RUMPLE
BOB RUMPLE Gırgır oyunlardan hoşlanıyorsanız Bob Rumple herkesin seveceği tipte bir oyun. Oyunda amacınız önünüze çıkanları dövmek. Oyunda karşılaşacağınız kişilerin bazı özellikleri var. Yaşlı Adamlar: Bu munis görünüşlü adamlara sakın aldanmayın. Ellerindeki bastonu kılıç gibi kullanırlar. Tekme ve el hareketleri ile dövebilirsiniz. Çantalı Kadınlar: Bu kadınlar boyları çok küçük olmalarına rağmen çok kuvvetlidirler. Ellerinde çantalarını havada sallayıp size fırlatırlar (çantaların üzerinde Broom yazısı görülünce eğilin). Köpekler: Bu köpekler oldukça vahşi, onları etkisiz hale getirmek için onlarla arkadaş olmalısınız. Bunu da zıplayarak yapabilirsiniz. Break Dansçılar: Bu uzun boylu dansçılar yerde döne döne ilerler. Size çarptıklarında gücünüzü azaltırlar, tekme veya el hareketleri ile dövebilirsiniz. En çok bunda zorlanacağınıza inanıyorum. Goriller: Birkaç vuruşta sizi dümdüz ederler. Tekme ile rahat dövülür. Şişman Adamlar: Sizi göbekleriyle ezerler. Tekme ile dövmek zordur. Çünkü hızlıdırlar. El hareketleri ile dövebilirsiniz. Cüceler: Size bomba veya enerji veren kalp getirirler. Oyunun 8'e kadar almak şartıyla istediğiniz bölümden başlatabilirsiniz. Hareketlere ise Tekme: Adamınızın bulunduğu yerin tersine joystiğinizi çekip düğmeye basarsanız tekme atabilirsiniz. Gıdıklama: Joystiğinizi aşağıya çekip düğmeye basmalısınız. Bunların yanında her bölümde değişen el hareketlerinizi adamınızın bulunduğu yöne doğru ve yukarı doğru joystiği kullanıp fire tuşuna basın. Oyunun grafikleri güzel. Adam boyları büyük çizilmiş. Müzik çok güzel olmasa da idare eder. Dövüşten hoşlananlar için ideal bir oyun. KORHAN TAMAN acı bir şekilde Dünya Kupası'ndan elendin ve bir sonraki Dünya Kupasında başarı için birçok köklü değişiklikler yapılmakta.
Bunlardan biri de, hatta en önemlisi Milli Takıma menajer bulunması. Birçok aday içerisinde görevi siz aldınız. Bol şans! Çünkü buna ihtiyacınız var. Oyunumuz TRACK SUIT MANAGER işte bu mesajla merhaba diyor size. Yeni görevinize hoş geldiniz. Amaç ülkenizi Dünya Kupası maratonunda en tepeye ulaştırmak. Bu hedefli bir yola çıkarken en büyük yük sizin üstünüzde. Milli Takımı seçecek, taktikler verecek, maçlar yaptıracak ve başarıya koşacaksınız. İlk adım: Oyunun başındaki mesajın hemen altında üç seçenek: ENGLAND, OTHER, LOAD DATA. Takımınız İngiltere ise ENGLAND'ı, eğer başka bir ülke ise OTHER'ı seçeceksiniz. Bu kademede bilgisayar önce isim ve soyadınızı isteyecek, sonra karşınıza birçok ülke ismi çıkaracak. Ve bunların içinde pırıl pırıl bir isim size gülümseyecek: TÜRKİYE. Bu oyun size Hollanda'nın, Almanya'nın, Fransa'nın yanında Tınaz Tırpan'ın koltuğunu da veriyor. Eğer önceden kaydettiğiniz bir bölüm varsa o zaman alternatif LOAD DATA olmalıdır. Farzedelim ki, oyunu ilk defa oynuyorsunuz. Yani daha önceden kaydedilmiş datanız yok. İsim ve soyadınızı yazdınız, ülkenizi seçtiniz. Sıra Milli Takıma futbolcu almaya geldi. Futbolcunun ismini yazın ve Return'e basın. Cursor alt satıra geçecektir. Burada futbolcunun kademesini belirleyin. (G- Kaleci, D- Defans, M- Orta Saha, F- İleri). Unutmayın, takıma seçebileceğiniz oyuncu sayısı en az 60 en çok 100. Sıra geldi gruplara. Ülkenizin bulunduğu grubu iyi takip edin. Edin ki, rakiplerinizi önceden tanıyabilin. Her oyun oynayışta gruplar rastgele seçildiklerinden dolayı değişecektir. Bu arada gazete başlıkları manşetler halinde oyunun çeşitli yerlerine sizin başarınızı...
Değerli okuyucularım, sizlerden epeyce uzak kaldım. Umarım bir daha sizlerden ayrı kalmak zorunluluğu doğmaz. Evet nerede kalmıştık... Sanıyorum Adventure'ın Amerika'daki doğuşunu anlattıktan sonra yazımız bitmişti. Bu yazımda size uzun yıllar Amerika'nın tekelinde olan kaliteli adventure'ın İngiltere'de nasıl gelişip boy attığını incelemeye çalışacağım. 1985 yılının sonlarına doğru basın toplantısında gazetecileri hayrete düşüren bir bilgisayar piyasaya sürüldü. Adı geçen makine QL idi. Onunla birlikte aynı ilgiyi çeken bir de text-only diye adlandırdığımız grafiksiz bir adventure tanıtıldı. QL bir firmanın sonunu hazırlarken adı Pawn olan bu adventure bir firmanın doğuşunu müjdeliyordu. Gerçi o yıla kadar İngiltere'de iyi adventure'ler yapılmamış değildi. Colossal Adventure, Snowball ve Lords Of Time'ı yapan Level 9 firması oldukça iyi bir adventure olan Red Moon'u piyasaya çıkarmıştı. Ama İngiltere pazar şartları Level 9'un büyük çapta oyunlar yapmasına engel gibiydi. Çünkü Level 9 olarak Spectrum, Atari ya da BBC sahiplerine ulaşmayı hedeflemişti. Ve bu makinelerin disk-drive'ları yok denecek gibiydi. Bu durum Amerikalıların disk drive kullanan oyunları karşısında İngiliz firmalarını yok olmaya götürüyordu. Üstelik Level 9'un parser'i sadece FİİL-KELİME ile sınırlıydı. Melbourne House tüm zamanların en çok satan oyunu The Hobbit'i yapmakla övünüyordu. Ama bu o güne kadar yapılan ilk grafikli adventure olmasından kaynaklanıyordu. Ama bir de oldukça gelişmiş bir parser'i vardı. Örneğin SAY TO BARD “SHOOT” yazabilirdiniz ama DO ile başlayan bir cümle yazdığınızda program donabiliyordu. Ne olursa olsun ileri doğru bir adımdı. Melbourne House Hobbit'ten sonra Hampstead ve Sherlock gibi başarılı adventure'ler da yaptı. Ama kitap yayımcılığı, utility'ler ve her türden oyun yapımcılığı firmanın kaynaklarının dağılmasına yol açtığından kendini sadece adventure yapımına adayan Infocom ve Level 9 gibi firmaların karşısında giderek sönüp gitti. Derken sahneye Magnetic Scrolls çıktı. Bu adını The Pawn ile duyuran ve İngiliz Adventure'ına yepyeni bir soluk getiren küçük bir firma idi. Magnetic Scrolls küçük bir firma idi ama yöneticilerinin ufku büyüktü. Çünkü o diğer İngiliz firmalarının düştüğü hataya düşmedi ve teyp için oyun kazanmak sevdasına kapılmadı. The Pawn'ın başarısını hepimiz biliyoruz. Magnetic Scrolls'un büyüklüğü bir kez daha ortaya çıktı. Çünkü o büyük bir başarının hemen ardından kalitesiz bir oyun çıkarmak yerine aynı başarıyı tekrarlayacak yeni bir oyun üzerinde tam iki yıl çalıştı. Ve bu iki olumlu adım bize Guild Of Thieves'i kazandırdı. Adı geçen bu oyun İngiltere'de yılın oyunu seçildi. Üçüncü oyunları Jinxter artık Magnetic Scrolls'un üstünlüğünü herkese kabul ettirmişti. Magnetic Scrolls aynı zamanda Rainbird firmasının büyümesini de sağladı. Tony Rainbird ölü doğan QL'deki oyunun ziyan olduğunu ilk anlayanlardandı. Birgün Magnetic Scrolls'un kurucularından ve ortaklarından olan Anita Sinclair'in (Sir Clive ile sadece isim benzerliği) yazdığı bazı oyunları görmek için bürosuna davet etti. Tony Rainbird Anita'ya elinde başka oyunları olup olmadığını sorduğunda Anita The Pawn'ın QL versiyonunu gösterdi. Tony The Pawn'ın tüm haklarını vermesi kaydıyla Anita'nın diğer oyunlarını alabileceğini bildirdi. O oyunların matah bir şey olmadığını çok iyi bilen Anita Sinclair seve seve ka-
AHMET YILDIRIM kabul etti. Ogün bugün Magnetic Scrolls Rainbird işbirliği sürmekte. Her iki taraf da bu durumdan çok memnunlar. Anita Sinclair şirket politikaları olarak yılda en çok dört oyun yapmayı kararlaştırdıklarını, sekiz oyun yapıp belli bir kaliteye ulaşmak yerine dört oyunla kaliteyi ikiye katlamanın çok daha akıllıca olduğunun bilincindeler. Anita Sinclair'in kendi deyimiyle “Infocom gibi biz de çokluk yerine niteliği ön planda tutuyoruz. Ama biz Infocom ile rekabet yerine onlarla dostluktan yanayız. Bizim tek amacımız oyunlarımızın çok iyi olması. Çok küstahça gibi gelebilir ama İngiltere'de bizden iyisi yok. Amerika'da ise sadece Infocom bizim gibi kaliteli adventure'ler yapmakta.” Anita Sinclair'in ne kadar haklı olduğunu en son ürünleri Corruption ve Fish göstermiyor mu?