkiyüz yıl dünyayı yönettikten sonra bir gün ölüyorsunuz ve parlayan bir ejder gelip sizi cennete götürüyor. Bence Dragon Breed çok güzel bir oyun. Ayrıca çok iyi ses efektleri, müzikleri ve grafikleri var. Kaçırmayın. Mert HEKİMCİ
GRAFİK SES-MÜZİK — 9-0
OYNANABİLİRLİK
Dövüş, karate meraklıları, Fight hayranları yaşadı. E-Swat nihayet geldi ve büyük eğlence başlıyor. Artık sakin oturmak yok. Sizi bekleyen beş ayrı bölüm ve her bölümde üç tane olmak üzere on beş ayrı kademe var. E-Swat konu ve grafikler bakımından Dragon Ninja'ya çok benziyor. Ama bazı bakımlardan ölümsüz Dragon Ninja oyunundan daha üstün. İlk fark hem dövüşüp hem de silah kullanabilmeniz. İkinci fark düşmanlarınızın bol çeşitli, yeni yüz ve yeni kabiliyetleri olması. Bu kadar kısa bir ön yazıdan sonra sıra ile bölüm ve kademeleri anlatmaya başlayalım. Bu arada oyuna başlarken bir silahınız mevcut. Silah sahibi olduğunuzda dövüş hareketleri otomatikman kalkar. Yapmanız gereken yalnızca joystick'i düşmanınızın tarafına çekip ateş düğmesine basmak olmalıdır. Bölüm 1: Büyük bir caddedeyiz. Etraf kalabalık sayılır. Kaykaylı çocuklar yanınızda uslu uslu kayıyorlar. Sonra birden hepsi size bellerinden çıkardıkları copla saldırıyorlar. Ateş düğmesine basıp onları hakladıkça bütün fight oyunlarında olduğu gibi sağa doğru ilerleyin. Tabii bu arada önünüze çıkan taş, kutu, basamak gibi şeylerden atlayın. Yine bu gibi şeylerden havalanarak üst katlara, balkonlara, çatı ve yangın merdivenlerine çıkın. Çünkü birazdan balkon ve pencerelerden dost olmayan yüzler, size sıcak bir karşılama yapacak. Burada karşınıza yeni bir hareket çıkıyor. Hedefin tam altı, joystick yukarı ve ateş. İlk kademenin sonu iri bir çamyarması ile kapanıyor. İkinci kademeye geçmeden önce başta söylemeyi unuttuğum bir şeyi hatırlatayım. Oyuna başlarken bir veya iki kişilik seçim yok. Seçimi joystick portlarından yapıyorsunuz. Birinci port oyunu tek kişilik, ikinci portta iki kişilik yapıyor. İkinci kademede sokak devam ediyor. Düşmanlarınıza bu sefer gizli örgüt ajanları da katılıyor. Bunların belli başlı özellikleri ise hızlı silah çekip, seri atış yapmaları. Kademenin sonunda rehine bir kadının arkasına saklanmış, boyu en az sizinkinin üç katı olan bir basketbolcunun, basket topu ile bumerangı karıştırması ve size zarar vermesi. Seri bir atışı üçüncü kademeye getirmenizi sağlar. Üçüncü kademe araba pazarında. Yanınızda boy boy tırlar size benzeyen bir oyunu hatırlatacak. Bu kademe diğer ikisine oranla daha zor. Bir yandan ajanlar, bir yandan kaykaylı belalar başınızda dert olmasın. Dikkatli olun, kademe sonu emektar bir denizcinin iyi çapa kullanmasından ibaret. Bölüm 2: İlk kademe çatıda geçiyor. Düşmanlarınız bu sefer ustalaşmış bir yığın komando ve Rambo kılıklı savaşçılardan oluşuyor. Siz de kostüm değiştiriyorsunuz. Bu kadar asker pek işe yaramıyor ama şu Rambo kılıklı, çivi çakanlardan hoşlanmadım. Arada bir ortaya çıkan iri asker kaçakları size M-60'ın marifetlerini gösterecek. Kademe sonunda ki adamı haklamalısınız. İkinci kademede çatıda devam ediyoruz. Yine asker ve komandolar rahat vermiyor. Bir de bunlara apartman boşlukları eklenmiş. İlerde yol bitiyor. Siz beklerken kazandığınız yeni lazer dalgası silahını gelen askerler üzerinde deneyebilirsiniz. Yeni silahınızı tek kişi oynuyorsanız Commodore tuşu ile, iki kişi oynuyorsanız ikinci için soru işaretine basarak kullanabilirsiniz. Şimdi sağ duvarın yanına gidip zıplayınca bir de bakmışsınız ki duvarın üzerindesiniz. Kademe devam ediyor. Pencere ve çatı kenarındaki askerler sizi bayağı meşgul ediyor. Bunlara bir de alev makinesi taşıyanlar katılıyor. Üçüncü kademede ikinci bölümün tamamını oluşturan çatı yine egemen. Bu binanın sonunda hızla yıkılmakta bir bina var. Bina sürekli yıkılırken siz de o arada askerlerle mücadele ediyorsunuz. Bir yandan da balonları topluyorsunuz. Bölüm 3: Nihayet ayağım yere değdi deseydim ama değmez olaydı. Çin mahallesindeyiz ve etraf terörist dolu. Elinde Uzi'lilere karşı sizin de bir lazer topunuz oluyor. Bir de bir sürü hemen devireceğiniz karateciler var. Kademe sonunda bir kaplanla karşılaşıyorsunuz. İkinci kademede biraz daha kaliteli karateciler, yıldız ve shuriken atan adamlar sizi karşılayacak. Bölüm sonunda sizi bekleyen ise bir King Kong. Üçüncü kademede staddan çıkan terörist ve karatecileri geçtikten sonra bir buggy arabası sizi ezmeye çalışacak. Arabayı vurunca bir pick-up'a dönüşüyor ve saldırganlar kaçıyor. Bölüm 4: Düşmanlarınız sizinle başa çıkamayacağını anlayınca lazer toplarıyla saldırıyor. İlk kademedeki düşmanlarınız duvar ve tavana asılı lazer topları. Bu altlı üstlü iki sıra halinde dizilmiş lazer silahlarının üsttekini yok etmeniz tek yolu eğer tek kişi iseniz,
Selam Commodore'cular. Bu ay sizlere bir zamanların gözde oyunu Commodore firması Konami'nin bir oyununu tanıtacağım. Klasik sağa doğru kayan, ilerle öldür türünün öncülerinden olan bu oyun, 85 yılında piyasaya çıktığında bizi epey ekranlara bağlamıştı. Evet çoğunuzun tahmin ettiği gibi "Green Beret"ten söz ediyorum. Oyunda yeşil bereli askerimiz tutsak edilen arkadaşlarını kurtarmaya çalışıyor. Konusu gayet basit ama kendisi hiç de öyle değil. Bunun için pek çok bölüm geçmeli, yığınla düşman öldürmelisiniz. Oyunun sonları trainer versiyonu çıktı ama bizim oynadığımız ilk zamanlar traineri yoktu ve oyunu 3 hakla bitirebilmek için saatlerce joys-
Commodore tuşuna basılı tutarak altılı topları ateşlemek. Alttakinden gelen ışınlardan ise zıplayarak geçin. Daha sonra adamınızı çöktürüp ateş edin. Böylece hiç geçmek istemeyeceğiniz diğer iki bölüme geçebilirsiniz. İkinci kademede daha rahat olarak bir limandasınız. İri yarı tayfalardan zıplaya zıplaya kaçar ve limanın sonuna gelirseniz iki uçan motorsikletli sizi karşılayacak. Üçüncü kademede yine teröristler ve panzerler var. Panzer toplarını elinizdeki silahla başa çıkmak olanaksız olduğu için lazerle vurun. Bunları da geçtikten sonra bitmez enerji ve inatlı ikiz robotlar var. Aman dikkat. Roket ve füze atan komandoların yanında altlı üstlü lazerler de aman vermiyor. İleride ekran boşalıyor. Korkmayın yalnız değilsiniz. Tepenizdeki kutunun tam altına gelip, joystick yukarı ve ateş. İkinci kademedeki düşmanlarınız lazer topları ve uçan kurukafalar. Son kademede etraf robot ve lazer topları kaynıyor. Bir de üstüne üstlük silahınız lazer dalgasına dönüşüyor. Burada yapmanız gereken zıplarken en üst kademedeyken lazer dalgası yollamanız. Burada oyun bitiyor. Elimdeki oyun son ekranı yüklemiyor ama olsun. E-Swat o sıcak ve hareketli havasıyla Commodore 64'ü bir Arcade makinesine çeviriyor. Fight hayranları 1991'in ilk ayında, böyle güzel bir oyuna kavuştukları için şanslılar. Herkes denemeli. Barış YALÇINKAYA
GRAFİK 85 SES - MÜZİK 95 OYNANABİLİRLİK 90
GENEL 80 tick sallamaktan kolumuz kopardı. Neyse bu kadar nostaljiden sonra oyuna dönebiliriz. Programı yüklediğinizde kurtaracağınız tutsakları gösteren sembolik bir demoyla karşılaşacaksınız. Green Beret'da ekranın solunda haklarınızı, altında aldığınız silahı ve mermi sayısını, ortada score'ları, en sağda da hangi bölümde bulunduğunuzu görebilirsiniz. Green Beret'da kullandığınız tek silah bıçak. Bu yüzden adamların size iyice yaklaşmasını bekleyip bundan sonra öldürmelisiniz. Yalnız ara sıra karşınıza çıkacak beyaz üniformalı komutanları öldürerek her bölüm için farklı silah elde edebilirsiniz. İlk bölüm için alev makinesi, ikinci bölüm için bazuka, sonraki bölüm için el bombası gibi. Yalnız bunları 3'er kez kullanabiliyorsunuz. Kullanmak için "space"e basın. Oyunda komutanlar dışında öldüreceğiniz başka adamlar var. Judocular bunların en zorlusu. Gördüğünüz anda ileri zıplayıp havada öldürmeye çalışın. Mavi üniformalı askerler ise aniden ateş ediyor. Ateş sesini duyduğunuz anda eğilin. Paraşütlü judocular da ayrı bir dert. Bölümleri açıklamayı gerek görmedim, çünkü yaptığınız olay hep aynı, sadece background'lar değişiyor. Yalnız ilk bölümün sonunda jipten inen adamları öldürmek için ekranın en sağına gidip yere yatın ve ateşi otomatiğe alın. Her ay bu köşede sizlerle koleksiyonunuza katabileceğiniz arşivlik Commodore oyunlarını açıklamaya çalışıyorum. Green Beret da zengin background grafikleri, güzel müziği ve uzunluğuyla bunlardan biri. Toga SAVAŞÇI
Evet sayın seyirciler maç başladı. Şimdi kaykay savaşçılarının kıyasıya dövüşüp maçı kazanmalarını seyredeceğiz. Oyun direkt menülerle başlıyor. İlk çıkan menü, joystiği veya tuşlarla oynamak istediğinizi soruyor. Keyboard tuşları ve görevleri ise; Z:Sol X:Sağ K:Yukarı M:Aşağı C:Fire. Sonra oyunu kaç kişi oynayacağınızı seçiyorsunuz. Daha sonra ana menüye giriyorsunuz. Buradaki seçenekler ise; Start Game: Oyuna başlamaya yarar. | Scoreboard: Oyunda yaptığınız skorları hafızaya yerleştirir. | Select Team: Takımı seçersiniz. Bu takımları joystiği alttaki artı ve eksinin üzerine getirip ateşe basarak değiştirebilirsiniz. Sol ok ve sağ ok ise üçüncü kişilere kadar seçme. Burada alttaki kurukafanın üstüne getirip ateşe basarsanız oyuncu hakkında genel bilgi alırsınız. Soru işareti de aynı işi görür. | Change Team Names: Oyundaki takım isimlerini değiştirirsiniz. no Sound fx: Oyun içindeki ses ve efektleri açıp kapamaya yarar. | | | | |
High Score: Tabelada en yüksek skorları görürsünüz. | Çok güzel grafik ve efektlerle süslü oyunumuz, gerçekten de almaya de- © | ğecek bir oyun tavsiye ederim. |